şükela:  tümü | bugün
17 entry daha
  • hayatta gözardı edilen ufak ayrıntıların tüm planları bozacak sonuçlar doğurduğunun anlatıldığı, çevrildiği 50li yılların görüntüleri ile keyifli izlenilmeye değer bir fransız film noir.
    filmin yönetmeni louis malle ;robert bresson'a asistanlık yapmış olan 26 yaşındaki louis malle'nin ilk filmidir.
    filmin müzikleri miles davis'e ait . amerikalı caz trompetçisinin hüzünlü solo trompeti filmde paris'in gece çekimlerine eşlik etmektedir.

    film o dönemin izlerini taşır haliyle. binalar , kafeler, eski klasik o zamana ait son model arabalar, döpiyes ile dolaşan florence, kalıp gibi şekillenmiş saçları, komik polis arabası , öyle ki geldiğini duyuyorsunuz ama film karesine girmesi epey zaman alıyor . üstelik park edişini izliyorsunuz. kapıların açılımı da ters, yengeçlerin yan yürümesini izlerken olduğu gibi afallatıyor insanı. bu yönlerden çok hoş bir film, nostalji kuşağı grubundandır.

    --- spoiler ---

    filmde genel olarak umutsuzluk ve hüzün beraberinde gerilim hakimdir.
    plan dışı gelişen olaylar, işlediği cinayeti eline yüzüne bulaştırıp asansörde çakılı kalan filmin en düztaban şanssız cenabet karakteri julien tavernier, ondan haber alamayıp aldatılıp terkedildiğini sanıp meczup gibi dolanan florence carala, şanslı ama aptal aşıklar hepsi umutsuzluğa düşmüşler hatta bu sebeple intihara bile kalkışılmıştır.

    çünkü yeşilçam'da da o dönem hakim olan ve benim sevdiğim mesaj içerikli film izleri görülmektedir aynı dönem itibariyle. cinayet ve hırsızlık yolu ile taşkınlıktan öteye geçilmez ve herkes hüsrana uğrar filmde böylece.

    aslında öldürülen bay simon carala'da belasını bulmuş, savaş zengini leş kargası ölü sikici, milletin taptığı polisin adının önünde secdeye kapandığı aşağılık herifin tekidir. ama gene de filmin mesajı gereği insandır, öldürülmüş ve fettan karısınca aldatılmış olduğundan bunu yapanların yanına kalmaz hepsi mutsuz olur.

    aptal aşıkların paniği ile öldürülen almanların da suçu; adamın çok bilmiş ve kibirli olması karısının da zengin koca budalası olması olsa gerektir.

    julien tavernier erkeklerin kıskançlığını çekecek kadar kadınların gözdesi bir adam olmasına rağmen karadul florence'den başka kimseyi gözü görmemekte, onun uğruna (zaten savaş deneyimi olan bir yüzbaşı olması sebebiyle zorlanmadan) soğukkanlı bir cinayete gözünü kırpmadan girmektedir. ama gel gör ki son söz hayatın ve ilahi adaletindir. hiç bir şey planlanan gibi gerçekleşmez. bu adamda kesin göz var. bu kadar da insanın işi ters gitmez ki!

    ama en son darbe fettan kadın florence 'e gelir. foyası dedektif tarafından ortaya çıkar ve kocayıp çürüyünceye kadar kodesi boylar. onunsa derdi hala sevdiceğinden ayrı düşecek olmasıdır. zaten film boyunca sevdaları lanetlenmiş bir araya gelememişlerdir.
    --- spoiler ---
11 entry daha