şükela:  tümü | bugün
290 entry daha
  • --- spoiler ---

    muzaffer (suzan'a hitaben): merak etme elini sıkınca verem bulaşmaz. sadece sevgi bulaşır. o da zaten unutunca geçer.

    --- spoiler ---

    ***

    ve yılmaz erdoğan kelime oyunlarına geri döner...

    bayıla bayıla izlediğim filmdir. sadece tek talihsizliğimiz filmin bu kadar uzun olacağını kestiremeyip, geç bir saatteki seansı tercih etmemizden mütevellit, filmi biraz mahmurlaşarak izlememiz oldu. ama olsun. taze taze yazayım ve tekrar dile getireyim on numara film olmuştur. hatta filme erken gitmem iyi oldu çünkü bu görüntü yönetmenliği harikası, enfes bir sanat yönetmenliği ve detaylardaki güzelliği izlemek/yakalamak ve rüştü ile muzaffer'i tekrar tekrar yaşamak için ve (artık özlem duyduğumuz) bir nefes şiir alabilmek için, hazır vizyondayken bir kez daha izleyeceğim filmi.

    bence yılmaz erdoğan şimdiye kadar iyi yazmanın, güzel oynamanın, güzel yönetmenin, iyi bir kadro oluşturmanın dışında; harikulade fikriyle ve yücelttiği şairleriyle türk sineması'ndaki önemli bir boşluğu da doldurmuştur. başyapıt olur mu olmaz mı bilemiyorum ama önemli bir yer edineceği aşikardır bu filmin. hatta hem boşluğu doldurmuştur hem de kendisinin şimdiye kadar yönetmenlik filmografisindeki süreçte (vizontele, organize işler, neşeli hayat), işte esas yılmaz erdoğan budur diyerek, sonunda yapması gereken en doğru filmi yapmış ve herkese bunu göstermiş/izlettirmiştir. hatta türk milletinin beynini şiddet seks aldatma tecavüz entrika ihanet manyaklığı ile dolduran ve dallas'a bağlayan senaristler; kafayı dizilerle patlatan türk izleyicisi için (hepimiz bu türk izleyicisinden biriyiz) fazla bile güzel film yapmış. parasına yazık!

    bir de şey eleştirileri var tabii; yok medyada fazla abartılmış, yok eleştirmenler fazla şişirmiş, yok yılmaz erdoğan eşini oynatmış falan filan. film bittikten sonra salondan çıkarken şöyle bir şey bile duydum ben ve yanımdaki arkadaşımla katıla katıla güldük; aynen yazıyorum ''oyunculuklar süperdi, görüntü yönetmeni harikaydı, hikaye de çok iyi ama yine de olmamış, beklentileri karşılamaz''. çüş yani artık. gerçi zaten genelde de beklentileri karşılamamış film ya.. (!)

    hayır bir film nasıl çok güzel olup da beklentileri karşılayamıyor anlayamıyorum ki. bizde bir film medyada çok fazla abartılıyorsa ve reklamı çok fazla yapılıyorsa, beklentileri karşılaması için illa ya patlayana kadar, geberene kadar gülmemiz ya da höyküre höyküre ağlamamız, darmaduman olmamız gerekiyor. yoksa mazallah beklentileri karşılamaz film.

    mesela naif, sade, şık bir 1940'lar türkiye'si... daha gençliklerinin baharında veremden ölen zonguldaklı iki şaire (rüştü onur ve muzaffer tayyip uslu) saygı duruşu... mükellefiyet günleri... savaş... aşk... şiir... maden işçileri... zor günler... piyes... hastalık... verem... işleyiş... düzen... umut... bekleyiş bunların hepsinin güzel bir hikayede örülmesi; bunların bir önemi yok. ya geberene kadar ağlayacağız, ya da geberene kadar kahkaha atacağız. yoksa beklentilerimiz karşılanmıyor, tatmin olamıyoruz.

    aslında şu an deli gibi yılmaz erdoğan'ın o diyalog cümbüşlerinden spoiler vermek istiyorum ama; filmin tamamı, tüm senaryo zaten spoiler gibi.

    --- spoiler ---

    muzaffer(rüştü'ye): kız şiirden anlarsa beni seçer. ama seni seçiyorsa zaten gelmesin.

    --- spoiler ---

    ***

    --- spoiler ---

    hoca: şiiri yayınlanmayan her şair dergi çıkarmak ister.

    --- spoiler ---

    ve yılmaz erdoğan kelime oyunlarına geri döner.
682 entry daha