şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • hakkında sosyolojik gözlem yapmadan, sırf genellemeler üzerinden tespitler yapılmaması gereken kişidir.

    bu konu hakkında yazmayı uzun zamandır düşünüyordum. yaşadığımız ülke, şehir, hatta mahalle bazında düşünürsek, insanların, özellikle erkek taraftarların kadın taraftar konusunda kafasında canlanan profil çok çeşitlenebiliyor. bu profillerin oluşmasında sosyo-ekonomik, kültürel, çevresel faktörlerin çok yoğun etkileri var. sözgelimi, görece düşük bir gelir-eğitim seviyesine sahip, kendine özgü bir hayat görüşü ve hedef temellendirememiş, hayatını tuttuğu takım ekseninde şekillendiren bir erkek için, kadın taraftar saygı duyulacak ya da kolay kabullenebileceği bir model değildir. çünkü futbol onun egemenlik alanıdır, bu konuda söz söyleme tekeli de kendisine aittir. çünkü o, ataerkil aile düzeninin bir ürünüdür, zihin yapısı bu doğrultuda şekillenmiştir.

    bunun zıttı ise, şehirli, eğitimli, görece yüksek sosyo-ekonomik statüye sahip erkek taraftar modelidir. bu model ise, kadın taraftara nispeten ''daha toleranslı, daha saygılı ve daha kabul edilebilir'' minvalinde yaklaşmaktadır. peki bu yeterli midir, bana sorarsanız hayır. bu kitleyi tasvir ederken, her ne kadar pozitif ve modern tabirler kullansak da, yine de yaşadıkları toplumdan bağımsız olmadıkları gerçeğiyle yüzleşmemiz lazım. bu konuda kendimden örnek vermek isterim.

    nispeten modern bir ailede ve muhitte büyüdüm. iki kız kardeşiz. ikimiz de çocukluğumuzdan beri futbolu seviyoruz. bunda babamın da büyük rolü var. küçüklüğümüzden beri elimizden tutup, bizi maça götürürdü. takım gol atınca babam beni omzuna alırdı, o atmosferi doya doya yaşardım. hayatım da bu doğrultuda şekillendi.

    futbol benim yaşam tarzımdı, öss'ye hazırlanırken dershaneden kaçıp, eve gelip takımın kupa maçlarını izlerdim. özel ders hocam akşam ya maçtan önce gelip gidecekti, ya da maçtan sonra gelirdi. eğer ki maç esnasında geliyorsa, annemle karşılıklı çay içerken maçın bitmesini beklemek zorunda olurdu.

    çoğu erkek tarafından haklı olarak eleştirilen, sırf onların ilgisini çekmek için futboldan anlıyormuş gibi davranan biri olmadım. fanatik bir futbol taraftarı olmakla kadınlığımdan hiçbirşey kaybetmedim. çünkü zaten öncelikli kimliğim kadın olmaktı. bu doğrultuda yetiştirildim.

    erkek arkadaşlarımla ne zaman maç izlesem, sürekli şaşkın bakışlar üzerime çevrildi. bunun sebebi, maç esnasında fevri hareketlerde bulunmam, ya da küfür etmem değil, mantıklı yorumlar ve gözlemler yapmamdı. ama bir süre sonra buna da alıştım.
    kendimi övmek için yazmıyorum bunları. tam tersi, eğer bir kadın ofsaytı bildiğini, futboldan anladığını, çok normal birşeymiş gibi, ama aslında alttan övülme beklentisi mesajı vererek anlatıyorsa, ikiyüzlüdür benim gözümde. samimi değildir. bu konu açılmadığı sürece, gündeme getirmesi bile manidardır.

    bana şaşıran arkadaşlarımdan bahsetmiştim. ki bu insanlar, eğitimli, dünyada olup bitenleri takip eden, farkındalığı yüksek ve eşitlikçi insanlar. onlar bile bana böylesine şaşırabiliyorlar. öyleyse, temel sorunumuz düşünce altyapımızın değişmesi gerektiğini idrak edebilmek.

    çevremdekilerden beni 3 kelimeyle tanımlamasını isterseniz, muhtemelen bu 3 cümleden biri futbol fanatiği olmam olacaktır. anlatmaya çalıştığım da budur zaten, bir insanı, bir kadını, taraftarlık seviyesi ve dozu üzerinden tanımlamaya kalkmak, kadın taraftarlık mevzusunu içselleştiremediğimizin kanıtıdır. bunun sağlanabilmesi için de, beni tanımlarken, kişisel özelliklerimden yola çıkılması gerekir. ** bunun için de zamana ihtiyacımız var.

    sonuç olarak, futbol erkek tekelinde görülecek bir oyun değildir, değişen çağ ile birlikte, kadınların hayatın her alanında olduğu gibi, futbol alanında da kendini geliştirmeye başladığı görülmektedir. kadınlar artık erkeğin ilgisini çekmek için pazarlanan bir meta* olmaktan ziyade, aktif olarak bu işin içinde olan, takip eden, eğer seviyorsa hayatında önemli bir konuma yerleştiren aktör haline gelmiştir. ilerleyen dönemlerde de yerini sağlamlaştıracaktır.
2 entry daha