şükela:  tümü | bugün
54 entry daha
  • yoldan, yanımdan ne zaman geçerse tüylerim diken diken oluyor. caddedeki, yoldaki herkes gibi ben de gözlerimi ambulansa çevirdiğimde, şaşkın ve meraklı insanlardan farklı olarak, içindeki kişi için dua ediyorum kendi yoluma giderken. dün akşam platonik tarafından bir kez daha ekilip, bıçağın artık kemik iliğime dayanmasından ötürü ağlayarak eve dönerken trafikte sıkışan ve bir türlü hareket edemeyen bir ambulansa denk geldim. yürüdüğüm kaldırımın hemen yanına çakılı kalmış ve gittiğim yönden ters istikamete gitmeye çabalıyordu. hulk olsam o an tüm arabaları üst üste yığar, kahrolası şehir trafiğini dünyaya geldiği güne pişman ederdim.

    gözlerim yaş dolu olduğu için mi bilinmez, ambulansın sürücü koltuğuna baktığımda belli belirsiz kendimi gördüm. tam yaşımı tahmin edemesem bile, beni o direksiyonda gördüğümde şaşkınlığım ve korkum bir kat daha arttı. sanırım 2-3 yıl önceki halimdi. tedirgin eden bir an yaşadığında stres yapmaya alışmış ama etrafına renk vermeyen huyunu devam ettirmeyi tercih eden. sağa sola söylenmem fakat bunu ağzım kapalı yapmam belli etti direksiyona geçen kişinin ben olduğunu.

    ilk şoku atlatamamıştım ki, bakışlarım direksiyondaki benim yan tarafında oturan kişiye takıldı. 18 yaşındaki çok genç halimden, aynalarla kavga etmediğim zamanlardan tanıdım kendimi. endişeli gözlerle etrafına bakarken, korkusu ve tedirginliği beyaz, saf yüzüne yansımıştı. o an o da benim gibi ağlıyordu. anladığım kadarıyla ambulansın içindeki kişi için durum oldukça kötüydü. sirenler kafamın içinde çalarken ambulansın içinde kim olduğuna bakmak isteyip ambulansın yanına geldim. yan camın üzerinde kocaman ambulans yazsa da yan kapıya yaklaşıp o dar alandan içeri bakmaya çalıştım. saçı sakalı birbirine karışmış, gözlerini güneşli havalarda her defasında kıstığı için ten ve göz çevresindeki çatlaklarının rengi farklı olan birini gördüm. başında güzel sayılabilecek bir hemşire yapay solunum yapmaya hazırlanıyordu. boylu boyunca yatan kişi hem bana benziyor, hem benzemiyordu. hemşire elini orada yatan kişinin çenesi ve alnına götürüp genç görünen o kişinin saçlarını arkaya attığında, onun da ben olduğumu anladım. dün platonikle buluşacağı için sabah erken kalkıp banyosunu yapan, en güzel kıyafetlerini giyinerek buluşma için hazırlanan ve evden çıkmadan önce ayakkabılarını boyayan batu'ydu. nefes almakta zorlanırken, gözleri belli bir noktaya bakar bir hale bürünmüştü. platoniğe kavuşamayacağı kesinleştikten sonra kırk yıllık dostunu beklermiş gibi beklediği azrail'e bakar bir hali vardı. tam o anda, siyah cüppeli hayal ettiği bu meleğin, gerçek suretini mi, yoksa çok sevdiği platoniğinin suretine girmiş halini mi görüyordu acaba?..

    ellerim ayaklarım znagır zangır titremeye başladığında gizemli bir güç trafiği açtı ve ambulans yavaş yavaş hareket etmeye başladı. o ana kadar yola çıktığımı fark etmemiştim. birkaç sürücü, önündeki arabalara korna çalmaya başlayıp ambulansın arkasına takılmak için acele ettiğinde kendime hala gelememiştim. ambulansın içinde yatan kişi gibi nefes almam zorlaşmış, kalbim sıkışmıştı. etrafa yayılan kuzguni bir siyahın, gri bulutlardan başlayarak her şeyi siyaha çalması "yoksa?" dememe yetmişti. herkes yanımdan geçerken, oracıkta can versem kimsenin ve platoniğin umurunda olmayacağım gerçeği son darbeyi vurmaya yetti. titreyen ellerim cep telefonuma gittiğinde 112 yazmaya çalıştım. ara tuşuna basmak için artık çok geçti...
29 entry daha