şükela:  tümü | bugün
338 entry daha
  • 1) guzel mi? guzel, git.

    2) bilimkurgu mu? eh, ortada. bence bir filmin bilimkurgu olmasi icin illa su anki teknolojinin otesinde birseyler sunmasina gerek yok, teknolojilerin yolacabilecegi senaryolari kesfestmesi yeterli.

    3) james cameron'in dedigi gibi cekilmis en iyi uzay filmi mi? hayir, james cameron kim zaten, uzay filmlerini en iyi biz biliriz. kirk senelik 2001 space odyssey ornegini vermeye gerek yok, son zamanlardan moon veya sunshine daha iyi uzay filmleriydi. "en iyi" sifatini hakedecek bir eser, gorsellik ve alt metinler disinda ilginc temalari da iyi bir sekilde islemeli. bu film o yonden biraz zayif.

    4) alt metin? tema? asl? 18f stokholm. alt metin dogum. embriyo sahnesi ve en son sahneler bunu sembolize ediyor ve yanlizlik, hayatta kalma istegi gibi konulari islemekte kullaniliyor.

    --- spoiler ---
    --- spoiler ---
    gerisi hep ufak spoilerlar
    --- spoiler ---
    --- spoiler ---

    kadinin cocugunu kaybedip hayattan kopmasi, uzayin sessizligine kacmasi, dibe vurdugunda ise yasama durtusu ve insanin yanliz kalamayacak, baskasina muhtac bir varlik olmasi nedeniyle hayata donup "yeniden dogmasi"...

    fena degil ama cok ilginc konular da degil. her film bir blade runnerolacak degil ama sunshinein fundamentalizm konusu ve islenisi de bundan daha ilgincti bence.

    konunun iyi de islenmedigini dusunmemin sebebi, kadinin cocugunu kaybetmesi hikayesinin cok havada kalmasi. ustelik bir travma sonucu hayattan kopan ve motivasyonunu yitiren birinin gidip astronotluk gibi manyak derecede disiplin ve motivasyon gerektiren bir yola sapmasi gercekdisi. sonucta karakterlere duygusal olarak baglanmak imkansiz oldugundan, sandra bullockun akibetini merak etmemin tek nedeni bizi icine ceken uzun planlarin, 3d'nin ve ses efektlerinin yarattigi adrenalin. bu kismi mukemmel bicimde kotarmis olmalari bence filmi iyi yapmaya yeter, cok iyi yapmaya degil.

    5) kurguyu anladik, bilim kismi nasil?

    kotu. kimse sinemaya belgesel izlemek icin gitmiyor; hikayeyi anlatabilmek icin yapilan birtakim hatalara goz yummak gerek. ornegin gercekte uzay istasyonlari ayni yorungede degiller ve birbirlerine cok uzaktalar. bunu sinemaya aktarsan hikaye ilerlemez. yahut yorungedeki sarapnellerin hizi o kadar yuksek ki, insanin onlari uzaktan gelirken veya yanindan gecerken gormesine imkan yok. bu kismi gercekci yapsan gorsellik zarar gorecek. (sarapneller hakkinda daha da ayrtiniya girecek olursak, bunu bir yerde okudum: o hizda gelip insana vuran sarapnellerin muazzam kinetik enerjilerinin bir kismi isiya donuseceginden, kiyafetin icindeki yuksek oksijenli havayi yakar ve astronotta ufak delik acmak yerine tum objeyi kule cevirir). yahut cin mekiginin tasariminin tamamen soyuzla bir olmasi da hikayenin ilerlemesi icin gerekli. yahut okyanusun ortasi yerine kiyinin dibine dusmek de cok az bir ihtimal ama yeniden dogus sembolizmi icin lazim. yahut sadece 6 ay egitim almis bilimadamina uzay yuruyusu yaptirmak. yahut yahut yahut.

    ama hikaye icin gerekli olmayan sacmaliklar da var [bu tip filmlerin bilim kismini yuksek standartlara tutmak lazim cunku a) janraya saygi b) bu bir armageddon degil c) cameron gibi troller d) uzun planlar sayesinde neredeyse belgesel gibi cekilmis oldugundan, bir takim hatalar diger ciddi filmlere kiyasla dahi daha bir goze batiyor]:

    i) tecrubeli gorev kumandani, oksijeni bitmek uzere olan arkadasini sakinlestirmek icin geyik yapayim derken bayagi muhabbete daliyor, oksijenin yarisi onun yuzunden gitti. ben simdi bunu gore gore nasil gerileyim akabindeki sahnelerde?

    ii) yorungede saatte binlerce km hizla giderken ve pin pon topu gibi saga sola sekerken, her sahnede olasi en son ipe, en alttaki basamaga, en uctaki boruya en son saniyede tutunmak.. bir kere de sondan ikincisine tutunun, soz veriyorum film daha az heyecanli olmaz.

    iii) george clooney'nin sahnesi tam bir fizik 101 faciasi. ve bu filmin en dramatik ani oldugu icin cok goze batiyor. uzayda "asagi cekme" mi olur arkadas? senin momentumun zaten durmus. (edit: "tam durmadi, ipler yavas yavas esniyordu" diyen bir kalabalik evimin onunde mesalelerle toplanmaya basladi. olabilir ama neil degrasse tyson da benle hemfikirken sizin tarafa bahislerde fazla sans tanimiyorum). dunyaya 1 metre daha yakin en fazla, o yukseklikte bunun yaratacagi bir yercekimi farki da yok. muazzam bir siddetle osurmuyorsan yorungedeki diger objelerle beraber hareket edersin. clooney elini biraktigi anda olmasi gereken adamin oldugu yerde kalmasi ve akabinde iki astronot arasinda yasanan rahatsiz edici sessizliktir

    (gule gule dedikten sonra ayni asansore binmek, ayni yolda yurumek gibi. iki taraf da aglayip zirladiktan sonra biri kendini feda ediyor, sonra donup beraber ayni mekige biniyorsun. okyanusa dusene kadar agzimi acmam.. dustukten sonra da acmam gerci, o kadar yoldan sonra bogulmak ayip olur)

    iv) tamam bu onemsiz, gicikligina yaziyorum: uzayda aglarsaniz, gozyaslariniz damla damla olup havada asili kalmaz. o yukseklikte yercekiminin etkisi cok az oldugu icin (hic yok degil, tum goksel cisimlerin yer cekim etki alani sonsuza dek azalarak uzanir), en dominant kuvvet suyun yuzey gerilimi olur. yani yaslar gozde boncuk boncuk birikir. yapilmisi: http://www.youtube.com/watch?v=4bbuon--eri
797 entry daha