şükela:  tümü | bugün
42 entry daha
  • nedense çoğu zaman "yüzüklerin efendisi serisini filmlerden değil kitaplardan bilirim ben, tamam mı, meh meh meh." havalarında olan sözlükçülerin bile pek de iyi anlayamadığı karakterdir. açıkçası şuna da, kitaplardaki frodo baggins imajını bilmeden, filmden edinilen izlenimlerle yorumlanmasına da çok şaşırıyorum ki bu, tamamen bilgisizlikten kaynaklanan hatalı yorumdur. hah, işte bir de kitapları da okuduğu halde frodo'nun olayını anlayamamış olanlar var ki, oh oh, daha da berbat.

    j. r. r. tolkien'ın orta dünya ile ilgili bütün kitaplarında ucundan kıyısından bahsettiği, özellikle yüzüklerin efendisi serisinde çok daha belirgin olan bir karakter özelliği vardır: yitmek. birçok karakter yitip gider. bir şeyler olur, bir şey uğruna, bir savaş uğruna hayatları değişir, geçmişleri unutulur, karakterleri tamamen farklılaşır, bam başka insanlar olurlar. bu sadece karakterler için de değildir. krallar, krallıklar, memleketler, olgular, bunların hepsi, o büyük kötülük sonrasında bambaşka şeyler olmuşlardır. tolkien'ın kitaplarda iletmeye çalıştığı en çarpıcı mesaj şudur: kötülük yok edilebilir, kötü şeyler, varlıklar, olaylar sona erdirilebilir. ancak etkileri silinemez. iyi şeylerin kötülere üstün gelmesi, kötülüğün, şerrin bıraktığı izlerin yok edildiği anlamına gelmez. bu yüzden kötülük, gerçekten kötülüktür. onu nötrleyebilecek hiçbir şey yoktur. bu tolkien'in eserlerindeki iyilik ve kötülük olgularının yegane karakteristik özelliğidir. tolkien'ın iyiliğe ve kötülüğe bakış açısı budur.

    gelelim frodo baggins'e. frodo karakteri hep yanlış anlaşılıyor anladığım kadarıyla. yüzük taşıma görevi boyunca sergilediği dengesizliklerden, samwise gamgee olmasa bir halta yaramayacağından bahsediliyor. oysa çok eksik bir analiz bu. frodo shire'dan ayrılırken yüzüğü yalnızca sıçrayan midilli'ye dek götürmeyi planlıyordu. önündeki plan bu şekildeydi, gandalf'ın oraya gelemeyişi ve sonrasındaki olaylar tamamen plan dışıydı. frodo ve yanındaki hobbitlerin ruh halleri sıçrayan midilli'de aragorn ile karşılaştıkları döneme kadar farklıydı. sadece rutinin dışında alışılmadık bir olay başlarına gelmişti, bir yüzük bulunmuştu ve büyütülecek bir olay değildi. gandalf hallederdi. her neyse, handa frodo'nun heyecana kapılıp tek yüzük'ü takmasından itibaren frodo'nun karakter değişimi başlar. yüzüğü bir kez kullandıktan ve yaşattıklarını tecrübe ettikten sonra bu etki onda daimi olarak kalmıştır. tıpkı gollum'da ve bilbo baggins'te olduğu gibi. bu durumu anlamadan, aragorn ve sam ile frodo'yu karşılaştırmak, tek yüzük'ün temsil ettiği anlamı da kavrayamamış olmak demektir. nitekim, hikayede de, frodo'yu anlayan yalnızca üç karakter vardır, tek yüzük'ü tecrübe eden üç kişi: sauron, bilbo ve gollum. (aslında isildur ile birlikte dört. lakin isildur frodo ile tanışmış bir karakter değil.)

    frodo'yu yalnızca bu üç karakter tam manasıyla anlayabilir, zira frodo'dan başka, yüzüğü tecrübe edenler sadece onlardır. bilbo, ayrıkvadi'de "bu yükü ona yüklediği için kendini suçlu hisseder." frodo'nun yaşayabileceklerini tahmin ettiği için kendini suçlar. gollum'un çift kişilikli karakterinde iyi olan taraf, smeagol; yüzüğün kendisine de getirdiği kötülükleri anımsayarak, yok edilmesinde frodo'ya gönülden yardımcı olur. osgiliath'ta sam faramir'le konuşurken gollum boynunu büker ve yüzüğün getirdiği kötülükten utanır. frodo'ya acır. son olarak sauron ise, frodo mordor'a yaklaştıkça onun benliğine daha çok nüfuz eder. yüzüğü her kullanışında frodo sauron'un ruhunu içinde hissetmiştir zira. gorgoroth'ta yürürken frodo sam'e "onu görebiliyorum, onunla aramda hiçbir engel kalmadı" der. sauron, frodo'nun içine işlemiştir.

    bundan daha da önemlisi fırtınabaşı'ndaki bıçaklanma olayıdır ki, malum frodo imajının sorumlusu büyük oranda budur. frodo burada witch king tarafından zehirli bir hançerle bıçaklanır. açılan yara ayrık vadi'de tedavi edilse de asla tam olarak iyileşmemiştir. işte burada tolkien'ın ince edebi becerisiyle işlediği mesajlar devreye girer. shire gibi orta dünya'nın bütün hengamesinden uzak bir yerde yaşayan küçük bir hobbitin, dünyanın gördüğü en büyük kötülük tarafından yaralanması. bu sadece fiziki bir yara değildir. zehirli hançer frodo'nun ruhunu da yaralamıştır. üstelik bu yaralama, frodo'nun henüz "tek yüzük'ü mordor'a götürecek kişi" olarak seçilmesinden önce olmuştur. dolayısıyla, söz konusu "yük"ü sırtlanmadan önce bile, frodo kadim kötülükten nasibini almış, ve bir daha asla eskisi gibi olamayacak seviyeye gelmiştir zaten. filmlerde yansıtılmayan bir konu da, gandalf'ın yüzük bilbo'dan frodo'ya geçerken hissettiği, öngördüğü şeydir. açık seçik olmasa bile, kitaplarda gandalf; sauron, isildur, gollum ve bilbo'da olduğu gibi, yüzüğün frodo'nun da kaderi olduğunu görür. ayrık vadi'de yüzüğü kimin taşıyacağı tartışılırken, frodo öne çıktığında gandalf şaşırmaz. açık bir şekilde üzülür. beklenen bir üzüntüdür bu. zira gandalf, fırtınabaşı'ndaki yaralanmasından sonra, frodo'nun kaderinde yüzük olduğunu açıkça görür. frodo'nun kaderinde yüzük vardır. kötülük gibi, kader olgusu da, tolkien'da çok güçlü ve köklü bir olgudur.

    frodo; bir daha asla tutarlılık, denge, kararlılık, güç veya yolculuğu başarıyla sonlandırmasına ve yüzüğü yok etmesine yardımcı olacak her hangi olumlu ve umut içeren bir duyguyu tecrübe edemesin diye hançerlenmiştir. kötülüğün yüzük taşıyıcısına yönelik bu hareketi çok başarılı olmuştur. zira artık frodo baggins tamamen farklı bir insandır. ayrık vadi'de eve dönmeye hazır olduklarında hissettiği isteksizlik, kayıtsızlık bunun bir kanıtıdır. sam ayrık vadi'de frodo'ya "eve geri dönmekten" bahsederken, frodo'nun heyecanlanamadığı açık seçik görülür. zira onda artık eviyle, eskiden yaşadığı yerle ilgili güzel duygulardan çok azı kalmıştır. aidiyet hissini yitirdiği, kötülüğün sebep olduğu bir "arada kalma" duygusuna kapıldığı ortadadır.

    sauron'un temsil ettiği kötülük, yara ve onun kötülüğü yayma aracı olan yüzük, frodo baggins'i o istenmeyen, beceriksiz görülen karaktere dönüştürmüştür. frodo düşmanın göründüğü her anda hem yarasında, hem de beyninde ve yüreğinde o derin acıyı hisseder. bu sebeple önemli kararlar alması gereken çoğu yerde işleri zora sokar. tolkien da bu beceriksizin yanına işleri kotaracak bir sam yerleştirmiştir. halbu ki bu frodo'nun öz benliği değildir. kötülüğün bu kadar derinden işlediği ruhlar, öz benliklerini kaybederler. frodo yüzüğün hüküm dağı'na atılmasından çok sonra bile, içindeki keyifsizliği, isteksizlik ve kayıtsızlığı her an hissetmişti. hikayesi iyi bir sonla bitmiş olsa da onun için her şeyin değiştiğini, hiç bir şeyin eskisi gibi olamayacağını farketmiştir. yolculuğu boyunca yaşadığı bütün beceriksizlikler de, son anda yüzüğü atmak yerine parmağına geçirmesi de hep içindeki ışığa vurulan darbeler sebebiyle yaşanmıştır.

    işte bunları yapan frodo, gerçek frodo değildir aslında. artık farklı bir insandır ve içinde şerrin izi kalmıştır. bu yüzden de gandalf ve bilbo ile sonsuzluğa gider. çünkü o artık ne shire'a ne de orta dünya'ya aittir. bu yüzden, bence frodo karakterinin sergilediği olumsuz davranışlara gösterilen malum tepkiler yanlış ve eksik. çünkü bu adam karanlığı içinde hisseden bir adam. şeytandan vahiy almak gibi. tamam, doğrudur, çoğu yerde her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmıştır, sam olmasa her şeyin boka saracağı yerler olmuştur ama bu onun suçu değildir. ayrıca taşıdığı ve ister istemez etkisi altında kaldığı yüzüğün daha önceki iki sahibini gözlemlemesi, özellikle de gollum'daki çaresizliği görmesi, içinde dindirilemeyecek korkular yaratmıştır. yaptığı kötü şeylere bakıp "frodo şöyle kötü böyle fena." demek yerine, onca acıya rağmen sürdürmeye çalıştığı mücadeleyi takdir etmek gerekir. ancak bu şekilde yerinde bir edebi karakter analizi yapmış oluruz. aksi yanlış ve eksik olur. zira frodo'yu bu şekilde analiz edememek, yüzüklerin efendisi'ni de anlamamak demektir.

    vel hasıl frodo da candır, fazla üstüne gitmeyin garibin.
42 entry daha