şükela:  tümü | bugün
90 entry daha
  • polis ile birlikte modern türk sinemasının zirve yapıtlarından bir tanesidir.

    iki yapıt da ortalama seyirciye hitap etmez. ortalama bir seyirci bu iki filmin sonunu zar zor getirir. bu filmlerden sonra yapacağı yorum "bok gibiydi. çok sıkıldık. sonu bağlanmamış, bazı sahneleri aşırı komik." şeklinde olacaktır.

    fakat lakin ki öyle değildir. birisi realist(uzak ihtimal) akımda, diğeri post-modern(polis) akımda türk sinemasında çığır açmış eserlerdir. örneğin musa rami gibi 63 yaşındaki birisinin o dövüş sahneleri saçmadır. bir ortalama türk seyircisinin bu sahneler hakkında yapacağı yorum şu olacaktır: "çok güldüm, çok komikti. komik olduğu kadar da saçmaydı.". bunu söyleyen adama "amaç da zaten saçma bir sahne ortaya çıkarmak." dersen, "sikeyim öyle filmi." der. çünkü bilmez post-modern akımın ne olduğunu. aynı adam, quentin tarantino'nun filmlerine bayılır. çünkü holywood bir kere. ayrıca kan çok, dövüş sahneleri mükemmel. aksiyon doludur. ama o da post-modern eserler vermektedir. polis'te olduğu gibi o da bazı sahne tekniklerini kullanmaktadır.

    uzak ihtimal'de de durum böyledir. film genel olarak çok sıkıcı bulunmuş, kötü film listesine hiç düşünülmeden eklenmiştir. ortalama seyircinin umrunda değildir çünkü hangi akımdan etkilenildiği. aksiyon olsun, duygusal kısımlar abartılı şekilde olsun, melankoli hâli yaşayan ve yakışıklı/güzel kahraman olsun yeter. ama ömründe fyodor mihailoviç dostoyevski, lev nikolayeviç tolstoy, stendhal, honore de balzac gibi realist yazarları okuyan birisi için yani realizmi ve örneklerini iyi bilen birisi için bunlar pek önemli değildir. onların realist bir eserde aradığı nitelikler şunlardır: "kahramanlar, gerçekten sahip olduğu statü gibi mi yansıtılmış?", "abartı yapılmış mı?", "filmin gerçeklik kısmında kusurlar var mı?", "gereksiz detaylarla yüklü mü?" gibi sorular ışığıyla filmi izlerler. eğer bu soruların bütün cevabı kendi aradığı cevap gibiyse, film onun için kusursuzdur.

    şimdi uzak ihtimal, bu sorulara realist birisinin beklediği cevapları veriyor. işte bu filmi muazzam yapan da budur. müezzin müezzin gibi yansıtıldığı için sever filmi. ama ortalama seyirci, müezzin werther(die leiden des jungen werthers) gibi yansıtılsaydı o filmi göklere çıkartırdı.

    işte ben bu iki filmi, bu yüzden seyirci testi olarak görürüm. kolay hazmedilmeyen, yeri geldiği zaman sahneyi geri sarmayı isteyen filme tahammülü olan birisi gerçek seyircidir.
70 entry daha