şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • geçen gün lise aşkımla görüştük. aslında hiç gitmek istemiyordum. bizim buralara taşınmış ve alakasız bir arkadaşım da bir buluşma ayarlamış.

    gerçekten hiçbir şekilde o ortamda bulunmak istemiyordum. bunun sebebini de tam olarak bilemiyorum. hala bilmiyorum yani. sonra buluştuk ve lise aşkımın evine geçtik. toplamda 3 kız 2 erkektik. ilginçtir ki eve girer girmez bir aidiyet hissettim, bir rahatlık... onunla karşılaştığımdaysa hiçbir şey hissetmedim. lise aşkımın tavırlarının çok yapmacık olduğunu düşündüm. gerçekten de beni iten yapmacık bir yanı vardır ve ben o yanından nefret ederim.

    sonra gece ilerledi. çok içtik. topluca çok içtik ve ben aniden duygusala bağladım. böyle bir şey yıllardır başıma gelmemişti. hele ki lise aşkıma? ögh! asla bana göre değil. ama sanmayın ki duygusala bağlamamamın sebebi aşktı. bu asla anlatamayacağım bir şey. bugüne kadar sadece iki kişiye karşı böyle duygular besledim. birincisiyle kısa sürede koptuk, ikincisiyse ne yazık ki öldü. o öldükten sonra onunla görüşmediğim için çok büyük pişmanlık duydum. hiçbir zaman benim gerçek duygularımı bilmediği için büyük pişmanlık duydum. 1 yıl boyunca sadece bunun için ağladım. çünkü o öldüğü zaman ona karşı olan hislerimi fark ettim.

    hissettiğim şey sanırım aşk değil. yani ben buna aşk diyemem. daha çok şefkat gibi. çok yakın bir arkadaş gibi. sanki karşımdaki kişiye her şeyimi anlatabilirim ve o anlattıklarımı benim için sonsuza kadar gizli tutar. üzüldüğü zaman onun yanında olabilirim. hem de tüm samimiyetimle. o kişinin yanında çocuk gibi olabilirim. kedi gibi sırnaşabilirim. ve bu duygunun içinde seks yok. aşkın içinde seks olmalı gibime geliyor.

    her neyse, içtiğimiz geceye dönelim. beşimiz de deli gibi içtik ve ben duygusala bağladım. açık söylemek gerekirse çocuğu karşıma aldım ve saatlerce kafasını siktim. yıllardır kimselere anlatmadığım şeyleri anlattım. biraz da ona sitem ettim. savunmasız bir çocuk gibiydim. aslında çok çok zaman oldu bu tarz şeyleri düşünmeyeli. ben bile ona anlattığım şeyleri hatırladığımı bilmiyordum. alkolün etkisi diyebilirsiniz ama alkol bile bana bu şeyleri bu kadar açık bir şekilde bir başkasına anlatmamı sağlayamaz.

    sonra herkes sızdı. her zaman olduğu gibi ben hariç herkes sızdı. bir süre sonra ben de uyumak zorunda kaldım. sabah uyandığımda geceye dair pek bir şey hatırlamıyordum. en azından onunla konuştuklarımı hatırlamıyordum. ama ona baktığımda onun hatırladığını hissedebiliyordum. bana karşı çok arkadaş canlısıydı. hissedilmeyecek gibi değildi. bu noktada paranoya yaptığımı düşünüyorum biraz ama paranoya olmama ihtimali daha yüksek.

    hissettiklerimi yine anlatamıyorum ama ölen kişiye karşı olan hislerime benziyor. bu defa pişman olmamak için ona hissettiklerimi söyleyeceğim. neticede ölebilir. az önce bir ekşi sözlük yazarının paylaştığı videoda konuşan cemaatçi abiye bir noktada katılıyorum. "30 saniye sonra ölmeyeceğimizin senedi var mı?"

    evet, tamam biraz cıvıttım entry'yi. duygusal başlayıp duygusal bitiremedim. cemaatçi abilere, ablalara selam olsun!*
138 entry daha