şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • metin kendi içinde ciddi anlamda spoiler içermektedir, dikkatinize!

    kelimenin tam anlamıyla kadın filmi. kadına dair her şey hikaye edilmiş: sorunlar, zevkler, davranışlar, beğeniler vb. üstelik bunu yaparken de hiçr bir şey göze sokulmamış. öğretici ve ajitatif olmamış.

    filmin bünyesine, erkek şiddetinin gündelik hayat içerisindeki mikro/makro şiddetinin izi sirayet etmiş. bence sırf bu yüzden erkeklere ilkokuldan üniversiteye kadar (ki yetmeyecek), devamında da halk eğitim merkezlerinde orwell'in 1984'ündeki rahatlama seansları gibi seyrettirilmesi gereken filmlerden. hatta devlet, erkeklerin her sene filmi izledikten sonra akıllarında kalan ve genel olarak kadınlarla ilgili birer komposizyon yazma zorunluluğu getirmeli.

    filmin en başarılı şeylerinden biri lale'nin film boyunca elbise/kendi/kadınlık ile kurduğu ilişkiydi. babaanne elbiseleri giymek kendine, cinselliğe, sosyalliğe ve erkeklere kapanmaydı. ama ne yazık ki ne kadar kapanırsa kapansın (denize girmemesi, açık/mayo giyinmemesi vb) yine de sahilde bir erkeğin topu ona çarpabilir. lale'nin gittikçe daha rahat hissetmesi, çekingenliğini bırakması ile elbise/giyim olarak açılması harikaydı. paralel şekilde telefonlarına çıkmadığı eski erkek arkadaş meselesi de. ona isyan etmesi ( o açılma ile ilgili) ve sonrada gidip -mayoyla- yüzmesi.

    son sahne de de erkeklerin yaptıkları yüzünden hayatları altüst olan kadınların arabaları bozulunca yine ve malesef erkeklerle muhattap olması/olmak zorunda olması yaşanılan dramın sembolik haliydi ve ününde saygıyla eğilinmesi gereken bir sekans/göstergeydi filmin.

    film bitince insanda bir rahatsızlık baş gösteriyor. film insanı kendi üzerine düşünmeye davet ediyor_hatta zorluyor. anlamak için bayağı düşünmen gereken durumlar var filmde. hatta bunu biraz abartmışlar sanki. erkek şiddeti ve/veya tecavüz ile ilgili bir konu var filmde. küçük kardeş lale (ipek türktan) ya yakın zamanda ya da uzak bir geçmişte bir erkeğin şiddetine ve/veya tecavüzüne maruz kaldığı anlaşılıyor. abla yasemin (esra bezen bilgin) yardıma geç kalıyor. neyse bence orada o tecavüzü yapan kızların babası gibi. diğer yandan lale'nin sırtındaki yaralar, hamile olduğu korkusu vb. çok yakın dönemli bir duruma işaret ediyor. hasılı içerisinden çıkamadık: ne oldu, kim yaptı diye.

    aynı şekilde o gazete ve gazetekerde aranan haber ile ilgili durum da belirsizliğini koruyor*.

    gelgelelim eleştiriye. filmde gereksiz olan tek bir şey vardı. o da yasemin, komşu kerim ve lale üçgeni. kerim ile lale kasabaya tesisatçı için gidiyor. buna karşın yasemin'in, kızkançlık nöbetine girip plajda bir adamla sevişmesi anlamsızdı. hem sahne çok kötü çekilmiş hem de çok gereksiz kaçmıştı. adama resmen tecavüz etti yasemin. ayrıca genel olarak kıskanmak ve o sahne, filmin genel sentaksına da uymamıştı. zira yasemin sadece sevişebileceği hoş bir adam arıyordu. kerim'e aşık falan değildi. dolayısıyla lale'nin kerim ile takılması onu neden o kadar rahatsız etsinki.

    bir de her genç yönetmenin düştüğü/düşebildiği hata olan filmin genel yapısına pek uymayan ve muhtemelen daha önce seyredilip etkisinde kalınan büyük yönetmenlerin bazı filmlerine özenen sahnelerin filme yedirilmesi sıkıcıydı.
44 entry daha