şükela:  tümü | bugün soru sor
249 entry daha
  • muhteşem bir başyapıt.

    film en ince imalarına kadar incelemek için okuması oldukça zor olsa da, genel hatlarıyla, belki bir parça dikkat ve bir parça kafa yorma ile anlaşılması zor bir film değil diye düşünüyorum.

    bir david lynch sözüyle başlayayım.

    “herşeyin ne anlama geldiğini ya da nasıl yorumlanacağını bilmemek daha iyidir, aksi takdirde olayları kendi akışına bırakmaya korkarsınız. psikoloji, gizemi ve büyü niteliğini yok eder. anlamlardan konuşmak beni çok rahatsız ediyor. çünkü anlam çok kişisel birşeydir ve herkese göre değişir...”

    bu çerçevede hemen bir göz atalım olanlara.

    --- spoiler ---

    diane selwyn (naomi watts) kanada'da bir jitterbug dans yarışmasını kazanmak marifetiyle hollywood'a oyuncu olabilmek için seçmelere girmeye hak kazanan bir zat-ı muhteremdir.

    hak kazandığı "the sylvia north story"seçmelerindeki kendince iyi performansına rağmen baş rolü bir şekilde şike yapan camilla rhodes'a (laura elena harring) kaptırmıştır. yine de bu süreçte camilla ile iyi arkadaş olmuşlardır. dahası camilla ile cinsel bir yakınlaşma da yaşamış ve camilla'ya sırılsıklam aşık olmuştur.

    camilla bu süreçte bir şekilde gerçekten sevdiğinden midir yoksa 80'ler türk filmlerindeki "artis olmak üzere evden kaçan kız" teması paralelinde "yeşilçam'da yükselmenin yolu rejisörün yatağından geçer." düsturunu kabullendiğinden mi bilinmez, yönetmen adam kesher'a yakınlaşmıştır. bu yakınlaşmasını diane'in görmesi ve kendini onunla olan ilişkisini sonlandırmaya hazırlaması için de elinden geleni yapar.

    hatta uzunca bir ayrılık süreci sonrasında camilla, diane'in evine gelir ve diane bu vuslat nedeniyle saadetten çıldırmak üzereyken "yeter artık daha fazla yapmamalıyız." diyerek bu lezbiyen ilişkinin noktalanması talebinde bulunur. diane de bunun üzerine sert bir şekilde onu evden kovar.

    ilişkinin tamamen koptuğu nokta: camilla diane'i arar ve dışarıda onu bir partiye götürmek üzere bir aracın beklediğini söyler. aptal aşık ümidiyle oldukça heveslenen diane'in hayalleri tam da partide yönetmen adam kesher'ın camilla ile evleneceğini açıkladığı anda yıkılır. (bu parti sahnesine ziyadesiyle dikkat kesbedilmeli diye düşünüyorum çünkü tam bir sinir harbinin ve tam bir duygusal kırılım anının yaşandığı yer olduğundan bundan sonra gelecek diane'in rüyası evresinde en büyük paya sahiptir ve en derin sembolleri oluşturmaktadır. kısaca hikayenin en büyük kısmının çözüldüğü sahnedir.)

    aşağılanmış ve tamamen reddedilmiş olarak partiden dönen diane bir kiralık katille camilla'yı öldürmesi üzerine anlaşır. işin tamamlandığı ise mavi bir anahtarın diane'e verilmesi ile belli olacaktır.

    sonra diane uykuya dalar. (filmin ilk iki saatini oluşturan rüya evresi kronolojik olarak burada devreye girer.) komşusuyla takas ettiği evinden komşusunun alacağı şeyler olduğu için kapısını çalmasıyla uyanır. uyandığında rüyasının da etkisiyle artık pek fena bir ruhsal durumdadır. sehpanın üstünde anahtarı da gördüğü an artık her şey bitmiştir. camilla'yı kaybetmiştir ve iki dedektif de onu aramaktadır. sonra bunalım evresi tavan yapar ve zaten yıkılmış bir ruh haline sahip diane, derin bir boşluk ve suçluluk duygusuyla intihar eder.

    rüya evresi

    rüya evresinde isimler, cisimler, imgeler ve simgeler gerçekten bir parça uzaklaşmaktadır. diane yani rüyadaki betty hollywood'a çok mutlu bir şekilde gelmiştir. bir kazadan kurtulan ve hiçbir şey hatırlamayan camilla'nın rüyadaki yansıması rita ise çok çok aciz bir şekilde sevimli betty'nin kontrolüne girmiştir. evet rüyada kontrol tamamen betty'dedir ve yoğun sevgisi ile rita'yı himayesine almış ve sevdiği kadının iyi yürekli kocası rolüne girmiştir. rüya boyunca seçmelerde herkes tarafından takdir görülmesiyle olsun, sette adam kesher tarafından kendisine hayran hayran bakılmasıyla olsun, himayesindeki kadının onu arzulamasıyla olsun, bütün olumsuzluklar yerini harika sahte anlarla değiştirmiştir. bu mükemmel gidişat herşeyin yalan olduğunu anlatan silencio kulüp yüzleşmesi ile biter.

    rüyada bütünden bağımsız gibi görünen farklı parçalar da dikkat çekiyor.

    ilki cüce ve özürlü adamın birilerine telefon silsilesiyle bir şeyler anlattığı bölüm. bu sahnedeki olayı açıkçası ilk izleyişimde anlamamıştım. adam "she is still missing" dediğinde ilk izlediğimde kaza yapan rita'nın hala bulunamadığını ima eden bir replik zannediyorum. ama bu cümle bir manaya daha geliyor "o hala özlüyor". evet diane hala camilla'yı hala çok özlüyor. bu yüzden bilinci onu uyandırmak belki yaralarını derinleştirmemek için arıyor ama telefona cevap veren olmuyor. şimdi diyeceğim ki bu özürlü cüce belki diane'in kırılmış kalbi ve beynine bir mesaj yolluyor ama bu temsil adamın yönetmenle olan ilişkisini açıklamaycağı için bu tür benzetmelerden kaçınıyorum :)

    bir diğeri yönetmenin hikayesi. yönetmenin önce mafya grubu castigliani kardeşler tarafından bir oyuncuyu başrol olarak seçmek zorunda bırakılma süreci, bir de eşinin onu iri yarı bir havuz temizleyicisiyle aldatması hikayesi var. bu da her türlü isteğine rağmen seçmelerde muhteşem başarı göstermiş olan diane'in kendisi yerine mafyanın dayattığı başka birini (camilla'yı) başrol seçmesini vicdani olarak aklayan bir yansıma diye düşünüyorum. yine de aynı vicdan gerçek hayatta sevdiği kadını elinden alan adamın sevdiği kadını da elinden almadan ve bir yarma tarafından ona dayak attırmadan da rahatlayamıyor herhalde :)

    üçüncüsü dan'in hikayesi (adının telaffuzunun diane'e benzemesi acaba tesadüf mü?). dan winkie's restoranın arkasında gördüğü canavardan çok korkmakta. onu rüyası dışında hiç görmek istememekte. ama yine de yüzleşmek üzere kabusundaki fiiliyatının aynını yapıyor ve canavarı gördüğü anda kalpten gidiyor. canavar diane'in camilla'yı öldürdükten sonraki suçluluğunu ve krilenmişliğini temsil etmektedir diye düşünüyorum. onu önce "the one who's doing it" diyerek dışsallaştırsa da onun içinde olduğunu sonradan intihara giden yolda anlıyor. bizzat karakterin repliğiyle bu canavarı "rüyası dışında görmemesi" gerektiği halde derin haset ve kıskançlık duygusu onun yine aynı yoldan yine gitmesine neden oluyor ve ellerini kana buluyor hem de sevdiği kadının kanına...

    - david lynch filmin zor anlaşıldığı eleştirileri üzerine on tane ipucu vermiş ama verdiği ipuçları bence kapanmış yaraları kaşımak gibi daha çok soruya yol açmış. bu ipuçları ve haklarındaki düşüncelerim şöyle

    1) filmin başına hususiyetle dikkat edin. en az iki ipucu daha filmin ismi görünmeden veriliyor.

    burada filmin ismi görünmeden olan şeylere bakalım. film jitterbug dansı ile açılıyor. ve dansın sonunda yoğun spot ışıkları altında kalabalığı selamlayan hanım hanımcık bir diane figürü. bu da bize diane'in tepedeki davette anlattıklarının doğru olduğunu ıspatlamakta diye düşünüyorum. ikinci sahne de diane'in yatak odasına yapılan zoom. dikkatle dinlenince uyuyan ama uykusunda huzursuz olan birinin nefes alışverişini duyuyorsunuz ve kamera yastığa yapıştığı anda yeni sahne başlıyor. yani birinin rüyasına giriyoruz. bu kadar basit.

    2) kırmızı abajurun göründüğü sahnelere dikkat edin

    evet bu önemli bir ipucu. yukarıda da değinmiştim aslında ama bu abajur ilk göründüğünde yanındaki telefon çalıyor ama cevap veren yok. kimin telefonu olduğu belirsiz olarak kalan bu telefonun diane'e ait olduğu bu sahneden takribi iki saat sonra camilla tarafından diane'in mulholland drive 6980 (adam kesher'ın evi) adresine davet edilmesiyle ortaya çıkıyor.

    3) adam kesher'ın seçmelerini yaptığı filmin adı ne? bu filmin adı film boyunca bir daha geçiyor mu?

    filmin adı "the sylvia north story" şuradan (2:32 de duyabilirsiniz)
    . filmin adı bir kere de o meşhur davette geçiyor. diane, coco'ya hayat hikayesini anlatırken rolün seçmelerine katıldığını ancak rolü camilla'ya kaptırdığını ifade ediyor.

    4) kaza olayı korkunç bir olay. kazanın nerede olduğuna dikkat edin.

    kaza rüyada mulholland drive da oluyor. gerçekte camilla'yı kaybettiğinin tamamen anlaşıldığı yerde yani. :)

    5) anahtarı kim veriyor? neden?

    anahtarı kiralık katil, diane'e görevin tamamlandığının işareti olarak veriyor.

    6) sabahlığa, kültablasına ve kupaya dikkat edin.

    eğer bu üçüne birlikte dikkat edeceksek (ki ayrı ayrı dikkat edeceksek öyle acayip okumalara yol açıyor ki yemin ederim kitap yazsanız yazılır.) lynch burada diane'in kendine kahve hazırladığı sonra koltukta anadan üryan camilla ile buluştuğu sahneye referansta bulunuyor. bu sahnede sırtında sabahlığı ve elinde kahvesiyle koltuğa yönelen diane birden sabahlıksız bir şekilde elinde viski bardağıyla koltuğun öte tarafına geçiveriyor. sanırım bu ipucuyla lynch sahnelerin kronolojik olarak aynı anda gerçekleşmediğini, camilla ile birlikte oldukları sahnenin, kültablası hala sehpanın üstünde olduğundan, daha eski bir anı olduğunu belirtmek istiyor.

    7) silencio kulüpte neler hissedildi? nelerin farkına varıldı? ne alındı?

    silencio kulüpte çok kesif bir korku ve çok derin bir ayrılık acısı ve hüzün hissedildi. roy orbison'ın crying parçasının kulüpte icra edilen ve neredeyse kendi kadar güzel olan ispanyolca yorumu "llorando"da da bahedilen böyle bir ayrılık acısıydı. kulüpte farkına varılan gerçek gibi görülen bu ilk iki saatin yalan olduğu, rüya olduğuydu. herşeyin zihnin kaydettiği kayıtlardan kaynaklandığının farkına varıldı. kulüpte alınan da mavi bir kutuydu. yine farklı okumalara çok açık olsa da ben bu kutunun kötü anılarla dolu bir hafızanın bir "pandoranın kutusu" temsili olduğunu düşünüyorum. zira en son winkie's in arkasındaki canavarın da elinde görüldü suçluluk ve bu suçluluğun içinde bulunduğu kötü anılar...

    8) yeteneği tek başına camilla'ya yardımcı oluyor mu?

    hayır özellikle ilk seçmelerde diane onun rolü şike ile aldığını biliyor. yönetmeni cazibesi ile etkiliyor ve rolü kapıyor. rüyada da bu şike etkisini mafyaya yansıtmış.

    9)winkie's in arkasındaki adamın göründüğü yerlere dikkat edin.

    üç yerde görünüyor birincisi yukarıda detaylı bahsettiğim dan'in rüyası. ikincisi diane'i çıldırma aşamasında elinde mavi kutu ile. üçüncüsü de filmin sonunda görülen mavi saçlı kadından bir kare önce.

    10) ruth teyze nerede?

    rüyada bir film çekimi için kanada'ya gittiği imajı veriliyor ama gerçekte diane'in davette de söylemiş olduğu gibi ruth teyze sizlere ömür. bir de film caiması arasında meşhur bir espriymiş bu ölen aktörler için kanada'ya çekime gitti denirmiş. lynch burada üstü kapalı olarak bu mizahı da kullandı diye düşünüyorum...

    --- spoiler ---

    -ne yorumlar, ne okumalar, ne temsiller var bir bilseniz. işte başarı böyle bir şey herhalde. bir eser oluşturuyorsun ve yıllarca eserin hakkında herkes farklı ama etkili teoriler üretiyor, yorumlar yapıyor, tartışmalar başlatıyor. velhasıl bu eser devamlı yaşıyor. devamlı nefes alıyor.

    ha kimilerine göre de bir deli bir kuyuya taş atıyor da olabilir*

    netice itibarıyla mulholland dr. 2002 yılında ilk gününde gittiğim ve on yılı aşkın süredir en çok etkilendiğim film unvanını kimseye kaptırmayan harikulade bir tecrübeydi. kendini sinemasever olarak nitelendirebilecek herkese şiddetle öneriyorum.
230 entry daha