şükela:  tümü | bugün
59 entry daha
  • hayallerimdeki iş kadını profilinin kokusu budur işte. belki biraz daha yaseminli ve az aldehitli, ama bu da cuk oturdu işte.

    öncelikle parfüm dünyasında kesinlikle bir bombadır chanel no. 5. içinde ilk kez aldehitlerin (yani sentetik olarak üretilmiş kokular diyebiliriz) kullanılması zaten kimyada bile önemli yer tutmakta. aldehitler bilinmeden önce (daha doğrusu böyle sentetik olarak üretilmeden önce) genellikle esanslar distilasyon, maserasyon ve alkollerin kullanılması gibi tekniklerle yapılıyordu. fakat bu prosesler genel olarak pahallıydı ve bu yüzden parfümler burjuvaya hitap eder durumdaydı. ancak aldehit eldesi bunu değiştirdi. artık esansların daha kolay ve ucuza üretilecek olması seri üretime geçmeyi rahatlattı. ayrıca daha önce doğada olmayan kokular bu sayede üretilebilmeye başladı. işte chanel de tam bunu kullandı ve mükemmel bir patlamayla ve ernest beaux'nun mükemmel burnuyla bu karışımı kullandılar. dikkat ettiyseniz, parfümün en ağır olan açılış notası aldehitler, parfümler dışında koklayabileceğiniz bir koku değildir. işte kimyasal açıdan chanel bu yüzden çok ayrı bir yerdedir.

    moda evi 'chanel' açısından, bu parfümlere atılan ilk adımdır zaten. parfümcülüğün moda evleri tarafından devralınması chanel dönemine yakındır, ancak chanel değildir ilk kez parfüm üreten modacı. o kişi paul poire'dir ve les parfums de rosine parfümünün adıdır.

    bu parfümün bu kadar beğenilmesindeki bir diğer unsur da dönemin iki meşhur kadınıdır; coco chanel ve marilyn monroe (heyt be döneme bak). bu iki kadının harika reklamcılığı sayesinde günümüze kadar gelebilmiş bir "chanel no.5" mitleri dizisi var resmen. bu, bir noktada günümüzde elit kesme aitmiş gibi göstermiş olabilir no.5'i. nitekim çağrışımları da öyledir zaten. günlük bir parfüm olmadığı, bir çeşit seksapeli olan bir parfümdür. ancak seksapelinin bir kısmını da bu iki zat-ı muhterem kadına aittir.

    gelelim parfümün yapısal özelliklerine. öncelikle chanel öyle abartıldığı kadar "ağır" bir parfüm değildir. daha ne ağır parfümler var. olsa olsa günümüzün parfüm zevkine uymadığı iddia edilebilir, ancak hala harika giden satışları olan bir parfümdür kendisi. neyse efendim. açılışta alkol kokusunu bir yana bırakınca ilk aldehitler burnunuza gelir ve uzun bir süre de aldehit kokusu almaya devam edersiniz. chanel no.5, daha uzun süreli kullanımda farklı tenlerde farklı notaları ortaya çıkartacak olsa da aldehitlerden sonra ilk notaların devamı olarak sitrus kokularından amalfi limonu, orta notalardan da en çok gül kokusu burnunuza çarpacaktır. hafif bir yasemin de bu gül kokusuna eşlik eder, biraz da iris gelebilir burnunuza. kalan kokular ya benim henüz tam bir burun kıvamında olmadığımdan alamamamdan dolayı bana gelmiyor, ya da gerçekten kalan kokular biraz geride kalmış. son notalarına ulaşması içinse bence oldukça zaman geçmesi lazım (yaklaşık 3-4 saat, şöyle diyeyim, saat 9 gibi sıkmıştım parfümü, saat 12, hala orta notalardayız). bu da parfümün kalıcılığını gösterir.

    kişisel yorumumdan sonra fragrantica bazlı nota tahminlerini de yazalım:

    ilk notalar: neroli, bergamot, ylang-ylang, limon, aldehitler
    orta notalar: süsen, zambak, orris kökleri, yasemin, gül
    son notalar: misk, sandal ağacı, patchouli, meşe yosunu, civet, vanilya, amber

    bu notalara göre de değerlendirirsek, başlarda aldehitlerin güçlü açılması, ortalarda biraz temponun düşüp daha sakin ama gül gibi baskın kokuların ortaya çıkması, son olarak da misk, sandal ağacı ve amber gibi güçlü notaların ortaya çıkmasını bekleyebilirsiniz. tabii ten uyumunu geçtim şu noktada. ayrıca son notalarının genel bir getirisi olduğunu düşündüğüm bir şekilde, fragrantica bu kokunun bir kış kokusu olduğunu söylemiş. aslında o "ağır" denmesinin nedenlerinden biri de yanlış zamanda bu kokuyu koklamak olabilir. soğuk bir ortamda koklanınca koku daha az diffüze olacağından burna da çok ağır gelmez zaten. ayrıca görüldüğü gibi içinde tütünmüş, cartmış curtmuş yoktur. olsa olsa koku hafızasının garip oyunlarından biridir bu. ayrıca tütün kolonyası öyle mi kokarmış lan, delirtmeyin adamı.

    bütün bunları bir araya katıp son sözü söylersek, chanel no.5 herkese göre değildir. vallahi değildir bak. öğrenci adam süremez mesela, olmaz ona. böyle plazalara büyük iş bağlamaya giden; süper beyaz, boyuna çizgili, ütülü gömlekli; siyah kalem etekli; ayağında sivri burun topuklu ayakkabılı iş kadınının karşısındakini ham yaparken buram buram gelen parfümüdür chanel no.5. ayrıca 1920'lerdeki partilerin de kokusudur. o zamanlar şimdiki gibi aşırı çeşitlilik olmadığıdan, bence partilerde ortalığı yakıp yıkmıştır bu koku. hele bir de marilyn ve coco'cuğumuzun parfümleri olduğu düşünülürse kadınlığın sembollerindendir. bu parfüme aşık olmayanı da iki defa tartarım, ona göre.

    edit 2: bir de 2008 yılında "eau de premieré" adı altında nispeten "hafif" bir versiyonu da vardır. bu editiondaki güllerin parfümcülüğün önemli yerlerinden olan grasse'deki chanel gül bahçesinden geldiği söylenmektedir. bence de bu versiyondaki gül kokusu daha başarılıdır. no.5 sevmem diyenler bir de bunu denesin işte o zaman aşık olacaklar.

    edit üçç: ne parfümmüş lan, şu saat oldu hala bileğimde kokusu var. ama bu ağır olduğunu göstermez bak tekrar ediyorum. sıkınca baş ağrıtan parfümler varken ben buna ağır demem, olsa olsa kalıcı derim.
49 entry daha