şükela:  tümü | bugün
  • tom robbins'in another roadside attraction isimli romanındaki bir karakterin adı ya da takma adı.

    karakter kendine verdiği bu ismin nedenini* şöyle anlatır:

    --- spoiler ---

    takma ad kullanmaya karar verdiğimde gerçek kimliğimin aşınmış yüzeyini kabukla kaplamanın ötesinde bir şey olsun istedim. bir şey söylemek; bir mahlâsın sömürülmemiş aracılığıyla bir şey ifâde etmek istedim. isyankâr bir ruh hâli içinde olduğumdan kendime enstitü'deki arkadaşlarımın -aslında benimle aynı yaşta ve ekonomik düzeyde ortalama amerikan erkeğinin- en çok neden nefret ettiklerini sordum. en çok neden iğreniyorlardı? vardığım cevap komünizm ve eşcinsellik oldu. komünistler ve eşcinseller, normâl bir erkeğin korkudan diken diken olmuş sakal kıllarının hedef aldığı kesimlerdi. işte isyankâr ruh hâlimle neden 'marx' adını seçtiğimi anlamış oldun. soyadı seçmek daha zordu. tabii ki kendime marx eşcinsel ya da marx ibne ya da marx nonoş falan diyemezdim. ama sonra bir gazete sütununda okuduğum şeyi hatırladım: safkan bir erkeğin hayatta aslâ ağzına almayacağı bir kelime 'harikûlâde'*ymiş. 'harikûlâde' iç dekoratörlere ve koreograflara mahsus bir ifâde olup tribünlerde, satış toplantılarında ya da bilardo salonlarında kullanılması, kulağın arkasına iliştirilen bir gül ya da kadife bir saç filesi kadar tabu addediliyormuş. böylelikle tu kaka denilen bu kelimeyi, kurban edilmiş ecdâdımmışçasına kucakladım. ve işte karşınızda: marx harikûlâde!

    --- spoiler ---

    romanın sonlarına doğru bir yerde de kendisi şunları yazar daktilosuyla:

    --- spoiler ---

    amanda, ölüm korkusu köleliğin başlangıcıdır dedi. eğer bu sözünde haklıysa o zaman ben çok, çok erken yaşta köleleştirilmiştim. dört ya da beş yaşımdayken annemin bana ezberlettiği kısa duâyla başladı köleliğim.

    şimdi uykuya yatıyorum
    tanrım sen koru rûhumu.
    uyanmadan ölürsem eğer,
    tanrım yanına al rûhumu.

    'uyanmadan ölürsem eğer'. bu meşum dizeyi öğrenene dek bir sabah oyun oynamak üzere kalkamayacağım hiç aklıma gelmemişti. benimle birlikte yorganın altına saklanan ölüm korkusu, genç rûhumu kararttı, yetişkin bir erkek olana dek, yıllar içinde katlanarak bir varoluş ürküntüsü bıraktı üzerimde. minicik dizleri üzerine çöküp ölümsüzlük yakarışının tüyler ürpertici kelimelerini tekrarlarken kim bilir başka kaç hıristiyan çocuk, yaşama ve hürriyete olan bağlılığını yitirmiştir?
    diye merâk ediyordum.

    o korkunç duâyı yirmi beş yıl önce öğreneli beri her sabah yaptığım gibi bu sabah da uyandım: hayatta olduğum için rahatlamış, biraz da şaşırmış...

    --- spoiler ---