şükela:  tümü | bugün
50 entry daha
  • günlerdir orda burda çılgınca abartıldığını gördüğüm, hakkında yazmak istediğim ancak bugün fırsat bulabildiğim film.
    hakkındaki bu inanılmaz yaygaranın başarılı bir pr çalışması olduğunu düşünüyorum. çünkü hakkında hiçbir şey duymamış olan beni bile ilk hafta sonunda salona götürmeyi başardı.

    --- spoiler ---

    öncelikle başarılı bir hikaye denemesi olduğunu söylemeliyim. yönetmen, etrafında olan biten şeyleri biraz amerikanvari bir hikayeyle, kolay izlenir bir film haline getirmeyi iyi becermiş. filmi bu anlamda gayet başarılı buldum. ancak filmin neden bu kadar abartıldığı konusunu hala anlamış değilim. farklı bir şeyler yapmak isteyen yönetmenleri takdir etmekle beraber, sanki dünyanın en iyi işini yapmışçasına hiçbir eksiğini söylememek bana bir acayip geliyor.

    öncelikle filmin çok major bir eksiği var, bunu oynayan oyunculardan tutun, iyi bir sinema gözü olup da bu filmi izleyen her seyirci görmüştür. film, ilginç bir hikaye yaratmak adına olaylara abanmış, ancak karakterlerini inanılmaz cılız ve boyutsuz bırakmış. ben izlerken oynayan oyunculara gerçekten üzüldüm, özellikle ilker kaleli'ye, adamın elinde sıfır malzeme var resmen. filmdeki karakterler o kadar sığ ki, benim izlerken ağzım açık kaldı. neden o tepkileri verdiğini anlamadığımız bir dolu karakter, bir kamyon dolusu replik atmalarına rağmen karakterlerin hissiyatları hakkında hiçbir fikir vermeyen bölümler... film farklı bir atmosfer yaratmak uğruna, ilgi çekici ama boyutsuz karakterler benim için ok demiş ki bu, filmi inanılmaz güçsüz ve sıradan kılıyor. filmde bazı oyuncular bazı karakterleri parlatmış evet.. tardu flordun, esra bezen bilgin ve aytaç uşun özellikle ellerinden geleni yapıp güzel performans sergilemişler, resmen yoktan var etmişler ancak diğer karakterler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. yönetmen resmen bazı karakterlere torpil geçmiş. izlerken bazı karakter ve bölümlerin çok özensizce yazıldığı ve üzerine çok düşünülmediği izlenimi aldım. bu nedenle de karakterler özelinde çizilmeye çalışılan detaylar da anlamsız ve bir parça komik olmuş. ok, eve giren martı, ilker kalelinin oynadığı karakterin martı dövmeleri, bize kırılganlık vs hatırlatıp ve hatta çehov'un martısına kadar götürüyor. ama cenk o kadar boyutsuz bir karakter ki bunlar yapıştırma detaylar olarak kalmış.
    bence üzerine biraz daha düşünülse çok kült ve farklı bir film olabilirmiş silsile, ancak bu haliyle vasat bir deneme olmaktan öteye gidemiyor. önemsediği ilk projesini çeken her yönetmen gibi ozan açıktan da sahneleri repliklere boğarak; her sözü, her durumu anlatma yoluna giderek bir şeyleri çözmeye çalışmış, ancak ortaya kimi sahnelerde özellikle korkunç manzaralar çıkmış. filmin sonuna doğru 3 karakter (cenk, ece, faruk) arasında geçen yüzleşme sahnesi izlediğim en becerilememiş sahnelerden biri olarak hafızamda yer etti. balya balya laf söylüyor herkes, ama müsamere tadında bir sahne.. filmin açık ara en kötü sahnesiydi. en güzel ve umut verici bölümse, filmin açılış sekansıydı, hiçbir sözün olmadığı ama buna rağmen bizim her şeyi anladığımız, filmin en güçlü sahnesiydi. artık sonrasındaki hayal kırıklığımı varın siz düşünün...
    --- spoiler ---
    biz her şeyi abartmayı çok seviyoruz, ortada umut verici bir şey olmakla beraber, birçok yeri sorunlu da bir film var. keşke biraz eleştirerek takdir etmeyi öğrensek...
99 entry daha