şükela:  tümü | bugün
181 entry daha
  • ingiliz yazar george orwell'in, dünyaca ünlü alegorik romanı hayvan çiftliği'ni (animal farm) okuma fırsatını yeni bulabildim. hakkında yıllarca konuşulmuş, soğuk savaş döneminde başta abd olmak üzere birçok kapitalist ekonomi ülkesinde ders olarak okutulmuş, sağ kesimlerin komünizm yergisi olarak bellediği bu başarılı romanı okumakta bu kadar geç kaldığım için de kendime bir hayli kızdım.

    romanla ilgili en başta belirtmek istediğim nokta, anti-sosyalist propaganda aracı olarak kullanılmasını yanlış bulduğumdur. kapitalizmin, gölgesini satamayacağı ağacı kesmekte beis görmediğini hatırlarsak, bu tür bir yergi yapıtının da kapitalizmin amaçlarına malzeme edilmesine şaşırmamamız gerekiyor. george orwell, kitabı hangi ideoloji ya da ideolojilere (bilerek ya da bilmeyerek) hizmet etmek için yazmış olursa olsun, hayvan çiftliği, işaret ettiği birçok konuda haklı eleştiriler içeriyor.

    hayvan çiftliği'nin can yayınları'ndan, celal üster çevirisi ile yayınlanan çevirisini okudum. ancak, büyük bir merakla önsözü okuyunca biraz keyfim kaçtı, çünkü önsöz, romanın mantığını ve temsillerin pek çoğunu içeren bir yazı olmuş. sonsöz olarak kitabın sonuna eklenmesi daha doğru olurmuş. ama ingilizce orijinal metnini okumaya da başladığım için rahatlıkla belirtebilirim ki, çevirisini beğendim. tek sorun, sonsözün baştan söylenmesi. okumayanların benim gibi keyiflerinin kaçmaması adına yazımın bundan sonrasını spoiler ibaresi ile çerçeveliyorum.

    --- spoiler ---

    roman, ingiltere'de bir çiftlikte (beylik çiftlik) hayvanların insanlara karşı başlattığı isyanı ve bu özgürleşme hareketinin nasıl yozlaştığını konu edinmiş. bolşevik devrimi'nin bir alegorisi olan bu isyanda orwell'in karakterlerini kimler ile eşleştirebileceğimizi şöyle yazayım:

    bay jones (beylik çiftliğin sahibi): çar ıı. nikolay
    beylik çiftlik malikanesi: kremlin sarayı
    koca reis (çiftlikteki saygın yaşlı erkek domuz): karl marx. (devrimin teorisini kurdu, ancak devrimi göremeden öldü)
    napoleon (önder domuz): josef stalin. (devrimi diktatöryen bir rejime dönüştürdü)
    snowball (napoleon'un silah arkadaşı domuz): troçki. (devrimin sürdürülebilirliğinin ancak dünyaya yayılırsa gerçekleşebileceğini savundu, stalin ve sempatizanlarıyla görüş ayrılıkları yüzünden sscb'den kovuldu ve öldürüldü)
    domuzlar komitesi: halk komiserleri
    squealer (domuzlar komitesinden): stalinist basın.
    mollie (çiftlikteki rahatına düşkün kısrak): rus burjuvazisi.
    moses (evcil kuzgun): din adamları.
    benjamin (çiftlikteki yaşlı eşek): olayların sonucunu görebilen karamsar insanlar.
    boxer (çiftlikteki güçlü araba atı): devrime inancını kaybetmeyen saf proleterya.
    clover: (araba atı): proleterya.
    koyunlar: cahil halk.
    hayvan çiftliği: sscb
    animalism: komünizm
    köpekler: kgb
    bay pilkington: winston churcill.
    bay frederick: adolf hitler.
    ağıl savaşı: ekim devrimi.
    yeldeğirmeni savaşı: ıı. dünya savaşı

    beylik çiftlik'teki ayaklanma, koca reis'in hayvanları çağırıp bir konuşma yapmasının üstünden biraz zaman geçtikten sonra gerçekleşiyor. hayvanlar, yemlerini vermeyi unutan ve kendilerine sürekli eziyet eden çiftlik sahibi bay jones'u çiftlikten kovuyor ve çiftlikte kendi otoritelerini kuruyorlar. bu otoritenin kurulmasına ön ayak olan ve fikirleri yayan hayvanlar da napoleon ve snowball'un başı çektiği domuzlardan oluşan bir komite oluyor. napoleon ve snowball tarafından koca reis'in öğretilerinin ışığında hazırlanan 7 emir ile birlikte bütün hayvanlar bir çatı altında toplanıyor: "bütün hayvanlar eşittir."

    bay jones'un, kovulduğu çiftliğe geri dönmek için yaptığı başarısız girişimden sonra (ağıl savaşı) otoritesini pekiştiren beylik çiftlik, artık "hayvan çiftliği" adını alıyor.

    çiftlikte özgürlük heyecanı sürer ve günler geçerken, napoleon ile snowball alınacak kararlar konusunda sık sık görüş ayrılığına düşüyorlar. en son, snowball'un daha çok üretim yapılabilmesi adına önerdiği yeldeğirmeni inşaatı, napoleon'un iktidarı tümüyle ele geçirmesine neden oluyor. o güne kadar ortada görünmeyen özel eğitimli köpekler, snowball'u hayvan çiftliği'nden kovuyor ve artık daha sık sesi çıkan squealer, napoleon'un aldığı bütün kararların doğruluğunu hayvanlara empoze ediyor. çok geçmeden, napoleon, yeldeğirmeni inşaatı için emir veriyor. snowball'a neden karşı çıktığını anlayamayan hayvanlara da squealer açıklamalar yapıyor. böylelikle, hayvanların (domuzlar ve köpekler hariç) köle gibi çalıştığı, domuzlar ve köpeklerin ise yavaş yavaş yaşam standardının değiştiği bir sürece giriliyor. öyle ki, öyle ki, yedi emirde yasak olduğu belirtildiği halde, domuzlar malikanede yaşamaya, diğer hayvanlardan daha geç kalkmaya ve kıyafet giymeye başlıyorlar. yine de hayvanların çoğu, en azından sadece kendilerine hizmet ettiklerini ve kendi kendilerine yettiklerini düşünerek avunuyorlar, ta ki:

    "...gene de yaz ilerledikçe, önceden kestirilemeyen bazı eksiklikler kendini duyurmaya başladı. gazyağı, çivi, ip ve köpek bisküvisine, at nalı için demire gereksinim vardı; üstelik bunların hiçbiri çiftlikte üretilebilecek şeyler değildi. sonradan, tohum ve suni gübreye, çeşitli aletlere ve yeldeğirmeni için birtakım makine parçalarına da gereksinim duyulacaktı. bunların nasıl sağlanacağını henüz kimse bilmiyordu." (burada orwell'in, küreselleşen dünyada, kapalı sosyalist ekonomilerin diğer ülkelerle ilişki kurmamalarının pratikte imkansız olduğuna işaret eden eleştirisiyle karşılaşıyoruz)

    ve napoleon, bu gereksinimlere komşu çiftliklerle alışverişe başlayarak çözüm buluyor. yedi emirde yine yasak olmasına rağmen, para kullanmaya, insanlarla iletişim kurmaya ve içki içmeye başlanıyor. tabi bu imtiyazlar, domuzlar ve köpekler için. ayrıca artık, hayvanlar "emir" alıyor ve başkaldıranlar öldürüldüğü için bu emirleri sorgulayamıyorlar. her yeni değişiklik ve uygulamada, squealer devreye giriyor, yedi emri yanlış hatırladıklarını, aslında "şöyle bir ibare daha olduğunu, fakat bunu hayvanların unuttuğunu" söylüyor, her denileni tekrar eden koyunların da yardımıyla itiraza mahal vermiyor.

    çalışmaya devam eden hayvanların binbir emekle inşa ettiği yeldeğirmeni, bir gün bay frederick ve adamlarının saldırısıyla yerle bir oluyor. hayvanlar, çiftliğin frederick'in eline geçmemesi için onu ve adamlarını kovuyor ancak çok da fazla kayıp veriyorlar. yeldeğirmeni inşaatı sil baştan başlıyor, hayvanlar için şartlar daha da zorlaşıyor, tayınlar azaltılıyor. "kuşkusuz, şimdilik, tayınları yeniden ayarlamak zorunda kalmışlardı. (squealer, hiçbir zaman "kısıntı" sözcüğünü kullanmıyor, "yeniden ayarlama" demeyi yeğliyordu)"

    bu arada, domuzların her zaman küçümsediği ve bay jones'la birlikte çiftliği en başından terk eden moses da, ilginç bir şekilde çiftliğe dönüyor ve "balbadem diyarı" masalını anlatmaya kaldığı yerden devam ediyor.

    hayvanlar, gün geçtikçe kötüleşen şartlarda yaşamaya devam ederken, artık uzlaşma sağlanmış insanlar bay frederick ve bay pilkington bir akşam çiftliğe ziyarete geliyorlar. romanın efsaneleşen kapanışı, çiftlikteki malikanede, artık insanlardan ayırt edilemeyen domuzlar ile insanların karşılıklı kadeh kaldırdığı o meşhur sahne ile oluyor. hayvanların domuzlar ve insanları gizlice camdan bakarak seyrettiği bu sahne, muhteris muktedirlerin elinde, en saf amaçların ve eylemlerin bile nasıl harcanabileceğini gösteriyor.

    "bütün hayvanlar eşittir, ancak bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir."

    --- spoiler ---

    bu roman, her devir ve her iktidar için okunmaya uygun, zamanının ötesinde bir eser. aynı ihtiras ve birtakım zümrelerin "daha eşit" olduğu bu alegori, salt rusya için değil, bütün yönetimler için bir "yozlaşmanın yol haritası" kitabı. okunmalı. ideolojik gözlükleri çıkararak, okunmalı, mutlaka ve birçok kez okunmalı.

    temsiller ve karşılıklarında hatam varsa affola. bunlar elbette kişisel yorumlarım.
105 entry daha