şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
3251 entry daha
  • insan beyninin yapabildikleridir bazen.
    önce (bkz: #36372378) bakalım. evet gerçekten inanılmaz. ama daha garipleri de var.

    misal:

    robin jenks vanderlip, hayatında hiç rusya'ya gitmemiş, rus topraklarına ayak basmamış birisi. merdivenlerden yuvarlanıp kafasını vuruyor bu kızcağız(evet bağyanmış kendisi. paragrafın girişinde erkek sandın de mi?) ve 2 gün komada kalıyor. uyandığında ise konuşma yetisini kaybettiğini görüyor. zamanla konuşma yetisini yavaş yavaş kazanıyor ancak bir fark var. artık rus aksanı ile ingilizce konuşmaya başlıyor. bizdeki "sen istiyor duj? verecek 100 dolar daha!" gibi. bu sendromun adı yabancı aksan sendromuymuş ( evet gerçekten isim koyma konusunda çok yaratıcılar) ve dünyada yaklaşık 60 kişide görülmekteymiş. ağır psikolojik veya fiziksel travma(felç) nedeniyle beyinde oluşan nadir düzensizlikler sebep oluyor ancak nasıl olduğu konusunda kimsenin fikri yok.
    peki madem bir kısa devre ile olmayan aksanlara sahip olabiliyor beyin, peki aksan denen şey neden ve nasıl oluyor?

    kanadalı yazar howard engel bir felç geçirir. bizim yörenin tabiri ile inme iner.
    bir yazar olarak "aha şimdi sıçtık" diye düşünür haklı olarak. çünkü yazamadığı gibi okuyamamaktadır da (artık nasıl bir felçse). kendi yazdığı romanların alfabelerini bile tanımamaktadır. anadili olan ingilizce metinleri okumaya çalıştığında kore alfabesiyle yazılmış şekillerden oluşan bir yazı görmektedir kendince, anlamsız şekiller. uzun uğraşlar sonunda işi inada bindiren yazar anlamsız şekilleri anlamsızca okumaya çalışır. önce hiyerogliflere bakar gibi bakar, sonra görsel hafızası motor hafızayı dürter ve kelimelerin görsel hafızadaki karşılıklarını hatırlamaya başlar. şekiller hala anlamsızdır ama tanıdık gelmekte ve bulanık bir anlamı vardır. bunu tekrar ama tekrar eder uzun süre ve sonunda harflerin nasıl söylendiğini de çıkarmaya başlar. dil ve damak arasında hareketler çizerek harfleri çıkarır ve şaka maka adam bir süre sonra hem yazmaya hem konuşmaya hem de okumaya başlar ve tam bir okur yazar olur(allah bu gibi esprilerden korusun. bu ne lan!) neyse efendim, bunların hepsi yalan da olabilir çünkü adamın ne gördüğünü bilmiyoruz, ilgi çekmek için uydurmuş da olabilir ama bu konumuzun dışında.

    10 yaşındaki bir alman kızcağızın doğuştan beyin sağ lobu yoktur. sadece sol lob ( sağ olmadığına göre sol kalıyor elbette) demek sadece tek gözün görmesi demektir. çünkü gözden gelen bilgiler çaprazlama olarak diğer loba iletilir, orada işlem görür ve orada depolanır. bu sebeple kızcağızın sadece sağ gözüyle görmesi beklenmektedir ancak kız her iki gözüyle de gayet rahat görmektedir.
    peki bu nasıl oluyor? isviçreli bilimadamları ve norveçli balıkçılar kızın beyninde tarama yaparlar ve "plastiklik" adı verilen bir olguya rastlarlar. yani kızın sol gözünden gelen sinirler bir şekilde sol loba bağlanmıştır. yani sol lob her iki gözden gelen bilgileri tek başına işlemektedir. ve işte beynin olaya sihirli değnekle dokunduğu nokta burası, iki farklı gözden gelen sinyallerin karışıklığa sebep olmaması için sol lob beyin zarında görsel veriyi işleyecek bölgeler oluşturur beyin. millette ne beyinler var arkadaş.

    2008 yılında avusturalya'da "z bebek" adı verilen bir bebek doğumundan bir kaç gün sonra adını şimdi bilmiyorum (doktor yazarlar daha iyi bilir) bir hastalık geçirir ve o günden itibaren vücut belirli bir enzimi üretmeyi durdurur. bunun sonucu olarak sinir hücrelerinde ve beyinde biriken sülfit beyni eritmeye başlar. bebek büyük acılar çeker ve beyni hasar görür, yutkunma ve hareket kabiliyeti zayıflar. norveçli bilimadamlarının başarılı çalışmaları souncunda bir tedavi geliştirilir ve beynin tekrar sülfiti işlemesini sağlayan enzimi üretmesi sağlanır.
    ve mutlu son, bebek tedaviye cevap verir ve tamamen iyileşerek normal bir çocuk olur. beyin ne acayip şey lan!

    1996 yılında 22 yaşında bir genç kız ( hacı hep kız lan ne iş?) bir trafik kazasında beyin travması geçirir. tedavi olur evine döner. kazadan 2 yıl sonra değişik belirtiler göstermeye başlar, tanımadığı insanların kardeşi, babası, annesine dönüştüğünü söyler. mesela psikolojik tedavi gördüğü hastanede yan masada yatan elemanın bir anda eski erkek arkadaşı olduğunu hemşirenin ise zaman zaman annesi gibi göründüğünü söyler.
    isviçreli bilimadamları ve bilhassa norveçli balıkçılar bu duruma "la yerii!!" deseler de sonradan anlaşılır ki bu durum fregoli sendromu denen nadir bir hastalıktır. fregoli kimoliy? der gibisiniz, hissettim ben. bu adam 1800 lerin sonunda yaşamış italyan bir aktörmüş aga. en büyük özelliği ise çok çok hızlı şekilde kıyafet ve karakter değiştirmesiymiş. (adamların hastalığa isim bulurken bile gösterdikleri özene bak amk!)
    aylar süren epilepsi tedavisi sonucu semptomlar kaybolur ve kız fregoli sendromu semptomlarını bile hatırlamaz.

    yaklaş hele, bak bu daha ilginç hacı. 1990 larda toimi soini isimli fin bir genç 276 saat uyanık kalma rekorunu kırar. bu rekor guiness listesinde artık görünmemektedir çünkü bu rekorun denenmesi ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır.
    insan neden bayılır? beyin durum kötüye gidince hemen resetler bünyeyi ve bayılırız ki yere düşelim, beyin kalpten aşağı seviyeye insin de beyine kan akışı olsun ister. işte buna benzer bir durum da burada var. beyin uzun süre uyanık kalındığında bırakın resetlemeyi direk fişi çekmektedir. bu beynin savunma mekanizmasıdır ancak şikagoda bu sigorta sistemi çalışmayan bir genç adam 6 ay uykusuzluk hastalığı çektikten sonra ölür çünkü beyin fişi çekememiştir. lan beyin harbiden çok acayip!

    bak beynin yaptığı garipliklere son örnek. sam esquebel isimli bebeğin annesi işçidir ve hamiledir. ultrasona bile izini zor aldığından işinden istifa eder(kahrolsun kapitalizm!) ve iyiki de eder çünkü son ultrasonda bebeğin beyninde tümöre rastlanır. yapacak bir şey yoktur doğumdan sonra beyin operasyonla açılıp tümör alınacaktır.
    bebek doğar ve bir süre sonra tümörün alınması için operasyon başlar. cerrahlar beyni açtıklarında afallarlar çünkü tümörün yerinde küçük ve gayet nizami bir ayak görürler(+13). evet evet yanlış okumadın hacı, bir ayak. hemen 2 ihtimal üzerine yoğunlaşılır acele ile. teratoma ve fetus in fetu.
    birincisi, tümörün saç, diş, deri veya tırnak gibi bir şekil aldığı nadir görülen tümör çeşidi olma ihtimali, diğeri de "iç içe ikizlik"(bu tanımı da şimdi ben uydurdum doktorlar kızmasın). ikizlerden birisi diğerini absorbe etmiştir ve absorbe edileni öldürmüştür. daha derin incelemede ayağın yanında kalça ve ele de rastlanır ve tamamen temizlenir. sam sağlıklı bir gençtir şu an.

    sonuç: beyin çok acayip hacı! çok acayip! hele bağyanların ki daha acayip! boşuna yüklenmeyin anlamıyoruz filan diye, denişikler hacı.

    ediyşın: yoğun uyarı üzerine kaynaklar:

    [http://www.wbur.org/npr/127745750 http://www.wbur.org/npr/127745750]

    [http://phys.org/news167324813.html http://phys.org/news167324813.html]

    [http://www.ajnr.org/content/17/2/317.full.pdf http://www.ajnr.org/content/17/2/317.full.pdf]

    [http://gazette.com/article/44861 http://gazette.com/article/44861]

    [http://www.thestar.com/…up_with_russian_accent.html http://www.thestar.com/…up_with_russian_accent.html]
35324 entry daha
hesabın var mı? giriş yap