şükela:  tümü | bugün
44 entry daha
  • toplumun %83'ü* tarafından ceza gibi görülen, küçük bir azınlık tarafındansa faydalı ve üstün görülen, tarafımdan aylar, yıllar geçip gittikçe meyil edilen cinsel yönelim. neden bir lanet değil de ödül olabilir peki bu yönelim?

    buraya yazacaklarım sadece insanlara özgü değil, hayvanlarla ortak paylaşılan içgüdülerdir öncelikle. sonralıkla, çok az kişinin bildiği şekliyle temelde çok arkadaş sahibi olmaktan iyi arabaya, telefona sahip olmaya, popüler olmaktan sağlıklı kalmaya ne kadar yönelimlerimiz, içgüdüsel arzularımız varsa temelde her biri tek bir şeye hizmet ediyor: soyunu devam ettirecek bir eş bulmak.

    ters mantıkla bakacak olursak, elimizden çiftleşme güdüsünün alındığını düşünelim. bir anda çiftleşecek eşi bulma olasılığını kolaylaştıracak yol olan sosyal hayatta yer bulma çabası ve buna hizmet eden, örneğin belki hayvanlardaki parlak tüylerin karşılığı olan iyi eşyalara, aksesuarlara sahip olma, mümkün olduğunca iyi bir yuvada yaşama çabaları değersiz birer zaman kaybı olacaktır. ya da tüm bunlar bir hırsın, ihtiyacın ürünü değil, salt estetik kaygısının (*1) veya faydasal değeri üst seviyede olduğu için tercih edilen şeyler olacaktır.

    asıl yararı ise sosyal alanda olacaktır aseksüelliğin. daha doğrusu, insanın kendine olacaktır. karşı cinsle münasebet uğruna zaman zaman kasıtlı, zaman zaman fark etmeden atılan onca takla dışarıdan bakıldığında; demek istediğim amacı içinde hissetmeyen biri tarafından bakıldığında nasıl gözüküyordur sizce? ilginçtir aseksüel olan insanlar bir şekilde büyük başarılar elde etmiş kişiler oluyorlar. yunan filozoflarına ya da rönesans sanatçılarına kadar gitmeye gerek yok ikinci dünya savaşı sıralarındaki teknolojik patlamaya önayak olmuş bilim insanları ya da günümüz sanatçılarına (*2) bakmak yeterli. düşünelim, hayattaki dertleri toparladığımızda aralarından karşı cins kaynaklı olanları çekip aldığımızda toplam sayı ne kadar azalır? çok!

    tabii bir de aseksüelliğin bazı olumsuz durumları beraberinde getireceğini söyleyenler var ki haklılar mı değiller mi emin olamıyorum. onlara göre zaten tamamı çiftleşip soyu devam ettirme amacı üzerine kurulmuş hayatımızdan bu hissiyatı aldığımızda amaçsızlık, boşluk hissinin çok öne çıkabilir ve kişi intihar dahi edebilir. tabii bu argümana açlık/tokluk dengesini örnek vererek karşı çıkıyorum. şöyle ki, açlık çektiğimiz anlarda hemen herşeyi yerim, x mi o allahım ne güzel düşüncesinin yerini tıka basa doyduğumuzda x'in yüzüne bakmadığımız garip bir halin gelmesi gibi, cinsel dürtülerimizin etkisindeyken dünya'nın en iyi şeyi budur, bu olmazsa ne yaparız biz denmesi normaldir. bu hissiyat gittiğinde bir boşluk değil -tıpkı açlıktan uzak bir insanın gözünde yemeğin değerini yitirmesi gibi- cinsel dürtülerden azat olmuş ve bu dürtülerle yaşamanın anlamsız olduğu düşüncesi ile dolabilir insan.

    *1: aslında bunun da temeli çiftleşme içgüdüsü ama sanatsal anlamda devam eder diyebiliriz.
    *2: türkiye'de pek bilinmez ama amerika'da, çoğu avrupa ülkesinde ünlüdür; kendileri arasında çok ünlü bir akım haline gelmiş tercihler sebebiyle günümüz sanatçıları da, aseksüel olamasalar da suni yarattıkları koşullarla, mesela alaska'da bir çatı katında biraz soğuk tuttukları bir soba, bir koltuk ve çokça kitaptan, tablodan ibaret çatı katlarında soğukla, yarı açlıkla temel bazı ihtiyaçların karşılanmamasıyla çiftleşme içgüdüsünü saf dışı bırakıp sanatsal ya da bilimsel üretkenliklerini körükleme yoluna gidiyorlar. 2008'de bunun hakkında baya okumuştum daha öncesi de varsa bu akımın bilmiyorum.

    ps: yazdın o kadar sen nesin derseniz ben de karşı cinse karşı ilgisi olan ancak elimde olsa tüm dürtülerimi ameliyatla aldıracak bir bireyim. kullandığım ilaçlardan ötürü bu noktaya yakınlaştım ve boşluğa düşmek bir yana hayat kalitem yükseldi.

    edit: yazım hatası.
77 entry daha