şükela:  tümü | bugün
188 entry daha
  • röportajını dikkatle, heyecanla ve şaşırarak izledim.
    neden şaşırdım? kadir inanır'ın çok sağlam politik filmlerde oynadığını biliyordum (tatar ramazan'ı haybeye izlemedik) ama bu politik filmleri dönemin siyasal atmosferine falan bağlardım hep. öyle çok örnek var çünkü. açıkçası, o'nun bu kadar politik olduğunu bilmiyordum. bu da benim ayıbım olsun.
    üstelik anlatmak istediklerini o kadar net, yalın bir dille anlatmış ki; sorunun kaynağını anlamak istemeyenlere daha nasıl anlatılabilir diye de düşünmeye başladım.

    "..eğer sen hakların özgürlüğü ve kardeşliği diye bir vicdana sahipsen, kazandığımız her şeyi adilce bölüşelim diye demokratik yapıdan yanaysan, kürtlere hakkını vereceksin. bu siyasal bir konudur.."

    bu röportajdan sonra kadir inanır'a 2 ayrı cepheden saldıranlar olacak.

    ilk gruptakiler; bildiğin su katılmamış faşistler:
    sen bebek katilini nasıl översin, o'nu "feodal yapıya karşı bölge halkını özgürlüğe kavuşturmak için dağlara çıkan adam" diye nasıl kahramanlaştırırsın, diyecekler. bu gruptakiler bir türk daha üstelik bizi kadir babamız kürtlerin hakkını verelim dedi diye çıldıracak ve ağızlarından irin saçarak aynı teraneleri okuyacaklar.

    ikinci gruptakiler ise; sol komünizm çocukluk hastalığı depreşenler.
    bunlar; herhangi bir sorunun çözümünü çok uzaklara havale edip küçük ama önemli gelişmeleri küçümserler. küçümsedikleri şeylerde kendi çözümüne uymadığı için eleştirecek bir şeyler de mutlaka bulurlar.

    bunlar arasında; "kadir inanır'a akp'den veya başka bir yerden öcalan ile ilgili algıyı değiştirmemiz gerek, konuşma sırası sende diye talimat gitmiştir." diyeni mi ararsın, yoksa "ahmet kaya'ya çatal-bıçak fırlatılırken neredeydin, şimdi mi aklına geldi" diyeni mi.

    bu ikinci gruptakiler birinci gruptakilerle, yani faşistlerle aynı kefeye sokulmasalar da neticede aynı madalyonun iki yüzünden biri oluyorlar. biri hiç çözüm istemediği için çözümü engellerken, diğeri de çözüm isterken çözüm için atılan adımları baltalıyor.

    kürt sorununun nasıl çözüleceği ile ilgili "oraya 2 tane daha fabrika yapalım"dan "ayrı devlet"e kadar milyon tane çözüm önerisi ortaya konulabilir, tartışılabilir. bence, gerçekten çözüm isteniyorsa bu çözüm önerilerinin hepsinde, kürtlerin yaşadığı haksızlıklar ve sorunun kabul edilmesi için türkiye'de bir algı değişikliği çalışması olmalı. bu algı değişikliği çalışmasında da farklı yöntemler denenebilir, tartışılabilir. bir yandan; türklerle kürtlerin aynı emek örgütlerinde, aynı mahalle derneklerinde, aynı sendikada daha fazla örgütlenmesini ve ortak mücadeleler örmesini sağlamak için daha fazla çaba harcanırken, diğer yandan herkesin sevdiği sanatçıları bu konu ile ilgili konuşturmak, sinemacılara film yaptırmak da olabilir.

    nitekim kadir inanır röportajı iyi olmuş. ezgi başaran kendi isteğiyle mi yaptı bu röportajı yoksa talimatla mı yaptı bilmiyorum ama röportajın sonunda hayatının ayarını yemiş.

    "ezgi başaran: ama bunun kriteri zor ve neoliberal politikaya aykırı değil mi?
    kadir inanır: bravo ezgi başaran..bugün çok liberal gününüzdesiniz herhalde. üstelik bu yaşta.."

    "üstelik bu yaşta" diyerek "20'sinde komünist olmayanın kalbi, 40'ında liberal olmayanın beyni yoktur" diyenlere de tokadı çakmıştır kadir baba.
281 entry daha