şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • geçmiş olsun
    karşisinda kim olursa olsun, milleti ve devletinin haysiyet ve itibarini
    alakadar eden mevzularda seromoniyi aşarak hakikatleri ders verir gibi
    konuşmak yiğitliği atatürk'le devlet literatürüne girmiştir. 4 ekim 1933'de
    dolmabahçe sarayi'nda, istanbul'a gelen yugoslavya krali ii.aleksandr ile
    kraliçe mary'yi kabul etmiş, ayni akşam şereflerine ziyafet vermişti. baş
    başa kaldiklarinda yugoslav krali:

    -" size bir hakikati anlatmak isterim. 1919'da ingilizler, ege
    sahillerinizin işgali için yunanlilardan evvel bana müraacaat ettiler. çok
    cazip teklifler de yaptilar. fakat ben reddettim. ekselansinizi tanidiktan
    sonra bu kararimin doğruluğunu bir daha anladim." dedi.

    başkasi olsa ne yapardi? teşekkür ederdi değil mi?

    hayir!.. yugoslav krali cümlesini tamamlayip cevap bekler gibi tavir alinca,
    atatürk ayağa kalkti, bunun üzerine kral da kalkmişti. ona bir iki adim atti
    ve dudaklarinda kendisine çok yakişan anlamli tebessümü ile elini uzatti:

    - "geçmiş olsun majeste..." dedi.

    çünkü mustafa kemal'in, kendisine istanbul rumlari şivesi ile kosti dediği
    yunan krali konstantin, ordusu denize döküldükten sonra taç ve tahtini
    kaybetmişti.
    atatürk ile devlet hayatimizda yaşanilan günü düşünme ve nabza göre şerbet
    verme illetinden kurtulunmuştur.

    cemalkutay, atatürk olmasaydi
48 entry daha