şükela:  tümü | bugün
276 entry daha
  • yaklaşık 6 ay önce yaşadığım ufacık bir olayı beynimde abartmam sonucunda kullanmaya başladığım ilaç. bundan 6 ay önce bir gece tamamen uyuyamamıştım ve ertesi gün çok stresli bir görüşmem vardı. o gece beynim bana öyle bir oyun oynadı ki hiç sormayın. beynim "eğer uyuyamazsan görüşmen çok kötü geçecek ve bunun sonuçları utanç verici olacak." diye diye beni strese soktu. mide yanmaları, çarpıntılar,ateş basmaları eşliğinde o geceyi sabah edemedim. gözlerimin altında mor halkalar ve adrenalinden kasılmış vücudumla görüşmemi tamamladım. belki kaderim böyleydi her durumda kötü geçecekti ama bundan kaçan düşüncelerim tamamen uykuya bağladı sorunu. ve gün içinde uyku saatini düşünerek ataklar geçirmeye başladım. anksiyete teşhisi konuldu. iki yeşil reçeteli ilacın yanı sıra prozac kullanmaya başladım. yeşil reçeteli ilaçlarım yaklaşık bir ay süren şiddetli anksiyete dönemimi rahat geçirmeye yardımcı oldu ve onları yavaş yavaş hastalığımın 2. ayında bıraktım. prozac'a ise hala devam ediyorum.

    prozac, kesinlikle bir mucize değil ama "boşver" demeyi öğreten bir ilaç. ilaç, zaman zaman buhrana düştüğünüzde size faydasızmış gibi gelse de kesinlikle aşama kaydetmenizi sağlıyor. mesela ben bu ilacı kullanmak isteyenler için bir öncesi-sonrası yaptım.

    - annemlerle sürekli telefonda tartışırdım. kötü birşey söylemezlerdi ama hep iğneleme arardım. şüpheyle yaklaşırdım ve huysuzluk çıkarıp muhakkak tartışırdım. prozac'tan beri o büyük patlama hali kayboldu. annemlerin söylem tarzları aynıydı ama benim için normalleşti. uzun zamandır üstüme ek bir stres getiren bu tartışmalar kesildi. dahası sosyal ilişkilerimi de zedeleyen bu ani patlama hali kayboldu. daha uyumlu hale geldim.

    -prozac'tan önce entellektüel yüküm ağırdı. yaptığım bütün eylemlerin bir sanat yönü olması gerektiğini düşünürdüm. aforizma kasmak ve yabancı isimleri kullanarak konuşmaya çalışmak adetim haline gelmişti. bunun nedeni tamamen internetteki ağlar. facebook'ta tanıdığın insanların abartılı gösterişlerini, twitter'da sürekli aptal saptal şeyler yazarak takipçi sayısını on binin üstüne çıkaran insanları görmek ve yeni açılan nice paylaşım sitesinde popüler olmaya çabalamak sizi de yarışa sokuyor. artık deccalin internet olduğuna ve insanları delirtmek için var olduğuna inanır oldum. siz 450 bin takipçisi olan ve kitap bile çıkaran sosyal medya yıldızlarından çok daha zeki,başarılı ve gösterişli olmanıza karşın bir gizemle onları büyütüp aynı popülerliği yakalamak istiyorsunuz. bu yolda "acaba entellektüelliğim toplumun üzerine çıkacak kadar değil mi?" ya da "zekam aforizma kasmaya yetecek kadar değil mi?" sorularını kendinize yöneltmeye başladığınızda tamamen özkıyım yapmaya başlıyorsunuz ve farketmeden sizi kemiriyor. o kadar insanlıktan çıkıyorsunuz ki normal hayatta yüzüne bakmayacağın adam seni takip etmeyince depresyona giriyorsun. sosyal ağların elinden kurtulmayı size tavsiye ediyorum. eğer kaldıramıyorsanız kapatın ve üstüne sifonu çekin.

    -uyuyamazdım ki bir ay çok çılgın ilaçlarla uyutuldum sonraki ay da bağımlılıktan kurtulmaya çabaladım. şu anda uykum fena değil. ama iğrenç bir rüya akışı var ki iki günde bir sizi sersem gibi yataktan kaldırıyor. günlük yaşadıklarınız ile geçmişteki insanlar birbirine grift şekilde rüyanızda belirip kötü anıları uykuda zihinden akıtıyor. prozac kullananlar sağlıklı bir uyku uyuyamayacaksınız. ama anksiyeteden uyuyamıyor ya da depresyonu bedeninize zarar vererek yaşıyorsanız kesinlikle bu ilacın yan etkileri, kendinize vereceğiniz zarardan daha azdır. ben, en şiddetli dönemimde 3 gün arka arkaya yemek yemiyordum. bir kere 72 saat uyumadım ve çalıştığım yere o kadar bakımsız gittim ki bluzumu ters giyip üşenip çıkarmadım. öyle gittim. dahası uykusuzluk yüzünden bir ara ciddi ciddi hayata veda etme isteğine kapılıyordum.

    -ruhsuzlaştım. ben bundan rahatsızım aslında. eskiden filmlerde ağlardım, insanlara üzülürdüm ve bunu yaşardım. bihter'in intihar ettiği gece sabaha kadar üzülmüştüm mesela. şu anda hiç öyle bir durumum kalmadı. şöyle bir film izleyip de ağlamayı özledim. yazımı okuyan olursa film önerilerine açığım. :)

    -inançlar arasında gidip gelirdim. inanmak ve inanmamak arasında gidip gelmek büyük şehirlerdeki insanların en büyük problemlerinden biri. dini, günümüzde kötü yaşayan insanlarla bağdaşlaştırıp uzak duruyorsun. ama bir yandan da dogmatik bilgiler geliyor ve bunları yapmayanın cezalandırıldığı söyleniyor. başka doğruları da görüp "hangisi doğru? hangisini yaşamalıyım?" gibi sorular ahiret inancı olan kişiler için stres yaratan bir durumdur. aslında prozac bir afyon gibi seni bir yöne kanalize etmiyor. ama sen daha "neyse ne, zamanı geldiğinde görürüz." moduna girip çok sorgulamıyorsun. müslümansan ramazanda bir oruç tutuyorsun, hristiyansan pazar ayinine gidiyorsun, budistsen budaya tapıyorsun, ateistsen inanmamaya inanıyorsun. ve vicdan ile hissettiğin manevi baskı biraz çözülüyor.

    -libidoyu azaltıyor ama kontrolsüz seksi engeliyor. bence bu önemli. hiperseksüellik, mastürbasyon ve porno bağımlılığı, takıntılı düşüncelerle yargılanan ilişkiler gibi sorunları olan insanlara da yardımcı oluyormuş.

    prozac, antidepresanlar arasında düşük etkisi olan bir ilaç. (kullandığınız doza bağlı değişir tabi.) klinik doza ulaşmadığınız sürece bulantı, diarre gibi problemler günlük hayatı sıkıntıya sokacak boyutlara da varmaz. ama ben prozac'a karşı bir süre sonra tolerans geliştirildiğine inanıyorum. bu yüzden çok yüksek etkili bir ilaç yerine prozac daha iyi olacaktır.

    hastalığınıza bağlı olarak doktorunuz size en uygun ilacı verecektir. antidepresanlar mucize yaratmaz. zamanla sizin de gayretinizle normal hayata dönersiniz. prozac, sadece düşünmenizi baskılayp kafanızı rahat tutar. hayattaki kötü giden şeyleri değiştirmek ya da onlarla yüzleşip geride bırakmak tamamen sizin elinizde.

    size tavsiyem hayatta nasıl yaşayacağınızı kendiniz belirleyin. anneniz, babanız, çevreniz, arkadaşlarınız, popüler sosyal ağın sanal kahramanları, dürtüleriniz değil. sadece mutlu olmayı hedefleyip, planlarınızı mutlu olmak üzerine kurun. mutlu etmeyecek başarı, bedeninize zarar. yıllar önce bir yazı okumuştum. o zamanlarda da sınavlara girerdim. sınav sonucundan alınan haz sadece onbeş dakika sürüyormuş. onbeş dakika 90 almanın verdiği ego tatminindense 60 alıp sınırdan geçmenin rahatlığını yeğlerim şimdiki aklım olsa.

    prozac hakkında daha da yazabilirim ama anksiyete denilen korkunç hastalığın yarasını kaşımak istemiyorum. ve depresyon, anksiyete, okb gibi sorunları olanların bir an önce kafalarının rahatlamasını diliyorum.
829 entry daha