34 entry daha
  • ağır depresyonlarda veya şizofrenide, yüksek intihar eğiliminde, antidepresana yanıt alınamazsa veya herhangi bi sağlık sorunu yüzünden ilaç kullanamıyorsa uygulanır.

    antideprasan veya psikiyatrik ilaçların etki göstermesi minimum iki veya üç haftayken şok tedavisinin yanıtı bi gün içerisinde görülür. düşünürsek intihar eğilimli ağır depresyon hastası için iki hafta ciddi anlamda riskli olacak kadar uzun bir süre.

    tıbbi olarak etyolojisine bakarsak, etki mekanizmasında diensefalik merkezlerden hipotalamus ve limbik bölgeye doğru monoaminerjik yolları aktive ettiği, reseptör duyarlılığını arttırdığı, noradrenalin dönüşümünü hızlandırdığı ve hipotalamik etkinliği artırdığı varsayımı kabul edilir.

    açıklarsak,
    -depresyonda, özellikle noradrenalin ve serotonin olarak adlandırılan nörotransmiterlerin üretiminde, salınımında, geri alım gibi metabolizmalarında bozukluk oluyor.
    noradrenalin ve seratonin nörotransmitter aralıkta ne kadar kalırsa o kadar mutlu oluyoruz, mesela antideprasan ilaçlar seratoninin geri alındığı reseptörlere yapışıp geri alınmasına engel oluyorlar,
    aynı şekilde şok tedavisinde, bu döngü düzene giriyor ve duygular, özellikle depresyon kontrol altına alınıyor.

    şok tedavisi beyinde bir değişime yol açmıyor, bilgisayarı düğmesinden kapatıp yeniden açmak gibi. beynin yapısı değişmiyor ama hafif ve geri dönüşlü hafıza kayıplarına yol açtığı söyleniyor.
    yine de hafıza kaybının kritik olduğu durumlarda, mesela bilgisinin hayat kurtarıcı olduğu doktorluk gibi mesleklerin üyelerinde kullanmamak gerektiğini belirtmek gerek.
    bunun yanısıra delicesine korkan, ve tersine özellikle tercih eden hastalar var.

    (hatırlayanlar için, house m.d. de bu yöntem kullanılan bi bölüm vardı,
    adam aşık olduğu kızın abisine aşık olduğunu düşündüğü için acı çekiyordu ve yüksek frekanslı sinüs dalgasıyla şok uygulanmasını ve yakın hafızaya dair her şeyi unutmayı kabul ediyordu. garip olan bu sahne bana feci şekilde eternal sunshine of the spotless mindı hatırlatmıştı.
    çünkü kız odaya girdiğinde hafızası silinmiş ve artık kızı tanımayan bi adam olsa da kıza bakışında aşk vardı. onu tanımayan ama bi yerlerden tanıyan bişiy.
    tamam biliyorum, bilimsel bi konuda böylesine romantiğe bağladım ama 'zihinden silebilirsin ama kalpten?' sorusu zihnimde döndü durdu o gece.)

    parantez içindeki paragrafı boşverebilirsiniz.
    zaten bu denli hafıza kaybına da böyle aşklara da rastlanmıyor gerçekte.
83 entry daha
hesabın var mı? giriş yap