şükela:  tümü | bugün
38 entry daha
  • sudan'a gittiği kankası, portekizli fotoğrafçı joao silva'nın dediğine göre fotoğraf çekildiği sırada çocuk zaten kampın çok yakınında, ailesi de yardım uçağından yemek almak için çocuğu orada bırakmışlar. üstüne aynı bölgede olan iki ispanyol fotorğafçı da bu bilgiyi doğrulamaktadır.

    şimdi fotoğrafı çekerken fotoğrafı etkileyici kılmak fotoğrafçının en önemli kaygısıdır, ve malum fotoğraf yeterince bu etkiyi taşımaktadır ki, kendilerine pulitzer'i getirmiştir. ayrıca bildiğim hiç bir fotorğafçı, ahanda bu fotoğraf bana ödül getirecek diye çekmez, çekmek istediği konuyu en etkileyici hale getirip, gerçek ve etkileyici bir haebr yapma peşindeidr, buna ekmek parası kazanma kaygısı diyin, dünyayı değiştirme kaygısı diyin, diyin de diyin.

    kaldı ki o çocuk ölmüş olsa bile bu çekilen fotoğraf onun gibi yüz binlercesini kurtarmıştır. işte bu da bu olaydaki ironidir.

    intiharı içinse, zaten kafadan sakat olan carter, başka bir yakın arkadaşı ken oosterbroek'in de ölümünden etklenmiş olması olasıdır. zaten intihar notunda, "eğer yeteri kadar şanslıysam yanına geliyom panpa" tarzı bir şeyler karalamıştır.

    yani anlamsız atarlı giderli, şerefsiz götveren, zaten kendisini intihar etmiş de, ödülü de götüne girsin falan tarzı paranoyak hayallerinizi bir kenara bırakın, aslında bildikleriniz sizin bildiğiniz şekilde gelişmemiş olabiliyor zaman zaman. yani olur mu olur, ama derseniz ki biz carter'ı da iyi biliriz, keşke bunu cenaze namazında söyleseydiniz hocaya koro halinde "iyi bilirdik, iyi bilirdik, iyi bilirdiiik..."
23 entry daha