şükela:  tümü | bugün
377 entry daha
  • bu filme kötü dersek günah olur, son zamanlarda izlediğim en başarılı yerli filmlerden biriydi.
    dönem filmi çekmek kolay değildir, sallapati çekildiği hissedilir hissedilmez gözden düşer, fakat bu filmde ince detaylarla bezeli sağlam bir emek var.
    diyaloglar çok başarılı, yazan yılmaz erdoğan olunca şiir tadında replikler dinliyoruz.
    belki biraz fazla melankolik, yılmaz erdoğan'ın içine bir garip orhan veli, bir cahit sıtkı kaçmış gibi, fakat çok dozunda.

    yılmaz erdoğan, karizmatik şâir behçet necatigil'i beklemediğim kadar iyi canlandırmış.
    âdeta müsekkin yutmuş bir oyunculuk gördüm, tam olması gerektiği gibi, yalın ve sakin.

    filmle ilgili 2 kelimelik özel notum: kıvanç tatlıtuğ.
    o kadar iyi ki filmin tek başrolü oymuş da diğerleri yardımcı oyuncuymuş gibi görünüyor.

    filmin en önemli karavanası belçim bilgin. kendisi hakkındaki fikirlerim hâlâ sâbit. (belçim bilgin/@kirlikedi)
    bu, o kadar büyük bir ıskalama ki tüm filme gölge düşürüyor. halbuki o role cuk diye oturacak hiç yoktan bir beren saat vardı.
    bu yanlış seçim, içine şeker yerine sehven tuz konmuş bol köpüklü bir türk kahvesi tadı vermiş filme.

    toparlayacak olursak, görselliğiyle, akıl dolu kelime oyunlarıyla izlenesi bir film olmuş.
    hiçbir şey için değilse bile "kapalı kaynar tencerem, bilinmez, et mi pişer, dert mi pişer." mısraının hatrına izlenir.

    fakat suzan rolünde belçim bilgin'i oynatarak kelebeğin rüyası gibi hârika bir filmi mahvettiği için yılmaz erdoğan'ı asla affetmeyeceğim.
596 entry daha