şükela:  tümü | bugün
285 entry daha
  • türk insanında mevcut olan muhteşem bir ötekileştirme duygusu var. yani bunu sadece akp seçmeni için söylemiyorum, hepimiz için söylüyorum.

    özellikle iç anadolu insanının bağlı olduğu değerlerin başında din gelir. sizi içki içerken görsünler, fişlerler. bekar kadınsanız biriyle el ele gezerken görsünler fişlerler. bekar erkekseniz de fişlerler gerçi. siyah torba dedektörü gibi çalışırlar. bekara ev vermezler, evlilerde çocuğu var diye şikayet ederler.

    daha kıyı kesimlerinde atatürk bir tabu olmaya başlar. atatürkçülük abartılıp bir kült haline getirilir. öğrenci andı gibi totaliter bir anlayışın ürünü ant kaldırılınca yaygara koparılır mesela. atatürk'e gelen en ufak bir eleştiride linç kültürü başlar.

    ülkenin dört bir yanı böyle ötekileştirici düşüncelerle doludur. hayır ben yapmıyorum diyemezsiniz, mutlaka bu kültürün içinde bulunmuş bir insan bu ötekileştirmenin de bir parçası olmuştur. başka ülkelerde de yok mu? var tabii. ama en azından bu ülkedeki kadar şiddetli ve fraksiyonlar halinde değiller.

    ne bileyim mesela ingiltere'deki göçmenlere, almanya'daki göçmenlere yapılan ötekileştirmenin, ayrımcılık; bundan 20 sene öncesine nazaran sözü bile edilemez. zaten bundan ayrı olarak, ana etnik kimliğin içinde başka ötekileştirme sebepleri de yoktur öyle.

    ak parti bu ötekileştirici dili çok iyi kullanıyor. sadece kendine oy verecek kitleyi karşısına almıyor, geri kalanı ötekileştirmenin en uç noktasına götürüyor. odtü'ye terörist, ateist diyor. chp'ye beceriksiz diyor. baktı ki cemaatten bir oy gelmeyecek, onları karşısına alıyor. baktı ki ölen bir çocuğun annesinden kendisine oy gelmeyecek onu karşısına alıyor. ak partinin oy alamayacağı kitle, kendi seçmenine "bunlar düşmanlar" diye işaret ettiği kitledir.

    peki neden bu tavır işliyor? tabii ki en başta bahsettiğim bu ötekileştirme huyumuz yüzünden. ak parti din ekseni üzerine kurulmuş bir parti olduğu için, "bunlar ateist" hitabını kullanmakta bir sakınca görmüyor. ateist olmak kötü mü? yoksa suç mu? ikisi de değil malesef ama, ak parti seçmenine göre zaten öteki olduğu için bu ağız kabul görüyor.

    genellikle bu ötekileştirme huyumuz bizi "biz vs onlar" ikilemine sürüklediği için de, ak parti seçmeni bu kadar potansiyel tehdit karşısında yine ak partiye oy veriyor. ak parti kendi dezavantajını bile, karşıt kitlenin yüzünden ortaya çıkan bir durum olarak tanıtarak avantaja çeviriyor, bu ağzı kullanmaya devam ediyor.

    bunu nasıl düzeltiriz, ne yaparız bilemiyorum. en başta aile ve eğitim geliyor. ancak dediğim gibi, tüm türk toplumu olarak daha küçük yaşta "ötekileştirme" geleneğimizi çocuklara aktarmakta çok başarılıyız. çocukların üzerindeki otoriter tavrımız da bunun bir örneği. "yabancılarla konuşma, yabancılardan bir şey alma, bilmediğin yere gitme" diyerek çocuğa yanlış değil de öteki olanın kapılarını kapatıyoruz.

    şöyle bir çıkın bakın sokağa, kaç kişi kedi seviyor? kedi sokakta yaşayan herhangi bir canlı, kedi sevmenin bir sebebi olması gerektiğini düşünüyoruz hepimiz. kimisi "ay ben korkarım" diyor, kimisi "ay bu pistir" diyor, kimisi "ne gerek var" diyor. oysa bir kedi ile iletişim kurabilmek, empati yapabilmek bile bu sorunun çözümü adına, daha çocukken atılacak bir adım.

    yazdıkça da örnek veresim geliyor da, sonuncuyu verip bitireyim. 6 yaşından itibaren öğrenilmesi gereken, öğrenilen paylaşım duygusu nasıl köreliyor? benim oyuncağım, benim kalemim, benim silgim, benim ders notum, benim başarım diye sürüp giden ben serüveninde suçlu olan kim? neden hepimiz olamıyoruz?

    ben bu açıdan ne aileden, ne de bu ötekileştirmenin kaymağını yiyen kesimin elindeki eğitimden umutluyum. hiçbir zaman, tamamen çökmeden toplanmamız gerektiğini hatırlayabilen bir toplum olmadık.
66 entry daha