şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • cankurtaran sandalı etiği *makalesi ile ortalığı karıştıran, peter singer'ı çileden çıkartan, benim ise ironik bir şekilde beğenimi kazanmış olan, ekolojist, çevrebilimci.

    kendisinin cankurtaran sandalı etiği argümanı ise şöyle:

    "eşine az rastlanır bir biçimde çözüm önerilerileri olan hardin'e göre, eğer zengin ülkeler taşıma kapasitesi sınırlı sandallarına batmak üzere olan yoksul insanları almak isterlerse, sandaldaki herkes batacaktır. bu yüzden hardin, cankurtaran sandalına hiç kimsenin alınmaması gerektiğini savunur. ona göre bu en güvenilir yoldur. çünkü 10 kişinin daha sandala alınması güvenlik payını yok edeceği için, sandaldakilerin de hayatını tehlikeye atacaktır. sandaldakiler ancak bu koşulda hayatta kalabilirler. bunun hümanistlerin hoşuna giden bir seçenek olmadığının farkındadır. bu iyi insanlara hardin, sandaldan inip gelenlere yer vermesini önerir. böyle yapılması durumunda vicdan azabı çeken "iyiler" inecek, yerlerine vicdan azabı çekmeyen insanlar gelecektir. sonuçta yer değiştirme halinde de "sandalın etiği" değişmeyecektir. kısacası bu durum, yolu denize kum atarak doldurmaya benzer. bazı insanları ölüme terk etmek, uzun vadede daha çok insanın ölmesini önleyecektir. "

    elbette bu önerisi birçok tepkilere de yol açmıştır. özellikle sıkı bir faydacılık perspektifinden konuya bakan peter singer, hardin'in tersine zengin ülkelerin fakirlere ve açlık çekenlere yardım etme yükümlülüklerinin olduğunu savunur. fakat hardin'e göre bu dış yardım, yoksul sandallarının sayısını arttırmaya yarar sadece. bir zengin sandalında nüfus 87 yılda ikiye katlanırken fakir sandalında 21 yılda ikiye katlanmaktadır. dış yardım uzun erimde yoksulların çıkarına değildir. yoksullar hızla ürediği için, dış yardımlar yoksulların daha fazla artmasına yol açacaktır. yardım yoksul sandalının taşıma kapasitesini yapay olarak arttırmaktır sadece. besin gelince doğum oranları yükselir, nüfus çoğalmaya başlar. bu kez ilkinden daha fazla yardım yapılması gerekir. bu bir çıkmaz olarak sürüp gider. yardım politikalarının sonu yoktur. yani hala yolu denize kum atarak doldurma durumu ile karşı karşıyayızdır.

    bu ahlaki ikilemin bir diğer örneği de tramvay ikilemi'dir.
1 entry daha