şükela:  tümü | bugün
2 entry daha
  • oktan keleş'in farkli bir acidan degerlendirdigi "dijital nazar ve yürüyen mobeseler" baslikli yazidan bir bolum.

    ..."bilgisayarın karşısına oturuyorsunuz. merceği devreye sokuyorsunuz. belirlenen sürede, gözünüzle merceğe bakıyorsunuz. mercek, göz retinasına yolladığı belli frekanstaki ışınları, retina bilginizle geri alıyor. aynı anda, retinaya müdahale etmiş oluyor. işte fark burada başlıyor. kullanıcının göz retinasına yapılan bu müdahale, göze bir enerji yüklüyor. (bu enerjiyi zihninizde siz şekillendirin.) süresi şu an bilinmiyor. belki 1 saat belki 1 gün etkisi sürecek bir enerji (negatif anlamda). artık o göz, bakışları ile başka cihazları bozabilecek, etkileyebilecek bir konuma geliyor.

    ilk 100 bin kişi tasarlanıyor. şimdi düşünün: ilk 100 bin kişi bu noktada, topluca; adeta hipnoz gibi negatif bir göz enerjisine sahip. bu durum, kur’an’daki şu ayetleri ne kadar andırıyor değil mi…

    * “allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” mümin / 19

    * “o inkar edenler zikr’i işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi…” kalem / 51

    ayetlerde “gözleri” ifadesi çoğul olarak kullanılıyor. toplu bir bakış. bir seans adeta. 100 bin kişi, 200 bin göz. bunu 1 milyon kişi ile de yapabilirler.

    “dijital nazar” deyip geçmeyin. yine elektronik ve dijital cihazların yaydığı radyasyon, insanlık dahil herşeyi etkilediği, bilimsel olarak kabul edilmiştir. uyuşukluk, halsizlik ve uyku hali en masum yan tesirleridir. şimdi, 100 bin kişinin topluca, göz retinasından yüklenmiş negatif enerjiyi bir yere yönlendirmeleri ile ne olur, siz düşünün...

    bir de bu kullanıcılara felsefi bir akım, bir ekol meydana getirsinler. “google kırmızı gözler toplu ayini” gibi. “hadi canım sende” diyenleri duyuyor gibiyim. biz zaten düşünenlere yazdık. acaba mı diyenlere… eski kadim bilgilerden, nazar gözler.

    peygamber efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) zamanında esed oğullarından nazarı değen bir kimse var idi. üç gün bir şey yemez, sonra çadırın bir tarafını kaldırıp oradan geçen bir deveye bakıp, (bunun gibi bir deve hiç görmedim) der demez, deve yere düşer hastalanırdı. müşrikler, bu adamı bulup peygamber efendimiz’i nazarla öldürmesini istediler. cenab-ı hak da resulullah’ı (sallallahu aleyhi ve sellem) bunun nazarından korumuştur.

    bu bilgisayar gözler, bir göze bağlı olacak. bir tek o sizin gördüklerinizi görecek. yürüyen mobeseler. benim gözüm bir kamera oluyor. birkaç işlemden sonra, siz nereye bakıyorsanız, tekrar bilgisayara, merceğe döndüğünüzde , uydu teknolojisi ile sizin gördüğünüzü, o kişi görecek.

    bu bilgisayar toplumun hangi kesimine satılacak; felsefi olarak ekol oluşturularak mı, yasa ile mi, ödül ile mi, bu kampanyaya gönüllü katılanlara mı; onu zaman gösterir. ama bildiğimiz, şu anda bu teknoloji var. ..."

    tamami icin kaynak: http://www.onaltiyildiz.com/…kel.php?artikel_id=318
3 entry daha