şükela:  tümü | bugün
96 entry daha
  • izledikten sonra çok daha güzel olabilirmiş diye düşündüğüm film.

    bundan sonrası spoiler içerecek.

    --- spoiler ---

    film gayet güzel başladı. meraklandırdı. engin akyürek zaten tıpkı fatmagül'de canlandırdığı tipleme gibi çekingen, masum, aşık rollerine iyi oturan bir isim. burada da karakterin tutuk halini çok güzel yansıtmıştı. öyle ki, o tutuldukça ben tutuldum, içimi aynı onun gibi sıkıntı bastı. yalnız en başta, eylül'ü yazın gördüğü zamanki haliyle filmde verilen karakter biraz farklı gibiydi. orada hani neredeyse gidip tanışacaktı kızla, evlenme meselesini düşünürüz gibi bir laf bile söyledi içinden. ama sonradan verilen "tek" karakteri o cesareti bile gösterebilecek bir tip değildi.

    tek'in annesinin bahsi geçti, ama kendisini ortalarda hiiiç göremedik. ben hep o anneyle ilgili bir sahne veya bir gizem bekledim. çünkü belli ki oğlunun hayatında dominant etkiye sahip. hemen kızla buluşacağını haber vermesi, evin anneye ait olması bunu yansıtan sahneler.

    ayrıca neden bu kadar ürkek bu tekin? denize bile giremiyor, yüzme bile bilmiyor. dans etmekten utanıyor. çekingen... daha bir sürü şey... ama altyapısı yok. neden böyle? cevap yok. öyle işte. bunu böyle kabul etmen gerekiyor. o öyle saf, masum ve çekingen. annesi var ama ortada yok. böylesine mahcup bir çocuk tek başına adada hayatını idame ettirmeye çalışıyor.

    bir de o küçük kız var. tekin'in en yakın arkadaşı ufaklık. en sonunda bile o bomboş eve gelmiş, yalnız başına bir şeyler yapıyor. eylül tekin'i soruyor, o cevaplıyor. korkuluğu gösteriyor. o kadar. havada kalan bir başka karakter daha.

    filmin en hayal kırıklığı yaratan sahnesi de eylül'ün o çok korktuğu (o kadar ki telefona sarılıp arkadaşından kendisini almaya gelmesini isteyecek kadar korktuğu) neden...

    kızımız meğer aynadaki "aşık" görüntüsünden korkmuş... offf, hayır. lütfen. yapmayın.

    ben ne hayal etmiştim biliyor musunuz? hani o "anne" vardı ya, hah, işte o annenin mezarı ya da "korkunçlu" ölüsü falan var o korkarak baktığı yerde. yemin ederim buna bağlayacaklar sonunu sandım. hani olur ya öyle, tekin'in annesi aslında seneler önce normal sebeplerden ölmüş, ama o anacığına çok bağlı olduğu için kafasında onu hala yaşıyor zannedip onunla konuşuyor, dertleşiyor sandım. mezarı da hemen evin bahçe kısmındaymış falan. işte tekin o yüzden öyle çekingenmiş, mahçupmuş, kendi dünyasındaymış. kız da o manzarayı görünce çok korkup hemen telefona sarılmış şeklinde bağlayacaklar sonunu diye düşündüm. tabii benim senaryoma göre, tekin onu sakinleştirmeye çalışacak, konuşacak, konuştukça da kız olayın aslını anlayacak, çocuk annesi öldükten sonra içine kapanmış falan deyip haklı bulacak, sonra arkadaşları gelecek ama onlar olayı bilmedikleri için kavga dövüş olacak, tekin zarar görecek, kız kendini sorumlu tutacak.

    amma da yazmışım kafamda.

    ama yok, kız aşıkmış, o yüzden korkuyla telefona sarılıp arkadaşının onu kurtarmasını beklemiş.

    ayrıca son sahnede keşke tabelada meseleyi halledemedim tadında bir şeyler yazmasaydı. çok zorlama olmuştu.

    eylül'ün kumsala yazı yazdığı sahnede de hissedemedim o duyguyu, geçmedi.

    --- spoiler ---

    ama yine de oyuncuların kimyaları uymuştu. yukarıda bahsettiklerim dışında filmin diğer kısımları güzeldi. pazar akşamında sinemada izlemek keyif verdi. boşluklara çok takılmayacaksanız izleyin.
256 entry daha