şükela:  tümü | bugün
23 entry daha
  • ben.

    konu 1: yurtdışı
    yurtdışına çıkmamla doktoraya başlamam arasında sekiz seneden fazla bir süre var. öğrenci vizesiyle yurtdışında bulunan ve dolayısıyla da doktorası bitince türkiye'ye dönmek durumunda olan biri değilim. bir başka deyişle, doktora yapmak için gelmedim ki doktoram bitince döneyim. dahası, yurtdışındaki çoğu türkün aksine, "şu kadar sene yurtdışında yaşayayım, sonra yaşlılığımda türkiye'ye dönerim" gibi bir düşüncem de (en azından şu ana dek) hiç olmadı. kaldı ki, kendimi bir dünya vatandaşı olarak görüyorum ve yaşadığım yer benim için zaten "yurtdışı" değil. türkiye ise, (doğup büyümüş olduğum yer olması itibariyle) duygusal bağlara sahip olduğum, dolayısıyla da en azından bir iki senede bir gidip ziyaret etme ihtiyacı hissettiğim bir yer durumunda. işin siyasi yanı ayrı, ama dönme/orada bulunma/yaşama durumu bundan ibaret.

    konu 2: türkiye
    türkiye'den gelen doktora öğrencileri ve akademisyenlerle konferanslarda ve diğer akademik ortamlarda karşılaşıyor, görüşüyorum. büyük konuşmak istemem. ama türkiye'ye dönüp yök sistemi dahilinde görev yapmaktansa, kanada'nın (ya da isviçre, izlanda gibi kafamı dinleyip adam gibi işimi yapabileceğim herhangi bir ülkenin) küçük bir şehrindeki küçücük, önemsiz bir üniversitede kendi çapımda ders vermeyi tercih ederim - ki böyle bir şey için cv'm şimdiden fazlasıyla yeterli. elbette başka ülkelerde olduğu gibi türkiye'de de bir ya da iki dönemliğine visiting lecturer olarak görev yapmayı, türkiyeli öğrencilerle konuşmayı, onlara bir şeyler öğretebilmeyi ve özellikle de onlardan bir şeyler öğrenebilmeyi isterim. dahası, bana bu ithamlarda bulunan kişilerin küçümseyici imalarının aksine, bunu anadolu'nun farklı köşelerindeki "yeni açılan" üniversitelerden birinde yapmak bilakis hoşuma gider. bunlar güzel şeyler. ama türkiye'ye temelli dönmek, türkiye'de yaşamak bambaşka bir karar. ama daha farklı düşünebilir, türkiye'ye dönmek de isteyebilirdim. o zaman da bir şey değişmezdi. yarın bu fikrimi değiştirirsem, yine bir şey değişmez.

    konu 3: doktora ve sonrası
    kendimi sıradan bir doktora öğrencisi olarak görüyorum. bir konferansa gidip binlerce doktora öğrencisini bir arada görünce, içlerinden bazılarının ne kadar güzel şeyler yaptıklarına şahit olunca ve dünyanın farklı yerlerinde daha onbinlercesinin kimbilir neler yapmakta olduklarını düşününce, bu sıradanlığın farkına varmak kolaylaşıyor. mezuniyet sonrası için de, falanca üniversitede ders vermek, şu kadar atıf almak, falanca yerde keynote speaker olmak gibi hırslarım yok. hatta ille de akademik kariyer yapacağım gibi bir düşünceye bile sahip değilim. beni tanıyormuş gibi niyetlerim hakkında fikir beyan edenler bu izlenimleri nereden ediniyorlar bilmiyorum. doktora benim için siyaset bilimi (ve daha genel anlamda da sosyal bilimler metodolojisi) alanında uzmanlaşma adına bir araçtı ve son dört sene içinde bunu kendime yetecek ölçüde gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. yani işin başında belirlediğim amaca zaten ulaştım.

    son olarak
    son zamanlarda hiç tanımadığım (ve hayatım ve düşüncelerim hakkında hiçbir fikri olmadığı belli olan) insanlar, ekşi sözlük'te, twitter'da ve muhtemelen başka yerlerde doktora sonrasında ne yapacağım konusunda atıp tutuyor. sadece ergen, ulusalcı sosyal medya tayfası değil. içlerinde solcu doktora öğrencileri dahi var. söylediklerine göre, bugün böyle konuşuyor olmamın nedeni, mezuniyet sonrasında "yeni üniversiteler"den birinde bir pozisyon kapmak istemem imiş. ben bu iki kesim arasında çok fark görmüyorum. zira bir insan için aslolan, yaşından ve eğitiminden çok önce, sahip olduğu karakter ve taşıdığı zihniyettir.

    belli ki, önüne bakıp kendi işini yapmak yerine düşüncelerinden hoşlanmadıkları kimseler hakkında atıp tutarak günlerini geçiren bir dolu insan var. yapacak bir şey yok, elimizdeki insan malzemesi bu. cevap vermeye değer miydi, emin değilim. ama bu denli spesifik bir konuda ard arda ithamlarla karşılaşınca bir not düşmek istedim.
79 entry daha