şükela:  tümü | bugün
71 entry daha
  • 12 mart 1995 akşamı özellikle alevi vatandaşlarımızın yoğunlukta yaşadığı gazi mahallesi'ne bir taksi gelir. uzun namlulu otomatik silahlarla araçtan ateş edilmeye başlanır ve dört kahvehane ile bir pastahane taranır. kahvehanelerin birisinde çay içen halil kaya isimli bir alevi dedesi vurulur ve oturduğu sandalyede öylece can verir. beşi ağır, yirmi beş kişi yaralanmıştır. ateş edenler hiç acele etmeden polis karakolunun dibinden geçerek ağır ağır karanlığa karışır.

    olay duyulunca binlerce insan gazi mahallesi'nde toplanmaya başlar. fakat devlet tam dokuz saat boyunca ne bir polis, ne bir savcı, ne bir sağlık ekibi ya da herhangi başka bir yetkili gönderir. oturduğu sandalyede öylece can vermiş olan halil kaya ise savcı gelmediği için saatlerce yerinden bile kıpırdatılamaz.

    maraş, çorum ve sivas katliamlarında devletin kışkırtıcı rolünü unutmamış olan alevi yurttaşlar hiçbir yetkilinin tam dokuz saat boyunca olay yerine gelmemesinden dolayı giderek hiddetlenir. sonunda savcı gelir, raporunu tutar ve dedenin cesedi kaldırılabilir. fakat amaçlanan olmuştur. binlerce insanın isyan etmesinin önüne artık hiçkimse geçemez.

    çıkan olaylar özellikle kanaat önderlerinin çabalarıyla birkaç gün sonra yatışmaya başlar. ortalığın tamamen sakinleştiği gece ise bir polis panzeri cemevinin önüne kadar gelir ve aniden panzerden otomatik silahlarla cemevine ateş edilir. alevi bir yurttaş vurularak ölür ve günlerce sürecek olaylar tekrar alevlenir.

    yetkililer, olaylar tam yatışmışken bir polis panzerinden cemevine ateş edilmek suretiyle insanların tekrar kışkırtıldığını şiddetle ret eder. fakat bir gazetecinin tesadüfen çektiği bir fotoğraf yıllar sonra ortaya çıkınca herşey açıkça görülür.

    olaylar tamamen sona erdiğinde 22 insan hayatını kaybetmiştir. yaralananların sayısı tam olarak bilinmiyor. her zamanki gibi olay önce pkk'nın üzerine yıkılmaya çalışılır. fakat herşey istanbul'un göbeğinde yaşandığı için bu suçlama bu sefer tutmaz. hanefi avcı gibi isimler yıllar sonra zaten bu işin arkasında ancak devletin olabileceğini itiraf etmişlerdir. sadece 20 polis yargılanır ve davalar yıllarca sürer. devletin kontrolündeki medya sayesinde polisler kahraman, davacılar ise vatan haini ilan edilir. kahvehaneleri kimin taradığı, olaylar tam yatışmışken panzerden kimin ateş ettiği hiçbir zaman ortaya çıkmaz. sonunda sadece iki polis suçlu bulunur. onların da cezası ertelenir.

    fakat devlet bu olay sayesinde 28 şubat darbesine giden sürecin temelini atmayı başarmıştır. tırmandırılan şiddetin bahanesiyle sadece 1995-2000 yılları arasında 100 milyar doların üzerinde bir savunma harcaması yapılır. yıllık toplam ihracatımızın yaklaşık 20 milyar dolar olduğu bir dönemde üstelik.

    1995 yılında le monde gazetesi fransız şirketlerinin silah sattıkları ülkelerde büyük miktarlarda rüşvet dağıttıklarına dair belgeler yayınlamıştı. türkiye sadece bu dönemde fransa'dan 8 milyar dolarlık silah alımı yapmıştır.

    olan biteni kendisine sunulan haberlerin izin verdiği kadarıyla anlamaya çalışan insanlara terörün yanı sıra bir de şeriat geliyor korkusu işlenebilirse birileri saltanatlarının en az bin yıl hiç sarsılmayacağına inanır. (bkz: 28 şubat bin yıl sürecek)

    1970, 1980 ve 1990'ların gerçeklerini bilmeden bugünleri anlamak mümkün değil: #39911543 ve her vatansever aslında vatansever değil, her vatan meselesi ise vatan meselesi değil.
22 entry daha