şükela:  tümü | bugün
17 entry daha
  • türkiye cumhuriyeti sınırları içerisinde neredeyse kimsenin iplemediği kurallar. kötü olan, gün geçtikçe işlerin daha da berbatlaşmasıdır. devletin otoritesini takan kalmamış.

    son birkaç aydır özenle trafiği ve insan hareketlerini gözlemlemekteyim. gerçekten birkaç sene evveline kadar durum bu kadar kötü değildi. birkaç hayvan trafik kurallarını ihlal eder, diğerleri bunlara küfür ederek sıradan hayatlarına devam ederdi. şimdi artık kimse kimseyi sallamıyor. misal avrupa yakasında tem otoyolunu kullanan çift katlı belediye otobüsleri emniyet şeridi nedir bilmiyor. adamlar takır takır emniyet şeridi ihlali yapıyor. neredeyse tüm otobüslerin bunu yapması açık bir şekilde bu adamların bir şeylere ya da birilerine güvenip hareket ettiklerinin göstergesidir. o şeyler nedir, güvendikleri kimdir bilemiyorum.

    yine tem otoyolunda bilhassa lüks arabalar, şirket arabaları, doblo, kangoo tipi araçlar ve yine kapalı kasalı ticari araçların umursamaz tavırları, çok süratli bir şekilde ilerlemeleri, takip mesafesini hiçe sayarak 1 metre mesafeden selektörle tacizleri, slalom yaparcasına şerit değiştirmeleri coşmuş vaziyette. eskiden baba parasıyla alınmış birkaç arabanın sürücüsü bu işleri yaparken artık önüne gelen sağlı sollu yardırıyor. bu hareketler cezasız kalmaya devam ettikçe de masum insanlar hayatlarını kaybetmeye devam edecek. üstelik bu örnekler yüzeysel kalıyor. bir gazeteci, bir ay boyunca tem ya da e-5 üzerinde yolculuk edip, ihlaller hakkında orta halli bir roman kadar not tutabilir zaar.

    bahsettiğim yol gayet işlek, kontrol edilmeye müsait bir yol. eğer bu yol böyleyse, türkiye'nin çeşitli noktalarındaki yollar ne alemdedir merak etmek bile istemiyorum.

    çoğu kamyoncu, üç kuruş daha para kazanmak uğruna 24 saat kamyon sürmeye zorlanıyor. neredeyse uyku yüzü görmeden ülkeyi baştan başa katetmek durumunda bırakılan bu insanların haklarını koruyacak ya da onları denetleyecek bir sistemin olmaması, var olsa bile işlememesi de ayrı fecaat.

    çok basit işlerimi halletmek için bile hala sağa sola kağıt götürmek zorunda olduğum bir dönemi atlatırken, basit sayılabilecek işlerimin neredeyse bir hafta boyunca sürmesi sebebiyle daha ciddi işlerin peşinde bürokrasi mağarasına ışıksız sürüklenen diğer insanların yaşadıklarını hayal ettiğim zamanlarda gün geçtikçe ideallerimi yitiriyorum. herkes için umut ve sabır diliyorum. işimiz hiç kolay değil.

    100.000 tl'lik arabaya binmekle övünüp üç kuruşluk dolmuş altında kalan insanların hayatlarını sürdürdüğü, köprü trafiğinde kaderine terk edilmiş insanların saatlerce kaosla cebelleştiği bir ülkede iyi düşünmek gittikçe zor hale geliyor.

    metrobüs denen çağdışı sisteme bile değinmeden, sorunları anlatarak dinleyene tüm gün çalışmış kadar baş ağrısı yaşatmak mümkün. gerçi ortada bir görünen köy mevzusu var ya.

    tüm bunlar pkk'nın yaptığı kimlik kontrolü haberinden sonra iyice mana kazandı. devlet otoritesi demiştim ya başta.

    trafik ihlalleri, para cezalarıyla halledilemiyor burası açık. zaten bu cezayı uygulayan/uygulayabilen yok. alman otoyollarındaki gibi sensörler ve kameralarla denetlenen bir sistemin kurulması bir nebze yardımcı olabilir. ancak kendi adıma görmek istediğim, bir zamanlar yaşadığım bir ülkede gördüğüm basit bir sistem. trafikte seyreden sivil polis araçlarının, trafik ihlali yapan aracı tespit ettikleri an durdurması. cezaların da, ihlali yapan kişiyi rencide edici nitelikte olmasını dilerim. adam durdurulur, araçtan indirilir, yere yatırılır, kelepçelenerek bir süre yerde bırakılır. ardından nezaret ve hukuki sürecin işlemesi. yani biletin, trafikte o katliamlar yaşanmadan katliamı yaşatacak kişiye kesilmesi. trafik kazalarının %90'dan fazlasının insan hatasından kaynaklandığı ortadayken harekete geçmek için zaman kaybetmemek önemli.
19 entry daha