şükela:  tümü | bugün
28 entry daha
  • diğer çevirilerini okumadım, bu adamın neden bu kadar çok övüldüğüne de anlam veremedim.

    çevirmen değilim, edebiyat okumuyorum, bu konuda ahkam kesecek birisi hiç değilim. ama bir adam "iyi çevirmen" olarak anılıyorsa, bence öncelikle okuyucuya o cümlelerin ingilizce'lerini tahmin ettirmemeli. demek istediğim, bazı çevrilmiş cümleler var ki, ingilizce'sinin ne olduğunu direkt anlayabiliyorsun. tabii ki, bu biraz iyi seviyede ingilizce bilmeye dayanan bir şey, bu yüzden her çeviri kitap okuyan okur çevirinin barizliğini algılamayabilir ve bunu anlamak için de ana dilinizin o dil olması gerekmez, dediğim gibi iyi bir seviye yeterlidir.

    her neyse, ben şimdi patrick dewitt'ten sisters kardeşler'i okuyorum, çeviri avi pardo'dan. öncelikle yukarıda bahsettiğim "ingilizce kokan" cümleler çok fazla. ama asıl beni kıl eden şey bu değil.

    okuyalı 5 dakika olmadı, şöyle bir cümle geçiyor: "charlie'nin midesi içtiği viskiden bulanıyordu, kimyagere gidip mide bulantısına karşı ilaç aldım."

    kimyagere gitti, ha?
    chemist, evet kimyager demek; ama aynı zamanda eczacı anlamı da mevcut olan bir kelime. midesi ağrıyan birine ilacı eczaneden almak, bir kimyagere gidip almaktan daha mantıklı geliyor kulağa. ama avi pardo, burada eczacı anlamında kullanıldığını akıl edemeyecek kadar tecrübesiz bir çevirmen midir?

    neden bir kelime için bu kadar tantana? öyle değil, her iş layığıyla yapılmalı. çevirmensen oturup düşünüyosundur. hiç bilmesen, kimyagere gidip mide ilacı almadaki mantıksızlık kafana takılır.

    neyse, bu entrynin sonunu getiremedim. çevirmen olmak isteyen bir ben vardı bir zamanlar, şimdi kimya mühendisi olma yolunda. bu konulara hiç girmiyor, avi pardo'nun çevirdiği kitabımı okumaya devam ediyorum.
16 entry daha