şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • bir anlayışa göre amaca en uygun yolun seçilmesidir. örneğin richard feynman almanların atom bombası yapmaya çalıştıklarını bildiği dönemde amerikanın atom bombası projesine katılmış ve bunu da şöyle meşrulaştırmıştır: "bu bombayı almanlardan önce yapmak dünyayı hitlerden ve faşizmden kurtaracaktır." evet böyle başlamış işe. bir kez hedef belirlendikten sonra başarı, ilerleme gibi kavramlar iyi tanımlıdır; yapılacak hesaplar deneyler vs. belirlidir ve feynman da atom bombası yapma işinde olağanüstü bir performans sergilemiştir. bomba patladığında da parti verip çılgınlar gibi eğlenmiştir. zira bombayı başkalarından önce yapmak amacına ulaşılmıştır!
    yıllar sonra feynman özellikle parti işini biraz utançla anlatırken söyle der: "iyi de almanlar savaşı kaybettikten sonra niye devam etmiştim ben bu işe?" insanın bir kez iyi tanımlı olan o hedefe ilerleme yoluna girdiğinde, arada bir durup "ulan ben nereye gidiyordum? hala oraya gitmek istiyor muyum?" gibi sorular sormamasının sonuçları tatsız olabilmektedir. zira hedefe varmak için hızlı koşmak biçimindeki rasyonalite size hangi hedefi seçmeniz gerektiğini söylemez. o başka bir problemdir. ve eğer kötü bir hedef seçildiyse hızlı koşmak yalnızca daha kötü bir dünya yaratır.
    ben bugün dünyada pek çok devlet görevlisinin durumunun feynman'ın durumu gibi olduğunu düşünüyorum. amirlerimin emirlerine uyayım işimi en iyi biçimde yapayım derken bunun sonunda nasıl bir dünya oluşacak görmüyor ya da sorgulamıyoruz sanırım.
4 entry daha