şükela:  tümü | bugün
105 entry daha
  • "en iyi belgesel" dalindaki tahminlerim soyle:
    filmlerden the gatekeepers'i izlemedim ve bu filmin 5 broken cameras ile ayni anda yarisabiliyor olmasina sasirmiyor degilim, velakin surpriz yapip kazanacak kadar bir basarisi olmadigi kanaatinde oldugum icin kafadan onu eleyebilirim.

    searching for sugar man: daha ismiyle insani sarip sarmaliyor, olaganustu bir hayat hikayesi. izlerken rodriguez ile empati kurduruyor, muzikleriyle alip goturuyor. adamcagizin yanlis zamanda yanlis yerde dunyaya gelmesine uzuluyor, mutevaziligindan odun vermeyen hallerine sapka cikariyor, belki bu film sayesinde bir parca olsun sahip olamadigi sohreti yakalar diye umut ediyorsunuz. diger butun adaylarin aksine ciddi bir film degil, bir derdi ve politik bir durusu yok. bu yonuyle siyrilacagi icin oscar'i alma sansi en yuksek belgesel. zira -silver linings playbook'ta oldugu uzere- bu yil biraz feel good yili gibi.

    the invisible war: yeryuzundeki kadin populasyonunun buyuk cogunlugunun bir sekilde maruz kaldigi bir konuyu amerikan ordusu uzerinden isleyen bir film. izlerken gercekten geren, kimi yerlerde itiraflarin insanin yuregine yumruk gibi oturdugu bir film. ancak rahatsiz eden bir anlatimi da var, yer yer kor goze parmak seklinde ilerleyen sekanslar ajitasyon hissi uyandirmiyor degil. bu durum tabi ki konunun vahametini hicbir surette hafifletmez, ama film olarak sansini etkileyebilir, bir de soz konusu amerikan ordusu olunca yeterince yerlerde olan imajlarini daha da batirmak icin bu filmi odullendirmezler gibime geliyor.

    how to survive a plague: bir diger muhtesem belgesel. turk halki olarak aids konusuna, escinsellerin ve afrikalilarin maymunlar gibi onune gelenle seks yaptiklari icin tanrinin onlara bir gazabi perspektifinde baktigimiz icin, bu film ancak vicdan sahibi insanlara dokunabilecek turde bir belgesel. zamaninda milyonlari alip goturen aids'in tedavisi icin abd'de baslatilmis en buyuk aktivizm kampanyasi olan act up ve tag'in basariya goturen oykusunu cok etkileyici bir bicimde ele aliyor film. adeta bir aktivizim dersi veriyor. escinsel evlilik konusunun taze oldugu bir donemde odul verilebilir bu filme.

    five broken cameras: hicbir ajitasyona, dramatizasyona yer vermeden, filistinli fakir bir ailenin gozunden bolgenin cok kucuk bir koyunde yillarca cereyan eden protestolari, israil'in karsi saldirilarini butun ciplakligiyla ortaya koyan muthis etkileyici bir belgesel. belki duydugum kisisel empati nedeniyle, izlediklerim icinde etkisi en uzun suren bu oldu. bizler hayatlarimizdan o kadar sikayet ederken, cok da uzagimizda olmayanlarin icinde yasadiklari durum ve umutlarini kaybetmeyisleri gercekten inanilmaz. dune kadar oscar komitesinin taraf olmamak adina ikisi de israil-filistin sorununu isleyen filmlerden birine odul vermeyecegi dusuncesindeydim ama dun 5 broken cameras'in yonetmeni emad burnat'in odul toreni icin geldigi abd'ye alinmadigi haberi cikinca bu konudaki fikrim biraz degisti. 5 broken cameras buyuk bir surpriz yapabilir bana gore ve yapmalidir da.
326 entry daha