şükela:  tümü | bugün
53 entry daha
  • bir mastifim var ve şu an beş yaşında. dört aylıkken bana geldi. ve başından beri korkuları olan ürkek bir tabiatı vardı. cesar'a bakarsanız böyle bir hayvanınız varsa aslında sizin ürkekliklerinizi kopya etmektedir. siz "calm and assertive" (sakin ve kararlı) bir sürü lideri gibi davranırsanız onun da kendine güveni yerine gelecekti. parlak zeminlerden korkan, merdiven çıkmaktan ürken hayvanları boyunlarında asılarak korktukları ortamlara zorla sokmaya çalıştığı bölümler izledikten sonra. ben de aynını uyguladım. sonuçtan gurur duymuyorum! cesar'a inanmama sebep olan cehaletimin bedelini köpeğimle birlikte hala ödüyoruz, 50 kiloluk bir mastif pek çok ortamda bir fare gibi saklanacak gölge arıyor!

    geç de olsa uyanıp, batılıların iyimser bir tabirle "shy dog" (utangaç köpek) olarak andıkları vakalar üzerine cahilliğimi giderecek kitaplar almaya başladım. ortaya çıkan tablo cesar millan'ın metodunun meseleye ne kadar yüzeysel yaklaştığını ve bu yaklaşımla hayvanınızı çok daha pekişmiş korkulara zorlayacağınızı ortaya koyuyordu.

    bu yüzden önce ona inanmış olmakla kendimi, sonra da cesar millan'ı eleştirmem tamamen tecrübelerimin sonucudur. ve buraya yazdığım eleştiriler de yüzeyden ahkam kesenlerin düşündüğünün aksine benim yaşadıklarımı ve hayvanıma yaşattıklarımı başkaları yaşamasın diyedir.

    yeri mi değil mi bilmem ama tecrübelerimden yaptığım çıkarımları da paylaşmak isterim:

    1) sorun olarak telakki edilen pek çok köpek davranışı aslında insanların yanlış tercihlerinin bir sonucudur. sonradan ortaya çıkacak sorunları çözmeye çalışmak yerine köpek edinirken doğru ırkı tercih etmiş olmak pek çok sorunun ortaya çıkmasına kökünden mani olur. o yüzden özellikle ilk kez köpek alacakların ırk seçimine herşeyden çok özen göstermesi gerekir. (cesar size bunu söyleyemez çünkü başı köpek ırkları federasyonu ile derde girer)

    örneğin beagle, huskie, sharpei, chaw chaw, cocker spaniel gibi ırklardan köpeklerin sizoid hayvanlar olmaları büyük olasılıktır. itaate yatkın olmayışları daha sonra türlü sorunları beraber getirebilir. ne yazık ki pek çok kişi ilk köpek olarak bu hayvancıkları seçiyor.

    alman çobanı, rottweiler, bull terrier, jack russell teriier, cane corso gibi bazı ırklar ise doğru sosyalleştirme ile tecrübeli bir sahiple şahane karakterler edinirlerse de tecrübesiz birinin elinde bir çok ciddi sorun oluşturacak davranış bozuklukları edinebilirler. o yüzden ilk köpek olarak alınmaları ciddi bir risktir. bunun nedenini açıklarken şöyle bir benzetme yerinde olabilir: ırkların temel psikolojisini, şekil verilecek birer metale benzetirsek, bir golden retriever çelik bir plakadan yapılmış gibidir. işlemesi zordur ancak kolay kolay da bozamazsınız. oysa yukarıda saydığımız ırklar bakırdan yapılmış gibidir. yani doğru ve tecrübeli elde çok daha iyi şekle girerlerse de tecrübesiz bir darbe ile deforme olmaları söz konusu olur ve buradan dönüş çok ama çok zordur.

    doğru ırkın seçimi için henüz köpek almadan pek çok kaynaktan enerji seviyesi, çocuklarla geçinme, agresyon olasılığı, havlama ve uluma, basatlık, başına buyrukluk, ve benzeri karakter özelliklerinin sıkıca araştırılması zorunludur. güvendiğim bir siteden başlayabilrisiniz: http://www.dogbreedinfo.com/

    köpeğin cinsiyeti de davranışı üzerinde çok önemli bir etken. çoğu tecrübesiz kişi ilk köpek olarak bir erkek seçiyor. temel sebep erkeğin cüssesi ve gösterişi. davranışı değil. davranış öncelikli düşünüp erkek tercih edenlerse çoğu kez bilgi sahibi değiller. oysa köpek tecrübesi olan 10 kişiden 8'i size dişi diyecektir. herşeyden önce dişi köpeğin saldırganlığı erkeğinkine göre kat be kat azdır. (hatırladığım kadarı amerikalıların doksanlardan ikibinlere varan süreçte tuttukları istatistiklerde yaralamalı köpek saldırılarını 10 tanesinin 8'inde saldırgan, erkek bir köpekmiş)

    insana karşı saldırgan olmasa bile erkek köpeğinizin başka bir erkekle dalaşması hatta saldırıya uğraması olasılığı vardır. dişi köpekler ise bu konuda neredeyse tamamen güvendedir. nedeni ise en saldırgan erkek köpeklerin bile dişilere çok nadir saldırmaları ve dişi köpeklerin de birbirlerine saldırmalarını olaşılığının bir o kadar düşük olması. dişi köpek tercihinin bir başka sebebi ise erkek köpeğin başına buyruk, egoist davranışının aksine dişinin sahibine daha sadık ve itaate yatkın olması...

    2) doğru hayvan seçimini burada not ettikten sonra, cesar millan'ın nedense hiç değinmediği ikinci konuya el atalım. "erken sosyalleştirme". ben belki diziyi bir kaç sene geçmişte bıraktığım için rastlamadım ama izlediğim 40-50 kadarında cesar'ın henüz 3.5 aylık bir yavruyu sahiplenmiş birinin evine gidip ona ne yapması gerektiğini öğrettiği bir episoda rastlamadım. oysa sansasyon değil de gerçekten faydalı olmak peşinde biri olsa bunu ilk bölümlerden birinde ele alırdı diye düşünüyorum. böylece bir çok hayvanın ileride pekişmiş kötü huylarla karşısına gelmesini en başından engellemek şansı olurdu.

    3.5 ay dedik ki bu zamanı seçmem tesadüf değil. okuduklarım ve edindiğim tecrübeler her köpek yavrusunun 3.5 - 6.5 aylık yaşam sürecinin onun ileriki yaşamı için belirleyici nitelikte olduğunu gösteriyor. iddiam odur ki sonradan saldırganlık, korkaklık, korkuya bağlı saldırganlık, terkedilme trawması, eşyalara zarar verme ve benzeri birçok davranış bozukluğu bu süreç içerisine yaşayacağı bir trawmanın sonucu olarak ortaya çıkıyor. o halde ne yapmalıyız:

    a) kaliteli zaman: pek çok köpek sahibi yeterince zaman ayıramayacağı ya da ayırmak gerektiğini düşünmediği halde köpek alıyor. sonra ortaya çıkan sıkıntıları da köpeğin tabiatına bağlıyor. doğrudur. siz tabiatına bırakırsanız hayvanınız da doğada olması gerektiği gibi davranır. oysa siz bir evcil hayvan istiyorsunuz. o zaman ona öğretmeniz gerekir. bunun içinse fazladan çok şey yapmaya aslında hiç gerek yok. onun kaliteli zaman ihtiyacını giderin yeter. anahtar sadece üç kelime "oyun oyun oyun"
    ilginç gelebilir ama şu videoları izlemek bahsetmek istediğimin ne olduğuna oldukça ışık tutacaktır:
    http://www.vidivodo.com/…iteli-zaman-gecirme/678134
    http://video.internetara.com/?id=2142
    http://www.uzmantv.com/…istirmek-icin-neler-yapmali

    burada benim mottom şu: "yavruya dışarıdan özgüvenini zedeleyecek hiç bir müdahale olmaksızın kendi keşiflerini yapmasını sağlayacak oyun ortamını yaratmak"

    görüldüğü gibi sosyalleştirmek için sadece sizin davranışlarınızın olumluluğu da yetmez. sağlayacağınız ortam da çok önemli. basit bir örnek verelim: yavru köpekler çok sevimli göründüklerinden pek çok insan onlara temas etme ihityacı hisseder. ama ne yazık ki bu insanların pek çoğunda (özellikle de çocukların) hayvana onların istek ve duygularını gözeterek yaklaşmalarını sağlayacak öngörü ve tecrübe bulunmuyor. bu sebeple yavru köpeğin bir tehdit, saldırı ya da tutsak alma olarak algılayabileceği davranışlarda bulunuyorlar. o sebeple ben sosyalleşme sürecini içeren işl 6.5 ayda köpeğime dokunulmasını istemiyorum. temas kurması elbette gerekecektir. ama bunu köpeğim kendi istediği zaman ve biçimde gerçekleştirmeli. sokulup gerçekten kendini sevdirmek isteyene kadar sevmek isteyenlerden ellerini arkalarında tumalarını rica ediyorum.

    bu kesinlikle bir tecrit olarak algılanmasın. sosyalleşme sürecinde köpeğim ileride karşılaşabileceği bütün unsurlarla tanışmalı. (başka insanlar , özellikle çocuklar, her yaş ve ırktan köpekler, kediler ve başka hayvanlar, giderek gürültülü ortamlar, gürültülü araçlar, patlama sesleri vs.) ama bu kademe kademe ona kendi keşifleri olarak yansımalı. sonunda korku yerine heyecan verecek onu her ortamı keşfetmeye istekli özgüveni olan ve dolayısı ile sevgi duyan bir canlıya dönüştürecek.

    söylemek istediklerim bunlar. bunlara dikkat ederek yetişmiş bir köpek ilk örneğini verdiğim köpeğim gibi gölgelere saklanan bir hayvan potansiyeli gösterirken tamamen özgüveni oturmuş, capcanlı sevgi dolu bir canlıya da dönüşebilir (yaptım biliyorum. üstelik tamamen ilk köpeğim olan babasının kişilik altyapısındaki bir yavruya). mesele sizin konuya bilinçle, klişeleri aşarak yaklaşmanızda. cesar millan benim bunu yapmama engel oldu. sizi etkilemesin.

    aynı görüşlerde yazıları her yerde bulmak mümkün işte onlardan biri: http://www.stevedalepetworld.com/…&id=203&itemid=71
57 entry daha