şükela:  tümü | bugün
575 entry daha
  • romantik olduğu kadar nazik ve kibar istanbul beyefendilerince beğenilmeyen yazar.

    bukowski'yi farklı yapan yanı ne john fante kadar derin duygularla acı vermek ne de jack kerouac gibi bol tasavvurlu yazmaktır.

    bukowski yazı gücünü sadelik ve "saçmalık"tan alıyor zaten. hani diyor ya: "2 bira yuvarladım, sonra jane bana sakso çekti. kendime bir bardak viski daha koydum ve bu sefer de michelle'in götüne boşaldım. bugünlerde çok yalnızım." böyle yazılarla aslında dönemin ciddi yazarlarını taşağa almıştır.

    (bkz: hemingway)
    (bkz: salinger)
    (bkz: delillo)
    (bkz: pynchon)

    bu piçi önemli bir yazar yapan yanı sade, doğal, ukala ve sürekli ciddi konuları(siyaset, din, vs...) işleyen yazarlarla sorunu olması. bukowski'yi sevmiyorum deme hakkına sahipsin ama iki romanını(özellikle de kadınlar) okuyup facebook'tan paylaşılmış iki durum güncellemesiyle "boktan yazar" yaftası yapıştıramazsın. keza öyle bir büyük bir yazardır ki 50'lerin hollywood dünyasında da, beat kuşağında da, hippi kuşağında da vardı ve hep baş tacı idi. ve tüm bu kategorilerin de dışındaydı.

    zenginken bile yazılarını göt kadar loş bir odada çoğu zaman rehineye verdiği daktilo ile 68 vaziyette sigara dumanı ve ucuz viski ile yazmış. placebo etkisi diyebilirsin ama benim için işe yarıyor. senin için yaramıyor ise eh o zaman:

    amına koyim senin.
480 entry daha