şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • kafa kağıdının olmadığı dönemlerde insanların kimin nesi olduğunu anlamak için kullandıkları gayet pratik bi olaydır. arap, avrupa ve slav halklarında çok daha yaygın gibi. peterson soyadındaki son yani oğlu kelimesi bir örnektir. araplarda ise daha çeşitlidir. oğul için ibn kullanılır. ido ibn ibraam derseniz ibonun oğlu ido demiş olursunuz. ibnt olursa kızından bahsedildiğini anlarsınız. bu arada öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler'e notum olsun. ibn kelimesinin sonuna e gelirse, kelimeye dişilik katıldığı için kadınsı tavırları olan erkeklere karşı ibne olarak kullanabiliyormuşuz. vay babayın kemii! neyse bu araplarda ayar değişik olduğu için yadırgamamak lazım. mesela evladı pederinden ünlü insana da ebu monteleniyor. lakin bu resmi bir soyad değil daha çok lakap vari kullanılıyormuş. hani bizim direkto birlikte yazılan ebu bekir ismi, bekirin babası anlamına geliyormuş.

    neyse siktir edin arapları. ingilizlerdeki son eklenmiş peterson, willson gibi isimlerde birer örnek. hatta iyice bellemiz ve farklı milletlerde nasıl kullanıldığını idrak etmeniz için bi güzelleme yapayım. mesela ido'nun ibraamın tohumu olduğunu farklı dillerde şöyle örneklendirebiliriz.

    rus: ido ibrahimoviç tatlıseksev
    arap: ido ibn ibo
    yahudi/arami: bar-ibo
    fars: ibopoor
    iskoç: mac ibraam veya mc ibonzi
    iberya: iborres (portekiz), iborez (ispanyole)
    nordilerin alayı: ido ibraamsøn
    bulgar: ido ibraamov
    ingiliz: ibraamson
    flemenk: ibozoon
    ermeni: ido ibrami, yazarsak evladı olur fakat yer belirteni lazımsa, ido urfanyan olması lazım gelir.
    gürcü: ido dze iboşvili
    yunan: hayvan gibi diyalekt olduğu için her türlü yardırma imkanınız var. ibodákos, ibodéas, iboídes, iborélles, iborákos, ibodópoulos, iborátos, iboríou vb.
    macar: ido iboffi
    rumen: ido ibramescu
    ukrayn: ido iboyoviç
    zulu: ido ka ibo

    daha bunun hintlisi, japonu neyin var ama kasamadım. evet bazıları çok sikimsonik oldu ama genel çerçeveyi anlamak için kafi, idare edin. la bu arada onun zoonu bunun doçu derken davaroları unuttuk. anadoluya göç eden türklerde islamın ve arapçanın etkisi çok büyük. çocuklara arapça isimler vermeye ve onlar gibi x oğlu y demeye başlamışız. halbuki son yüzyıla kadar ata yurtta kalan türki halklar kendi aralarında at koşturup göçebe yaşamaya devam ettikleri için islamı seçmiş olanlara bile araplar kendilerine pek sinmemiş. hem arapların bölgede tutunamaması, hemde yerleşik bir hayata ve yazılı edebiyata sahip olmayan göçebe türk toplumları islama kadar hedenin oğlu hödö hiç kullanılmamış. boy, kol, dal zart zurt bol olduğu ve soy ağacı tutulduğu için kimsin, kimlerdensin sorusuna hayvan gibi uzun soy kütüğü dökmüşler. kazak ve kırgızlarda hala süregelen yedi ceddini sayma olayı vardır. mesela kazak bir yiğit kız istemeye gittiğinde karşı taraftaki yaşlılar kimlerdensin diye sorarsa, en az yedi nesil evvelki dedesinden başlayarak kendi babasına kadar saymak zorundadır. o yedi nesil arasında hasım hısım ne varsa çıkar ortaya. bi nevi z raporu alırsınız.

    anadoluya göç eden türkler yerleşik hayatın ve farklı kültürlerle haşır neşir olmanın getirileriyle bir çok avantaj elde etmişlerdir. yazılı edebiyata erken geçebilen bütün toplumlarda yeni kelimeler türetmek ihtiyaç halini almış. orta asyada kalan türk soylarının çoğunluğu son yüzyıla kadar göçebe yaşadılar. o nedenle yazılı değil sözlü edebiyat gelişmiştir. aşık atışması harika bir örnektir. fri staylo, ağzına ne gelirse saatlerce durmaksızın yardırılır. pratik yeni bir kelime üretmek yerine sözü uzatmak daha kolay gelmiştir her zaman. örneğin kazakça taze kelimesi yoktur. o nedenle her mamül ayrı şekilde tasvir edilir. fırından yeni çıkmış ekmek, az evvel sağılmış süt vb. türk dil kurumunun otobüsü oturgaçlı götürgeç olarak çevirmeye çalışması da aynı sebeptendir.