şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • ya bunu bizim ailede ilk, bir belgesel çılgını olan babamın bulmuş olmasına içten içe üzüldüğüm fransız bir karı kocanın çektiği harika belgeseldir. hatta annemle ikisi bensiz izliyorlar bunu sonra ben izleyene dek sürecek olan dialoglar başlıyor.

    -aa hani çayırın sakinerinde vardı ya hatırladın mı, muhteşem bir görüntüydü o ya. (annemle babam birbirlerine soruyorlar sonra aynı şeyi izlemenin verdiği heycanla gözlerinde oluşan o pırıltıyı görüyorum, ardından ikisi birden bana dönüyor ve boş bakan gözlerimle karşılaşıyorlar tabi, izlemediğim için ve eşe dosta tavsiye fim-belgesel verirkenki o heycana bırakıyor gözlerindeki pırıltı yerini.)
    -tüh ya izlemedin di mi sen onu ay nasıl yakalamışlar o anı inanamazsın. mutlaka izlemelisin. bir harikaydı.(yine konu açıldığında zaman zaman annemdn cümleler.)

    ve her akıllarına gelişinde bu baskıya maruz kalıyorum bi kaç yıl. artık üşenmekten mi ertelemekten mi onların izlemesinin ardından bir kaç yıl geçince izleyebiliyorum anca. ve müziklerinden görüntülere, anlatıma, metne kadar niye lan, niye onlar izlerken izlemedim geç kalmışlığına üzülüyorum bir kez daha.

    bir de filmleri altyazı okurken uykusu geldiği için türkçe dublaj seçeneğiyle izleyen babam keşfetmiş bunu. üzülmemek elde değil ama işte belgsel aşkından o da hep. neyse sonrasında belgeseli izlememe rağmen aa sen izlememiştin sahi falan diye süren varsayımları da oluyor. bir de üstüne izlediğimi kabul ettirene kadar da bir kaç yıl geçiyor tabi.

    bizde böyle bir etkisi var yani bu belgeselin. düşünün ne kadar sık konuşulduğunu sonra izleyip izlememeye karar verirsiniz.
6 entry daha