şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • ilk sahnede ekrani kaplayan, pembe ic camasiri icinde belli belirsiz secilen bir adet scarlett johansson kici goruruz. cinsel cagrisimlar yapmaz velakin [valla yapmadi]. daha cok bir teklifsizlik, ictenlik, sicakliktir perdeden yansiyan. filmi bir karede olabildigince guzel ozetler bu sahne. hatta bundan sonra sinemadan cikabilirsiniz, ama bu da iyi oyunculuklari ve nefis muzikleri kaciracaginiz anlamina gelecegi icin tavsiye edilmez.
    orta yasi coktan devirmis, duygusal olarak boslukta oldugunu kolayca anladigimiz aktorumuz [ayni anda hem komik, hem uzgun, hem yorgun gozukmeyi basaran bill murray] 2 milyon [evet evet, dolar] kazanacagi zirva bir viski reklami icin tokyo'ya gelir. uyuyamaz, insanlarla anlasmakta gucluk ceker, japon icatlarina alisamaz. kaldigi otelde, kendisi gibi uyuyamayan, kariyerist fotografci kocasindan da yuz bulamayan, yeni evli hatunla [ kiciyla ilk sahnede muserref oldugumuz scarlett johansson] birbirlerini bulurlar. fotografci kocanin bir kac gunlugune sehirden uzaklasmasini firsat bilip, sehr-i tokyo'yu, burada yasayanlari, gelenek ve goreneklerini ve ayni zamanda birbirlerini kesfetmeye cikarlar.
    pek cok insan, sofia coppola'nin babasinin mirasini yedigini dusunse de, ben ilk filmi virgin suicides'in sevmistim, ozellikle filmdeki bir taraftan tedirgin de eden ruya atmosferini. lost in translation da bence iyi bir devam filmi olmus. ben diyaloglari biraz zayif buldum, ama buna karsi da "zaten yonetmenin amaci o" seklinde bir arguman gelistirebilir, filmde bunu hakli cikarabilecek bir taraf da var. ama ben senaryo ve yonetmen yetersizligine yormayi daha kolay buluyorum. (bkz: bok atma durtusu)
478 entry daha