şükela:  tümü | bugün
425 entry daha
  • bunu kaçıncıya yazanım bilmiyorum ama belçim bilgin ve suzan (yani suzan değil, ve suzan) faktörü haricinde çok güzel bir film olmuş.

    --- spoiler ---

    - belçim bilgin liseliyse ben de anaokulluyum, 27 yaşındayım ama bu önemli değil, yaşasın okulumuz.
    - suzan'ın filmdeki varoluş amacı neydi? muzaffer'in büyük aşkı olmaksa ben ortada bir aşk göremedim, zeka özürlü gibi gülen ve kendi isteklerinden başka bir haltı düşünmeyen ergen irisi bir karı gördüm, sonunda da "çok üsüldümm nysee cnm byees :/" dedi ve gitti zaten. 2. yarıda rolü azalınca bana bir rahatlama geldi zira ilk yarıda inanılmaz bunaldım çıkmayı bile düşündüm.
    - suzan rolünü çok sevdiğim farah zeynep abdullah da oynasa olmazmış çünkü çok boş ve tiki bir karakter, bomboş. hem iyi ki olmamış çünkü kız mediha rolünde çok başarılıydı.
    - filmde bir aşk hikayesi varsa o da mediha ve rüştü'nün hikayesiydi, "sen hasta olmasaydın seni bana vermezlerdi ki".
    - sanatoryum ne güzel bir ortamdı, tövbe est.. güzeldi ama orada çekilen her sahne. yalnız kartopu oynama sahnelerinde ağaca itinayla yapıştırılmış toplar ve oyuncular ellerini atar atmaz yusyuvarlak top haline gelen karlar komikti.
    - yılmaz erdoğan'a çok sempatim olmamasına rağmen rolünde güzelceydi, taner birsel'i ve anne babaları oynayan diğer saygıdeğer oyuncuları pek göremedik, onlar yerine suzan'ı görmemiz çok faydalı oldu.
    - ağladığım ilk sahne mert fırat'ın anasına şiir okuduğu, şiveli konuştuğu kısımdı, onlar at arabalarında gemiye götürülürken ne ağladım ne ağladım. yıllarca durmadan taksiye binen dar gelirli dizi karakterleri izledikten sonra bu filmde üç öğün yemeği bile bulamayan, hakikaten fakirlikten imanı gevreyen insanların dramı ne güzel verilmişti.
    - yahu gelsin istemiyorum ama konu geliyor yine filmin adeta trollu olan suzan'a. bu kızın muzaffer'i her karşısında gördüğünde hasretle, üzüntüyle değil "yine gelmiş hayranım mihihihhihi" gülüşüyle koşması bana sinem kobal'ın uygur kardeşler programındaki ayı ailesinin kızı rolünü hatırlattı. en az onun kadar manalıydı.
    - mert fırat sen nasıl tatlısın belli değil, maşallah, nazarlardan saklasın, aşkında, yüzünde, çok gözüm kaldı çünkü.
    - kıvanç tatlıtuğ hadi kuzey'i geçtim ama behlül'ü oynamış diyenlere ağzımla gülmüyorum panpa. adamın yüz ifadelerine, boynu büküklüğüne, fukaralıktan doğrultamadığı beline bakarken gözlerim doldu animeler gibi.
    - en çok beğendiğim sahne, mediha, rüştü ve muzaffer'in okul çocukları gibi evli çiftin yatağında oturup sohbet ettikleri, dert döktükleri sahneydi. nasıl bir dostluktur, insan böyle dostları kaybedince gerçekten biraz ölür.
    - diğeri de mediha ve rüştü'nün düğünüydü. eski gelinlerin sadeliği, sadece sevmek ve yuva kurmak için evlenmeleri.. bir mediha'ya baktım, bir de alien topuzlu, disko topu suratlı, straples gelinlikten memeleri taşan günümüz şebeklerine. mediha'nın gelin olma hali ve gelinliği ne kadar güzeldi.
    - velhasılıkelam, ben mesela iki şairi de tanımazdım, tanıdığım iyi oldu, ruhları şad olsun.

    --- spoiler ---
548 entry daha