şükela:  tümü | bugün
76 entry daha
  • simdiye dek tanidigim insanlar icerisinde kendisinden daha garip biri oldugunu sanmiyorum. kimden bahsettigimi o donem eskisehir'de yasayan herkes aninda anlayacaktir: volki.

    volkan cok yasli bir anne babanin, cok gec dunyaya gelmis tek cocugu. cok buyuk olasilikla bu yuzden tv karsisinda buyumus, 80'lerin tum tv dizilerine, filmlerine kemal sunal'in unlu filmindeki karakter gibi yaklasan, yine ayni donemin tum bilgisayar oyunlarini yalayip, yutmus ve her birinin uzerinde milyonlarca gereksiz ayrintiya iliskin saatlerce konusabilen bir adam. muhtemelen bu tip bir hayat tarzinin sonucu olarak da, her an bir yerden bir saldiri, bir tehlike gelebilecegi suphesi icerisinde tetikte dolasan dunyanin en acaip insani. ve yine ustelik maalesef dovus teknikleri dersleri almis, kendisini bu konuda yetistirmis bir insan oldugu icin biraz da tehlikeli. bos bulunup "cuccuk" hareketi yapsaniz agzinizin ortasina tekme yeme sansiniz %99.99. bunun disinda son derece yavas hareketlerle, sakin sakin yuruyor. kendisini aceleli iken goren, bilen yok. adamin gayet sasmaz rituelleri var, her gun belirli saatlerde belirli yerlerde oluyor. her aksam ayni yerden bir litrelik kola ve ekmek aliniyor, her aksam ayni saatteki otobus ile eve geliniyor, ayni saatler arasinda basket oynaniyor ...vs...

    ayrica eli yuzu gayet duzgun olan bu adam, gayet guzel karikatur ve resim cizer, son derece karizmatik bir insan. bu yuzden de o yillarda eskisehir'e universite okumaya gelen kizlarin cogunun dikkatini cekerdi, taa ki kizlar masasina oturup, bir kac cift laf muhabbet edene kadar.

    kendisi, bir arkadasin arkadasi kontenjanindan hayatimiza dahil oldu. ara sira gorusur olduk. o sira yurtta kaliyor bu. duyduk ki buna yurtta cemaatciler musallat olmus, yurttan ayrilmis. ev ariyor. daha yakinlarda ben de ev arar pozisyonda oldugumdan kendisine uzuldum dogal olarak, ev bulana kadar bize davet ettim.

    bu sirada ev arkadasim cenk'e henuz haber verememisim. adami eve getirip biraktim, bir yere gitmem lazim sen takil dedim. o arada cenk gelmis, bakmis odasinda [evdeki en buyuk oda, daha dogrusu evin salonu] biri oturup, karsidaki duvara bakiyor. selamlasmislar filan. o sira cenk'te bir trip hasil olmus, ziplayarak odasindaki avizeye ayagini degdiriyor sonra tanidik tanimadik herkese "sen yapabiliyor musun ?" diye soruyor. ama volki'yi tanimiyor tabii, ne bilsin. ona da sorma gafletinde bulunuyor. adam sakin hareketlerle yuruyup, avizenin altina gelip hic ziplamadan ayagi sifir acarak avizeye degdirip sonra yerine oturup karsidaki duvari izlemeye devam ediyor. cenk o gunden beri kimseye o soruyu bir daha sormadi.

    bir sure sonra ev arkadasi arayan bir arkadasimizin yanina eve cikti. (bkz: hayvan ev arkadaşı/#16404560) burak'in anlattigina gore volki'nin kendisi ile ayni familyadan olan bir kac arkadasi var, eve geliyorlar ara sira. birlikte kung fu yapip, kuantum fizigi tartisiyorlar. biri ile ben de tanisiyorum, bana "kitap yaziyorum. anilarimi yazicam, adini "common x" koyucam" diyor, "tamam" diyorum 20 yasinda anilarini yazmaya karar veren bu arkadasa.

    bir gun burak'in eve getirdigi bir kiz burak'la gece boyu zerre ilgilenmeyip sabahleyin burak gidince, muhtemelen onceki gece begenip gozune kestirdigi volki'nin odasina giriyor. soyunup usulca yatagina giriyor ve elini volki'ye atiyor. sonraki 0.0025 saniye icerisinde yatmakta olan volki ziplayip havada yarim daire ciziyor, kizin bilegini kapip arkaya buruyor, kizi yere yatirip bir dizi ile de omzuna bastirip su muhtesem soruyu soruyor:

    "maksadin ne ?"

    ve biz bunu volki'den degil, bizzat kizin kendisinden ogreniyoruz.

    daha sonra hatirladigim baska bir olayi eklemek isterim. volki'nin burak'la kaldigi evde tuplu sofben var. volki surekli sasmaz ritueller ile yasayan bir insan oldugundan, her hafta ayni gunler, ayni saatlerde sac yikaniyor, yikanmak zorunda. yikan(a)mazsa adamin dengesi bozuluyor.

    yine banyo zamani geldigi gun, denk gelmis ve sofbeni tupu bitmis. bu delleniyor tabi, aksam saati oldugundan tup almak sozkonusu degil. ocakta su isitayim diyor. bakmis ocagin tupu de bitik. bu delirmis sekilde ne bok yicem diye dolanirken, ev arkadasi burak geliyor, "hayirdir ?" diye soruyor. bu da anlatiyor iste boyle oldu, soyle oldu diye. volki'nin bilmedigi ama evinde tuplu sofben bulunan her ogrencinin bildigi sey su. sofbenin biten tupu ocagi bir sure daha calistirir. ama burak da az gudik olmadigindan bunu adama direkt soylemeyip guluyor ve "kafani kullan kafani" deyip odasina gidiyor.

    biz bu hikayeyi burak'tan dinledik tabii. burak bu konusmadan sonra odasina gittigini ve yaklasik 1.5 saat kadar ders calistigini soyledi. sonra su icmek icin mutfaga geri geldiginde gordugu manzara su:

    volki iki elinin isaret parmaklarini uzatip diger parmaklari kapatmis, isaret parmaklari kafasinin iki yaninda. bacaklar omuz mesafesinde acik, pencerenin onunde, gozler kapali, disariya donuk sekilde dusunuyor. (kafasini kullaniyor)
663 entry daha