şükela:  tümü | bugün
56 entry daha
  • en kesif düzensizliğin dahi içinde belli belirsiz bir düzen yatarken, asıl ahmaklık, sırf emeği geçenler öyle istirham etti diye bir sanat eseri üzerine kafa yormayı bırakmaktır. bu, hastalığı aşikar bir hastanın "ben iyiyim." dediği için tedavisiz bırakılması kadar doğru olabilir ancak. luis bunuel ve salvador dali, un chien andalou'yu ipe sapa gelmez bir hava-cıva olarak planlamış olabilir. bu planlarını bir noktaya kadar uyguladıkları da doğrudur. fakat "eldeki oyuktan çıkan karıncalar", "aralarında cinsel gerilim bulunan iki insan" gibi figürlerin tekrar tekrar perdeye yansıdığı bir işe, "sahneler arasında hiçbir bağlantı yoktur." yorumuyla yaklaşmak, ayakları kesinlikle yere basmayan bir yaklaşım olacaktır. tekrar ediyorum; senarist ikili bunun tamamen "anlamsız" bir iş olmasını planlamış olabilirler. fakat söz konusu akım sürrealizm değil, dadaizm dahi olsa sanat izleyicisi aklı işlemeye devam eder. ve, ortadaki sanat eseri de sanatçıdan ziyade insan işi olduğundan, akıllı yaratım kavramı ön planda olacaktır/olmalıdır. zira, insan aklı rüyalarını dile getirirken dahi esasta varolanın üzerine eklemeler ve -pek tabi- eksiltmeler yapar. hangimiz rüyalarımızı gördüğümüz hallerine birebir uygunlukta hatırlayabiliriz/anlatabiliriz?

    sözgelimi; filme çıkış noktası olmayan sahnelerden, erkek figürünün, cinsel istek duyduğu kadın figürüne yaklaşmaya çalışırken beraberinde iki balkabağı, iki rahip, iki piyano ve iki ölü eşek çekmek zorunda kaldığı sahneyi ele alalım. filmi ilgiyle izleyen tek bir insan dahi yoktur ki bu sahne akıp giderken şu soruları sormamış olsun; "neden balkabağı?", "neden rahip?", "neden piyano?", "neden ölü eşek?" ve "neden bunlar, erkek kadın'a ulaşmaya çalışırken birden bire sırtına yüklendi?" bu sorular beraberinde cevapları da getirecektir elbette; "erkek, kadın'a karşı duyduğu cinsel arzuyu eyleme dökebilmek için kadının rızasından evvel toplumsal kaidelerin iznini almalıdır. burada toplumsal kaideyi sembolize edebilecek en apaçık öge dindir ve din, kendisini, başta rahip olmak üzere, balkabağı gibi sembollerle gösterir." bu sahnenin yanı sıra -yine rüyalar haricindeki sahnelerden- kitabın birden bire silaha dönüşüverdiği sahneyi hatırlayalım. beyinler yine aktif ve sorular uyanmaya devam ediyor; "neden kitap?", "neden silah?" ve "neden kitap birden bire silaha dönüşüverdi?" bu soruların cevabını rahatlıkla verebileceğimiz bir zamanda ve bir ülkede yaşamıyor muyuz?

    durum böyleyken, eserin yaratıcıları dahi, sanat izleyicisini "sanat üzerine düşünmek"ten alıkoymamalıdırlar. çünkü, söz konusu yaratıcılar bunuel ve dali dahi olsa, ve amaçları "hiçbir -ama hiçbir- anlamın bulunmaması" dahi olsa, görüldüğü gibi bu amaç layıkıyla gerçekleştirilemiyor. aralarında hiçbir bağlantı olmaması planlanan sahnelerde aynı imgeler tekrar tekrar karşımıza çıkıyor. ve en önemlisi, insan aklı, akılsızı oynamayı başaramıyor. sonuç olarak perdeye, düzensizliğin içinde belli belirsiz bir düzene kavuşmuş figürler bütünü yansıyor.

    sözün özü; un chien andalou, sinema tarihinde önemli bir kilometre taşı olmuş sağlam ve başarılı bir tuğla iken, anlamsız olması planlanan kısa bir esere göre haddinden fazla anlam yüklüdür ve bu sebeple, yaratıcılarının amaçlarını gerçekleştirmekte başarısız kalmış bir eserdir.
37 entry daha