şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
31 entry daha
  • üzerinde minicik lego yazan yassı silindirlerin bağlı olduğu küçük parçacıklara lego denir. bir zamanlar, bu yassı silindirlerin sayesinde birbirine tutturulan parçaları kıç kıça ekleyip canınız ne isterse yapabiliyordunuz.

    lego, dünyada yapılabilicek en keyifli işlerden biridir. alınırdı bir kutu lego, mesela bir postane (ki benim ilk göz ağrımdır) kutunun içinden bir şablon çıkar, bu şablonda da postanenin nasıl yapıldığı basamak basamak gösterilirdi. benim genellikle karşılaştığım sorun, (tabii ki postane kadar basitlerinde diil, pöeh) yapmaya başladıktan üç beş basamak sonra eğer taa başlardaki ufak bi ayrıntıyı atlamışsam işin içinden çıkamamamdı. bazen de inşaat biter ama parçalar artar, ulan nerde neyi eksik yaptım diye bütün şemayı baştan başa tekrar incelerdim. lego yaparken özellikle de uzay treni gibi koca şeylerde, (kutuların sağ üst köşelerinde beyazla yazılmış lego kodları vardı, uzay trenininkinki 6990'dı, daha yükseği de yoktu, eee...) bütün poşetleri açar, bütün parçaları saçar, sonra da şema önümde başlardım sayıklamaya... "ince ikiliii, ince ikili kırmızıııı...", sonra "10 lu ince siyaaaaaahh..." neyse, saatler boyu ayaklarım kıçım uyuşurdu ama sonunda itfayeyi de dikerdim.

    aklıma gelen başka bir şey de, bozarken yaşanılan sorunlar üzerine. ince parçalar birbirlerinden kolay kolay ayrılmazdı, bunları ayırmanın en geçerli yolu dişlemekti, bundan dolayıdır ki, ilk alınan (dolayısıyla en eski) legoların pek çok parçası diş izleriyle doludur, yeni alınanlarsa çiziksiz gıcır gıcırdır.

    peki soora? ne bok yenicek itfaye istasyonuyla? (dudaklarımın kenarlarında ki havyarları silip belirtiyim, koca bi şehrim, apayrı bir de uzay üssüm vardi) legonun kötü yanı buydu işte... oturup saatlerce oynanmazdı, ama saatlerce yapılırdı. tek çözüm kalırdı böyle durumlarda: itfaye'yi, postaneyi hamburgerciyi birleştirip bi nuhun gemisi yapmak. işte legonun asıl keyfi bundan sonra başlar zaten.

    lego'nun bi de sosyolojik boyutu var onu da inceliyim eksik kalmasın. lego'nun ortamı harikadır. işsiz güçsüz adam yok, herkes görevinin bilincinde, hayatından mutlu, sürekli sırıtan bi yüz ifadesiyle ortalıkta dolaşır. deli gibi de tatmin yaşadıkları her hallerinden bellidir, hatta dikkat ediniz legolar şirinler'den bile daha toz pembe bi hayat sürerler ve de teknolojileri de aşmış durumdadır. evet, şirinler de üremez, ama en azindan bir bebek şirin vardı öyle değil mi? bunca lego yaptım, ne bir bebek, ne de bir bebek arabası görmedim. (yıllar sonra bir ara "sadece kızlar için" pembe legolar çıkmıştı, onları tabii ki ciddiye almıyorum). aslında pavyon ya da kerhane gibi setler de üretildiğini de görmedim, halbuki polisi, itfayesi, tam teşekküllü 4 yatak kapasiteli hastanesi vardı.

    gel zaman git zaman, parçalar özelleşti. şimdi buraya "(bkz: evrim)" demem gerekir, ama baktım çok fazla laf dönmüş o başlık altında o yüzden burda kısaca açıklamaya çalışiyim. lego'yu lego yapan şey az çeşit çok parçayla, çok çeşit az şey yaratabilmenizdi. oturur, o minik yapi taşlarıyla aklınıza ne gelirse yapabilirdiniz. ama geçenlerde göz attığımda gördüm ki parça çeşitleri çoğalmış, abuk ubuk, koca koca, cins cins, tür tür, hayatta da şablon'un şemanın dışında kullanılamayacak parçalar çıkmış, yani parçalar türleşmişti. (üstüne bi de elektronik bilmemneler gelmiş, üstelik fiyatı da kol gibi olmuş, eskiden bu kadar pahallı diildi bu meret).

    evrim de budur işte! eğer uygun ortam sağlanırsa, organizma çeşitliliği artar ama, zaman geçtikçe ortama uyum sağlayamayan özellikler de elenir. burda da aynen bööle olmuştur, lego "tutmayın beni!" diyip çoşmuş, çeşit arttırmış (mesela kasklar değişti zaman içinde, önlerine inip kalkan çok havalı camlar takıldı) sonra duramayıp işin bokunu çıkarmış yavaş yavaş da bulunduğu yerden inmiştir. (starwars vs. icraatları...) halbuki istiyen alsın starwars bebeklerini, bende imparator vardı, çok da iyiydi.

    malumunuz devir bilgisayar devri, benim kız kardeşim evcilik oynamadı hiç, ama sims oynuyo sürekli.

    idda ediyorum, lego komedi işlere girmeyip kendini kurtarıcak bi çıkış yolu bulabilseydi, herkes saatlerce lego yapar mutlu olur, para ve bolluk içinde yaşar, ülke de kalkınırdı, ama olmadı, olamadı olayın tabiatından dolayı.
583 entry daha