şükela:  tümü | bugün
114 entry daha
  • sosyolojinin bir bilim olup olmadığı tartışması muhtemelen sosyal bilimlerin en banal tartışmalarından biridir. bilim değildir demek ne kadar saçmaysa bilimdir de demek o kadar saçmadır. tek başına bilimin ne olduğunun bile açık olmadığını envai çeşit başlıkta yazmış olabilirim. biri bana gelsin bilim şudur şudur, ve kesinlikle şu şu değildir desin, götümü kesip vericem lan. o derece.

    ama en temel ve en çok kabul gören bilim paradigması içerisinde değelendirildiğinde sosyoloji bir bilim değildir, ve lütfen olmasındır zaten. "sosyal bilimci" demek, "bilim adamı" demek illa işte bizim böyle pozitivist işler yapmak zorunda olduğumuz anlamına gelmez. ama gene aynı paradigmanın oldukça kuvvetli pozisyonundan dolayı belki de sosyologları tanımlamak için "ilim insanı" falan demek daha mantıklı olabilir. sosyoloji bir bilimden ziyade bir disiplini temel alır. soru sorma ve düşünme disiplinidir. epistemolojik olarak da bakıldığında o da diğer bilimler gibi bir "neden" ve "nasıl" sorularını sorar bilgiye erişmek adına. tıpkı "neden yerden yüksekte bırakılan cisimler yere düşer" sorusu gibi sosyoloji de "neden insanlar bir arada yaşar" gibi bir soru sorabilir. ikisini birbirinden ayıran fark metodoloji ve karşılaştıkları sonuçlardır. sosyoloji "yaklaşımlar" üretme tandansına sahiptir, ancak fen bilimlerinde değişmez kanunlar aranmaktadır - ilk dönemde yaşayan comte gibi, simon gibi sosyal bilimcilerin düşündüğünün aksine teorik olarak insan faktörünün olduğu hiç bir sosyal olguda kanun geliştirilemez ve fen bilimleri ile bu alanda sosyal bilimler doğrudan ayrılır. bahsetmeye çalıştığım klasik bilim paradigması da "fen bilimleri" ekseninde şekillenmiş bir paradigmadır ve bence öyle de kalsındır yani. evvela, herşeyi kapsayacak bir bilim paradigması oluşturmak pek mümkün gözükmüyor. zaten öyle bir paradigma ortaya atılsa bile az önce bahsettiğim kuvvetli farklılaşmadan ötürü "kısmen bilim" falan diye kavramlar ortaya çıkacak ve tek başına, yekpare bir bilim niteliği taşıyan hiç bir alan kalmayacak. bi anlamı yok yani.

    bütün bu ahval ve şeraitte bir disiplinin bilim olup olmaması onu ne aşağı bir çalışma alanı yapar ne de tanrısal bir çalışma alanı yapar. bundan bilmemkaç yüz yıl önce ilk dönem fransız sosyologları bilimlerin hiyerarşisi üzerine düşünmekte ve sosyolojiyi en üst bilim olarak görmekteydiler. sosyolojinin altında bilim, astronomi, geometri falan filan gibi alanlar bulunmaktaydı. daha sonralarda neyse ki felsefe ve topyekün sosyal bilimler "bilimlerin hiyerarşisinin olamayacağına" karar verdiler ki çok aklı selim bir düşünceydi. çünkü bahsi geçen her türlü alan (fen ve sosyal bilimler) en temelde iç içedir. öyle olmasa nöropsikoloji, siyaset sosyolojisi, biyokimya falan filan gibi alanlardan söz edemiyor olurduk. bu ilimleri birbirinden ayırmak yerine birbirlerinin boşluklarını doldurabilecek alanlar olarak görmek dünya ilim, bilim, fen tarihi adına çok daha yararlı bir adım olabilir.

    demem o ki, zerre yapıcı olmayan tartışmalara kurban giden güzel disiplinimdir kendisi.
156 entry daha