şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • teşhis edildiğinde, anne ve babalara çok kötü bir sürpriz olan doğumsal kalp hastalığı. minicik çocukları yaşamlarının ilk yıllarında çok ciddi bir ameliyatla karşı karşıya bırakarak, hem bedensel hem de ruhsal olarak örselenmelerine neden olmasıyla, çocuğa da, aileye de çetin günler yaşatır.

    bebek dediğin, derdini ağlayarak anlatır. bu hastalığı taşıyan çocuklar çoğunlukla mor bir yüz ve mor tırnaklarla yaşar zaten. ağladıkça, daha da morarır. ameliyat öncesi ayrı bir zordur, ameliyathane kapısı ayrı bir zordur, yoğun bakım merdivenlerinde sabahlamak ayrı bir zordur, ameliyat sonrası da bambaşka bir zordur.

    ameiliyat yaklaştığında şişe şişe kan ve plazma peşinde koşturur. çocuğa çeşit çeşit tetkikler yapılır. damarları incecik olan çocukta bu işlemler hiç kolay değildir. kollarını bacaklarını 3-4 kişi tutar, o çocuk ne olduğunu anlayamaz ve acıdan ağlar.

    ameliyat sonrası, solunum makinesinden çıktıktan sonra bile vücudunun her yerinde kateterler, hortumlar olan bir çocuk. gece nihayet uyurken, burnundan sokulan hortumla, aspirasyon yapılır. yine sık sık akciğer masajı için uyandırılır ve sırtına tokatlar iner. masajın şekli bu. yapılacak bir şey yok. o çocuk, bunun akciğer masajı olduğunu anlayamayacak kadar küçüktür.

    kasığındaki kateterden kalbine damla damla verilen ilaç, kalbin çalışmasına destektir. çocuğun altını temizlerken, bacaklarını kaldırmamaya dikkat etmek lazım. bu hareket, ilacın, kalbe hızla gitmesine neden olabilir ve kalpte dakikada en az 180 atımlık bir taşikardiye yol açabilir. gözler, kalbe bağlı monitörden hiç ayrılmadan, çileli ve korkulu bekleyişler, sabahlamalar daha bitmemiştir.

    ilaç yutacak kadar büyümemiş çocuğa 4-5 çeşit ilaç ezilir, enjektöre doldurulur ve ağzına fışkrtılır. bunlardan biri, diğer ilaçların yan etkisiyle oluşan potasyum eksikliğini gidermek için verilen kocaman bir tablettir. o kadar ilaç arasında bir bu eksiktir. bazen o çocuk bunu kusar. doktorlar aranır, endişeler artar.

    karaciğerin büyümemesi için sıvı çok sınırlı verilir. biberonla, günde sadece iki parmak kadar su hakkı vardır. o çocuk, susuzluktan, bağıra bağıra ağlar. kalbine bir şey olacak diye korkudan titretir. çocuğun, ağlarken kendini yerlere göğüs üstü attığı da olur. oysa, göğsüne darbe almaması, doktorlar tarafından sıkı sıkı tembihlenmiştir. gel de zapt et. neresinden tutacaksın? minicik bedeni dikiş ve yara içinde.

    bununla da bitmiyor. o iki parmak su hakkı, yoğurt yediğinde bile azaltılır. yoğurttan aldığı fazla su bile sakıncalı. muhallebi mi yedi? içindeki süt miktarını hesaplayacaksın ve içtiği sudan düşeceksin. sadece 5 cc su içer bazen.

    fallot tetralojisi, çocuğa da aileye de çok zor günler, yıllar yaşatan, ameliyat sanki dün gerçekleşmiş gibi hafızalardan silinmeyen, hiç bitmeyecek bir endişeye merhaba dedirten, tüm ailenin psikolojisini yerle bir eden ve göğsüne baskı olur korkusuyla, çocuğa sımsıkı sarılmayı özleten bir hastalıktır.
7 entry daha