şükela:  tümü | bugün sorunsallar (4)
4545 entry daha
  • ardından birkaç çift söz edeceğim dizi.

    ------zerre spoiler içermez---------

    girdiğim bir üniversite sınavının, çözdüğüm bir paragraf sorusunda şöyle bir cümle vardı. ”iyi bir film ayakkabının içine girmiş küçük bir taş gibidir. insanı rahatsız eder.”

    bu cümleyi okuduktan sonra kendime gelmem 3 soru sürmüştü.

    breaking bad’in şu zamana kadar izlediğim en iyi “şey” olmasını birçok şekilde açıklayabilirim ama ben onu neden çok sevdiğimi, neden ondan etkilendiğimi, neden gündüzle gece olduğunu, gökyüzünde yıldız olduğunu, kendisiyle mutlu yarınlara koştuğumu ve neden beraber mesut olduğumu biliyorum.

    beni bu “şey” rahatsız etti. kafamda, doğruyla yanlışı yerine bir türlü oturtmadı. “bu düz cümlelerle size ancak kapıyı gösterebilirim. oradan geçmekse size kalmış.” falan diyecek değilim. metaforun dibine vurup sizi döve döve içeri sokacağım.

    yıllarca herkes ya çok iyiydi ya çok kötü. ortada olanlar çıktı sonra. bunlar etliye sütlüye karışmayan tipteydiler ama insanlar iyide olsalar kötüde olsalar onları seven insanlar oluyordu. kötü bir karakteri insanlar sempatik ve içten bulup sevebiliyordu. kötü bir şey yaptığında da tasvip etmiyordu tabi ki. bir dizi insanın kafasındaki etik değerlerle alay edebilir mi? insanla değil, direk kötülükle empati kurdurabilir mi? kendinizi, ister istemez yerine koyduğunuz karakterin, içinde olduğu durumdan kurtulmak için yaptığı davranışı, aynada başka bir surat görmüş korkusuyla size onaylatabilir mi? peki tüm bunlar olurken savunma mekanizmalarının eli armut mu topluyor? yooo.

    "tamam etik aynanda gördüğün davranış yansımaların senin değil ama belki baktığın ayna değildir. aynaysa bile sanal bir ayna gerçek hayatta karşılığı yok."

    hiç susmuyor.

    rahatsız oldum. her bölümünden rahatsız oldum. sevmemem gereken şeylerden hoşlandım. rahatsız olduğum için mutluyum. rahatsız olmasam çok daha rahatsız olmam gerekirdi. rahatsız olmamak insani bir davranış olmazdı. doğru yapılan davranışları içten içe yererken yanlışlardan hoşlanıyorsun, yanlışı sevdiğini unutup, yanlışın doğru olabileceğini düşünüyorsun. sonra bunu yaptığın için kendinden iğrenip rahatsız oluyor, duyduğun rahatsızlıktan mutlu olup, savunma mekanizmaları eşliğinde kendi yüzünü tekrar aynada gördüğün için mutlu oluyorsun.

    bir şey seni rahatsız ediyor ve sen bundan mutlu oluyorsun. rahatsız olmamak seni mutsuz ediyor. rahatsız olmamanın tersi neydi yahu. rahat olmak. rahat olmak mutsuzluk veren bir şey miydi?

    ding ding ding… aaaaaa pufff !!!

    şu âna kadar ağzımdan “dizi” kelimesi çıkmadı. ona “şey” demek daha doğru. eğer “şey” kelimesinin bir tanımsızlığı varsa bu anomaliyi karşılamak için kullanılmalı.

    saçma sapan bir diziyi çok mu ulvileştirdim. diziden bahseden kim.

    epey dayak yediniz. kapıdan girmeyi vaat ettim ama yazdıkça ben çıkmışım.

    hakkınızı helal edin yo.

    --------zerre spoiler içermez---------
3544 entry daha