şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • spinal anestezi ile genel anesteziye ihtiyaç kalmadan gerçekleştirilebilen bir ameliyat.

    ve çok daha fazlası...

    hayatımda daha önce ameliyat olmamıştım. sabah akdeniz üniversitesi'ne gittik. ilk sıradayım. soyundum falan, donla kalmalı. ameliyat elbisesini de giyiledim bi güzel. beni ameliyathaneye götürecek personel geldi. şöyle bi baktı falan, 'vaay vaay' dedi, 'ehhe selamlar abi' dedim. 'seni sünnete de ben götürmüştüm yau, tey tey 20 küsür yıl oldu' dedi. tesadüfün bu kadarıydı.. (sünneti ameliyattan saymadım fark ettiyseniz) velhasıl, komikli diyaloglar eşliğinde tavana bakaraktan ameliyathanenin yolunu tuttuk. beni teslim etti, bol şans diledi.

    bir takım hemşireler, asistanlar, personel fln doluştu odaya. seviyenin düşeceği şakalara geçmek üzereydiler ki, 'doktor yakını beyler, doktor yakını' gibisinden fısıldamalarla şöyle bi toparlanıldı.. akabinde, bacağı traşlamaya başladılar. aklıma, 'ne kadar zamanda uzar lan?', 'diğer bacağı da traşlasam mı sonra?' gibisinden sorularlar gelirken, titrediğimi farkettim. şöyle bi kafamı çevirdiğimde, içerisinin 19 derece civarı olduğunu gösteren dijital termometreye gözüm ilişti. üşümem normaldi, heyecan veya korku yoktu. çok geçmeden bir hemşire geldi ve üzerimi örttü, 10 sevap points'i cukkaladı. teşekkür ettim. akabinde anestezist geldi. 'spinal olacakmışsın' dedi. 'vala öyle dediler' dedim. kuyruk sokumunun bir 10 santim küsür yukarısına verdi iğneyi, bastı ilacı. şöyle 1-2 dakika fln geçti. sol bacakta hafif hafif kendini bırakmalar başlamıştı, lakin asıl bacak, sağ bacak, bana mısın demiyordu. bekledik bekledik. ı-ıh. 'alla alla' dedi, 'normalde şu an çoktan etkisini göstermesi lazımdı' dedi. bi ter basmadı değil o an! genel anestezi uygulanacağını anladığım esnada operasyonu yapacak olan doktor geldi. şöyle bir hatrımı sordu fln, şakalaştık. (seviyeli) o gitti, anestezist, damar yolundan ilacı basıladı, 'kısa bi süre içinde etkisini gösterir' dedi. netekim, çok geçmeden, bi 15 sn içinde kafası gelmişti. 'aaa' dedim. 'kafası geldi..' (demedim). o bayılmaya geçiş anını hala hatırlıyorum, ilginç bir deneyimdi.

    >>fast-forward>>

    pencerelerden içeri güneş dolan bir odada gözlerimi yavaş yavaş açışımı ve duvardaki saate bakışımı hatırlıyorum. 12 bir şeydi. 9 buçuk küsürde uyuduğumu varsayarsak, eh işte bi 3 saat baygın kalmışım. iyi hissediyordum. o çokça bahsettikleri, genel anestezi sonrası uyanış evresinde karşılaşılan bulantı hissinden eser yoktu, memnundum. dizim de ağrımıyordu üstelik, baya memnundum diyebilirim. doktorlar geldi bir takım sorular fln.. sonra, 1 veya 2 gece kalacağım odaya transfer oldum. damar yolu açılmış, serum şıkır şıkır damlıyor. iki adet diren takılmış (diren şakası yapmayacağım). sonra bizimkiler geldi, moralim iyi. doktor başarılı geçtiğini söylüyor ameliyatın. yine sağ bacağımın quadriceps'inden alınan bir parça ile, yani otogreft yoluyla ön çapraz bağ tamir edilmişti. menüsküsümdeki yırtık da dikilebilecek cinsten olduğu için komple almaya gerek kalmamıştı. e baya memnundum durumdan.

    taa kiiii; ilk etapta yapılan ama istenilen seviyede tutmayan spinal anestezinin etkileri yavaş yavaş geçene ve ben de sağ dizde yapılan once işlemi, onca kurcalamayı inceden hissetmeye başlayana kadar...

    evet, sıkıntılı bir ağrı mevcuttu artık. ha serumun içinde ağrı kesici de mevcuttu; lakin tabi bi yere kadardı. kendimi, acı ve ağrı eşiği nispeten yüksek biri olarak kabul ederim. o yüzden, düşük eşikli arkadaşlara yarışmada başarılar dilerim.. (tamam, o kadar abartılı bi ağrı değil)

    devam ediyorum... bir takım egzersizler gösterdiler; quadriceps kas grubunu çalıştıran bir takım egzersizler. ağrısa da yap dediler. yaptım haliyle, ağrıdı da.. bu noktada koyvermemek lazım, ileriyi düşünüp, o andan fedakarlık etmek lazım.. saat başı buz tedavisi uygulanıyordu. hemşire rotasyonlarında ise iş size düşüyor, yeni hemşireye hatırlatmanız gerekiyor. ağrıya alışmıştım, arada uyukluyor, sonra gelen hemşireyle iki muhabbet fln gayet iyidi her şey.

    sonra bi ara baba geldi, elinde ördek vardı; dırınırııım! gayet de kolay işeniyor ördeğe; hatta normal hayatta da buna benzer bir çözümün olabileceği tezimi sağlamlaştıran deneyimler yaşadım diyeyim. [ha bu arada yukarıda bahsetmedim, spinal anestezi belden aşağısını komple uyuşturan bir metot. etkisinin geçmesi ise ayaklardan başlıyor ve yukarıya doğru ilerliyor. ördek gelmeden önce bir süre malum bölgeyi sıfır hissettiğimi ve inanılmaz bi panik yaşadığımı da antrparantez belirtmeden geçemeyeceğim, yok böyle bi his!(sizlik)] velhasıl, ördek ile imtahanı geçmiştim, sıkıntı yoktu. direnlerde de sıkıntı yoktu. biri yarıya kadar dolmuş, diğerindeyse neredeyse sadece boruyu doldurmaya yetecek bir kan akışı mevcuttu. memnundum, ertesi güne çıkarım düşüncesi mutlu ediyordu..

    o gece hastenede kaldım. baba refakatladı sağolsun. sabaha karşı bi serumu yenilediler 6 gibi. sonra bi kahvaltı. ara ara uyuklamalar falan derken vizit zamanı gelmişti. uzman doktor peşine taktığı 4-5 asistanla birlikte hal hatır sormalı, inceden de gidişata bakmalı bir ziyaret gerçekleştirdiler. kısa sürdü. istediğim soruları soramadan, tabiri caizse tüydüler. öğlen oldu. öğleden sonra oldu. ördek doldu da doldu.. değiştirmeye hemşire gelmeyince, değneğime uzandım ve bir çılgınlık yapıp ayağa kalkıp tuvalete gittim, peşimde direnler.. tabii ki basmadım (denedim gerçi). işi hallettim, sıkıntı yoktu. 1 saat içinde güzel haber geldi, taburculanıyordum. akşamüstü 6 gibi, tekerlekli sandalyenin gelmesini bekleyemeden, sağ bacağı sürüye sürüye, değneğin de yardımıyla arabaya kadar gittim. e yanımda kapı gibi kardeşim vardı tabi, hellal zem! eve gelmiştim. ördeği de alıladım tabi yanıma. hastanede sadece 1 gün kaldığım için memnundum. 2 gün sonra başlayacak olan acı tufanından habersiz, kendi yatağımda yatmanın huzuru ve dizimdeki makul derecedeki acı ile uyudum.

    3. gün paso yatarak geçti. serumun içindeki ağrı kesicinin artık vücuttan tamamen çıkmasıyla birlikte ağrılarım artmıştı. ama net söyleyeyim, alışıyorsunuz. o ağrıyla yaşamaya alışıyorsunuz.. doktorum, 'dayanılmayacak kadar ağrın yoksa ağrı kesici alma' ekolündendi. ben de o ekole gönül veren biri olduğum için ağrı ile yaşama psikolojisine iyice girdim. antienflamatuar da almıyordum. ördekti, kitaptı, müzikti, uyuklamalardı, yemekti fln derken zaten gün bitiverdi. zor da olsa uyudum.

    sabah oldu. e 4. gün olmuş artık hafif hafif ayaklanayım yau dedim. ve yatay pozisyondan dikey pozisyona geçiledim. 15-20 saniye içinde duyduğum acı, işte o acı, daha önce duyduğum/hissettiğim hiçbir acıya benzemiyordu! ayağa kalkmamla birlikte, sanki üst vücudumdaki bütün kan, ameliyatlı bölgeye toplanıyor ve bir kan fırtınası, bir tufan başlatıyordu! ayakta durmak namümkündü! hemen yattım geri. yatınca kan geri çekiliyor ve her şey 1 dakika içinde normale dönüyordu. ama artık hareket etmem de gerekiyordu. doktor o şekilde tembihlemişti. ve fakat, ayağa kalktığım andaki o tuhaf acı, yürüme isteğimi minimuma düşürüyordu... ama zorladım kendimi... odamla salon arasında attığım voltaları, hayatımda gerçirdiğim en zor, tattığım en acılı zamanlar olarak niteleyebilirim, net!

    4., 5. ve 6. gün bu acayip acı ile geçti. beni bu satırları yazmaya iten de yine bu acı oldu. yürümek istemiyordum, gerektiği kadar yürümüyordum da.. egzersizlerimi yapıyordum, orada bir sıkıntı yoktu. hayat devam ediyordu, keza iyileşme de..

    7. gün, artık son 3 gündür olduğu gibi, istemeye istemeye, korka korka tuvalete gitmek için ayağa kalktım sabah. çok iyi hatırlıyorum, o kan fırtınası acısı bir önceki günkü gibi değildi, hatta baya bi dinmişti. sevindim. müjdeli haberi bizimkilere verdim. sevindiller. bu noktada şunu söylemek istiyorum, aile desteği gerçekten çok önemli.. moralinizin bozulduğu zamanlarda sizi ayakta tutacak desteği veren birilerinin yanınızda olması çok mühim. hepsine ayrı ayrı sevgilerimi iletiyorum (oscar'a bağlamak).

    8. gün. doktor kontrolü. gittik sabahtan, kan fırtınası yerini meltemlere bırakmıştı artık. kapıdan girdim. şakalaştık falan. hemen bu inanılmaz acının sebebini sordum. normalmiş. hareket etmek ile ters bir orantıya sahipmiş. ne kadar çok yürüme, o kadar az kan fırtınası hissi! yani öyle çok acıyor diye yürümemezlik yapmayın, etmeyin. şöyle bi sıyırdım dizi, bandajları çıkardı. görüntü hoş değil tabi çok, yapacak bi şey yok. dizimi 80 dereceye kadar kırabiliyordum, iyi dedi. ama oturur pozisyondayken, diz arkasını yere değdirme hareketinde eksiklerim olduğunu, daha çok egzersiz yapmam gerektiğini söyledi. ve allassen değneği bırak dedi. nasıl yani dedim. baya bırak dedi. bıraktım. ve doktorun yanında olamanın da verdiği güvenle adım atmaya başladım. lan!? yürüyordum. tabi ki aksıyordu sağ bacak, ama baya bildiğin basabiliyordum, değneksiz! ve ben bastıkça, o fırtınadan melteme dönen kan basınç hissiyatı da sıfıra dinmişti! odadan çıkarken artık değnek sağ elimde öylesine taşıdığım bir aksesuardı, memnundum. bir hafta sonra dikişleri alırız dedi.

    >>fast-forward>>

    15. gündeyim. her geçen gün iyileşen bir diz ile 6 gece geçirmiştim. yine sızılarım vardı, yalan söylemeyeceğim. gece uyutmayan cinsten. o ara diazem basıladım. biraz işe yaramıştı. arada dayanamayıp parol de almıştım. ama gittikçe normale dönmek iyi hissettiriyordu. artık değneksiz dışarılara çıkıyordum. lakin uzun süreli oturmak iyi gelmiyordu. o ayak illa uzatılacaktı!

    artık dikişlerin alınması an meselesi. antienflamatuar kullanmadığım için şişlikler hala kendini belli ediyor. hematomlar da artık yeşilden sarıya döndü dönecek (önce kırmızı, sonra mor, sonra yeşil sonra da sarı).

    sonuç olarak 2 hafta içinde çok da şikayetimin kalmadığı bir evreye gelebildim. bir 15 gün içinde de artık dizimi iyice kırabilecek ve ağrısız, rahatça yürüyebilecek duruma geleceğimi düşünüyorum. doktorum ameliyat tarihinden itibaren 3 ay sonra spor salonunda bacak çalışmaya başlayabileceğimi söyledi. onun dışında 1,5 ay içinde pedal çevirmemi ve yüzmemi önerdi. tabi ki diğer fizik tedavi hareketlerini aksatmadan yapmalı.. iyi bir fizik tedavi dönemi ve bacak ağırlıklı bir program sonunda 8 ay içerisinde zorlayıcı sporlara dönebileceğimi müjdeledi. (tenistir, snowboarddur...)

    artık iyileşme sürecinin sonuna yaklaştığım için bu yazıyı da burada sonlandrıyorum. bu ameliyatı geçiren veya geçirecek olan herkese şimdiden geçmiş olsun diyorum.

    bonus: ha nasıl mı sakatlandım; bir köpeğin üzerinden atladım ve 6 yıl önce tenis oynarken döndürüp katlanarak üzerine oturduğum dizim tekrar aynı şekilde döndü... insan hayret ediyor; 30 yaşına gelmiş, neden böyle atraksiyonlara giriyor?
23 entry daha