şükela:  tümü | bugün
51 entry daha
  • aga kimse de de çıkıp dememiş ki bu film, dışlananların/ ötekileştirilenlerin temel zemininde, kadın özgürlük hareketini ele alan bir yapımdır. o dönem amerika'sında zenciler insandan sayılmaz, kadınlar ikinci sınıf muamelesi görür hele hele idgie gibi erkeksi tavırlara/ kılığa kıyafete sahipseniz hadi geçmiş olsun! ve bütün bu dışlanmışlar da birbiriyle dayanışma içindedir; ezilmeye mahkum kadın ruth, erkeksi idgie ve zenci koca george. idgie'nin, ağabeyinin ölümünden sonraki bütün yalnız dönemlerinde koca george'tur onu en iyi tanıyan ve yanına yaklaştırdığı tek kişi. ruth ise idgie'nin annesi tarafından idgie'yi 'evcilleştirmek/ ehlileştirmek' için çağrıldığında esasen idgie tarafından 'zihni açılır' ve idgie'nin yaralarına iyi gelmesi için başlatılan diyalog, esasen ruth'un yaralarına iyi gelir. ve ruth, kocası tarafından dövüldüğünde kendisini idgie ve koca george kurtarmıştı.

    ve elbette en büyük dayanışma; hem zencilere hem kadınlara hem de erkeksi (kendi tercihini yaşamak isteyen diye de kullanabiliriz ifadeyi) kadınlara tahammülü olmayan zihniyeti tek başına temsil edebilen bu hödük herif, yine bu üçlü marifetiyle kelimenin tam anlamıyla ortadan kaldırılır!

    öte yandan hikayenin 80'lerde geçen bölümlerinde gidişatta aman aman bir değişiklik olmadığı gösterilir esefle. zavallı evelyn, kocası, kiloları, menapozu ve dünyanın dayatttığı "standart güzellik" anlayışı arasında boğulmaktadır. bir yandan da kadının kendini keşfetmesi adı altında saçma sapan grup terapileri vardır ve hiçbiri evelyn'e yardımcı olamaz. ta ki o sevimli yaşlı teyzemiz ona çılgınlığın ne kadar normal, vasatın da ne kadar çılgın olabileceğini gösterene ve esasen, önce kendiyle barışık olmasını sağlayabilene kadar.

    sonrası; tovandaaaaaaaa!
17 entry daha