şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
5223 entry daha
  • bazen hayat kurtarır.

    şofben zehirlenmesi: bu konuda bilgili bilgisiz herkes aynı salaklığı yaptığı için şofbenler banyolardan alındı, artık bildiğiniz üzere mutfağa ya da havalandırması uygun yerlere takılması zorunlu hale getirildi. şofbenler banyodayken her gün bir zehirlenme haberi duyardık. ben de herkes gibi, "insanlar ne salak yahu, şofbenin ateşine arada bir bak, sönerse git hemen kapat, bunda ne var ki", derdim. olay öyle değilmiş.

    şofben ortamdaki oksijeni azaltıp, önce sizi bayıltıyor, bir süre daha yandıktan sonra oksijen azlığından yarım yanmaya geçerek öldürücü darbesini karbonmonoksitle vuruyormuş.

    ---

    mantar zehirlenmesi: şimdilerde pek duymuyoruz. taşra ve köylerden şehir merkezlerine büyük göçlerin yaşandığı 90'lı yıllarda sıkça duyardık:"bütün mahalleli acil servise kaldırıldı, topladıkları mantarlardan zehirlenen...". ben de yine herkes gibi, "insanlar ne salak yahu, bilmediğin mantarı niye toplarsın ki", derdim. burada da olay öyle değilmiş.

    örnekleme yaparak anlatırsam: uzun yıllar anadolu'nun bir köyünde yaşamış aile şehre göçüyor. evin büyüğü dede, nine her kimse, köyünde belki bir ömür hep mantar toplamış, mantar konusunda bilgisinden kimsenin şüphesi yok. o ana kadar zehirlenen de olmamış. baharla birlikte tüm mahallenin kadın ve çocukları düşüyorlar bu yaşlı mantar uzmanının arkasına. torbalar dolusu mantar topluyorlar. o kadar eminler ki topladıkları mantarların zehirsiz olduğuna, akşam hepsini pişirip yiyorlar. sonrası malum, acil servis. salak değiller elbette ama bilmedikleri bir şey var:

    zehirsiz olarak bilinen bazı mantarlar yetiştiği ortama göre zehirli olabiliyor ya da ancak laboratuvar koşullarında ayırt edilebilen başka bir zehirli türle karıştırılabiliyor. yıllarca köyde yenen mantarın istanbul'da zehirli olma ihtimali çok yüksek; denizi ayrı deniz, havası ayrı hava. örneğin, marketten aldığımız kültür mantarı, yetişme ortamı (bkz: kültür) kontrol altına alındığı için zehirsiz olması garanti edilebilmektedir. yine zehirsiz benzer türden başka bir mantar var ki zehirlisinin adına boşuna köygöçüren dememişler. kısacası aynı tür mantarın zehirli olması (ki zehirli haline biyologlar aynı tür mantar demiyorlar) sizin ne kadar biliyorum demenize ve doğanın insafına kalmış.

    ----

    hatalı sollama: öğrendiğim zaman ufkum öyle bir açılmıştı ki, artık ufka bakınca kıçımı görebiliyordum, o denli. malumunuz arabayla geç tanışmış bir milletiz. hele klimalı arabalar 90'ların sonunda yaygınlaştı. daha önce sıcak havalarda uzun yolculuklara akşam üstü çıkar, gece boyu direksiyon sallardık. 80 ve 90'lı yılları yaşayanlar bilirler, her gün bir kaza haberi duyar, her haberde de hatalı sollama lafını sıkça işitirdik. yine her zaman olduğu gibi ben de "ya millet ne salak, yapma işte hatalı sollama, bu kadar mı zor düz yolda gitmek" derdim. işin aslı öyle değilmiş.

    2000'lerin başında bir trafik şurası toplanmıştı. ecevit hükümeti zamanıydı. hatırlarsınız, radar uygulamasından önce uyarı levhalarının zorunlu hale getirildmesi gerektiği yönünde görüş birliğine varılan trafik şurası... işte o şuradan bir trafik uzmanı aynen şunları anlattı tv ekranından: "ölümcül kazaların hemen hemen tamamına yakını hatalı sollama sonucunda meydana gelmektedir ama zannetmeyin ki hatalı sollamayı yapan kişi bunun bir hata olduğunun farkında. olay şöyle gelişiyor. kuşluk vakti ya da akşam vakti, hava henüz tam kararmamış ya da tam aydınlanmamış. hava, arabaların farlarını yakmayı gerektirecek kadar karanlık ancak farların sürüş yolu üzerine baskın ışık düşürmesini sağlayacak kadar karanlık değil. işte tam bu vakitlerde kamyon, tır ve otobüs vb geniş ve yüksek farlı araçların önünde seyreden binek araçların farlarından çıkan ışık hüzmeleri, arkalarındaki (kamyon, tır, otobüs vb) yüksek ve geniş araçların ışık hüzmeleri ile birleşip, aynı david copperfield gösterisinde olduğu gibi, binek aracın tümüyle görünmez hale gelmesine yol açıyor". uzmanımız, hatalı sollamalarda bu konunun, kaza esnasında alın alına ve hiç hız kesmeden çarpışmalar gerçekleştiği tespitinden sonra ortaya çıkarıldığını söylüyor. yani, sollamaya çıkan kişi kendinden o kadar emin ki, ör. yol düz, çok uzakta bir kamyon var, dolayısıyla sollamaya çıkabilirim, yol boş diye düşünüyor ve hatta hiçbir önlem almadan doğrudan sollamaya çıkıyor. çıkar çıkmaz da kamyonun önünde gizlenmiş binek araçla alın alına çarpışıyor. çarpışmalar bu şekilde gerçekleştiği için ölü sayısı yüksek ve hatalı sollama istatistiklerde üst sıralarda. işin tuhaf yanı, bu tür hatalı sollama kazalarına kurallara uymayanların değil, ne acı ki kurallara uyanların maruz kalması da kuvvetle muhtemel.

    uzmanın önerisi şu: "hava kararmak ya da aydınlanmak üzere iken, lütfen trafiği terk edin, mola verin. hava tam kararsın ya da aydınlansın öyle devam edersiniz".

    ben bu programdan sonra bu konuya çok dikkat ettim. hatta "bak yol boş ama vınnnnn.. bu araba nereden çıktı, gördün mü, anlatmıştım", diye yanımdakilerle bir kaç kere konuşmuşluğum vardır. bir defasında, tam afyon çıkışında hava kararmak üzereyken trafikten çıktık. 10-15 dakika oyalandık. sonra tekrar yola koyulduk. 500 metre ilerde dehşet bir kaza! ilk gelen biziz kaza yerine. yardım, vs bitti. sonrasında olay yerini incelemiştim. öyle pek kural tanımaz bir kaza değildi. iki binek araç kafa kafaya girmişti ve birinin arkasında otobüs vardı. o da zorla durabilmiş ve önündeki binek araca arkadan hafifçe çarpmıştı. tipik bir far hüzme kazası idi.

    benim önerim de şudur: o saatlerde trafikten çıkın ama çıkamıyorsanız, arkanıza kamyon, otobüs, tır benzeri geniş ve yüksek farlı araç almayın. diyelim ki aldınız. bu durumda karşınızdan size doğru gelen birden fazla araç var ise ya da gelen bir araç konvoyu ise, içlerinden bir aracın sollamaya çıkma ihtimali mutlaka olacaktır. bu araçları uyarmak için bir eliniz mutlaka selektörde olsun. tehlike oluşturabilecek mesafeye gelmeden önce mutlaka belli periyotlarda selektör yakın. çünkü bunu her zaman yapmayacaksınız, sadece 1. arkanızda yüksek geniş araç varken, farlar henüz keskin görüş sağlamıyorken (akşamüstü veya sabaha doğru) ve karşıdan biden fazla araç geliyorken yapacaksınız. bu da başınıza ayda yılda bir gelir. gelir ama kaza yapma riskiniz neredeyse en yüksek halde olacaktır. dolayısıyla selektör yapın, bırakınız küfretsinler, ölmekten iyidir.

    son yıllarda bu tip kazalar, yani far hüzmesi-sollama hatalı kazalar azaldı. bunun bir nedeni, araba farlarında yapılan uluslararası düzenlemeler. artık hüzme bırakan eski tip ışıklar düzenleme dışı bırakıldı. tabi bir de, artık çift şeritli yollar çoğaldı ve bir de klima olduğu için gündüz seyahat edebiliyoruz. ama yine de siz kamyon önüne gizlenmiş 2000'lerden önce alınmış araba ile her an kafa kafaya girebileceğinizi unutmayın derim. özellikle bayramın 1. gününden son gününe kadar olan sürede, bayram trafiği azalmasına rağmen bu tip kazaları sıkça görüyorum. ör: eski bir kartal, doğan ile başka bir binek araba çarpışmış, kamyon, otobüs türü bir araç da kartal, doğan türü arabanın arkasından çarpmış. izleyin, sıkça göreceksiniz.

    ----
    ben bu yazdıklarımı, her tanıştığım insana, yolda, belde, savaşta, barışta anlatmaktan bıkmadım. umarım siz de anlatırsınız. bir can bir candır.

    edit: yanlış anlaşılan yerler düzeltildi, cinsiyetçi olarak anlaşılabilecek anlatımlar ayıklandı.
30093 entry daha