şükela:  tümü | bugün
102 entry daha
  • 1900'lerin başında amerika gayri safıla milli hasılasının %37'ni tek başına üreten bir şehirmiş. düşün, dünya'nın en önde gelen ülkesi ve boyut itibariyle türkiye'nin 4, nüfus itibariyle 3-4 katı, ekonomi itibariyle türkiye ile kıyaslanamaz. tüm avrupa'nın toplam gsmh'ına yetişmiş bir ülke ve bir şehri tüm ülkenin üçte birini tutuyor. radyo, otomobil, tramvay; döneminde altından değerli ne kadar teknoloji varsa üreten bir şehir.

    70'lerde otomobil piyasasının (petrol krizi sağolsun) yeni arayışlara girmesi ile amerika'nın koca motorlu araçlarını alan kimse kalmamıştı geçmişe kıyasla. yerine avrupa'nın ve yeni yeni ortaya çıkan asya'nın tasarruflu araçlarına yönelmişti dünya, amerikan halkı dahil. bu kriz aşıldığında amerikan arabalarının çoğunu ürettiren general motors artık biz de birşeyleri değiştirelim demiş. şu ana kadar kılından tüyüne her birşey değişmiş. ponziac gibi akıl karı olmayan gösterişli araçların üretimi yavaşlatılmış (hatta artık o marka da yok), ucuza üretim için fabrikalar önce amerika içinde hammadde kaynaklarının dibine taşınmış, sonra asya'ya taşınıp avantaj kazanma yoluna gitmiş. şu anda motorların çoğu almanya ve çinde, gövdeler ve baika parçalar çin, doğu avrupa (sırbıstan mıydı bulgaristan mıydı acaba yeni moda?) ve türkiye'ye (minik yedek parça üretimleri) kaymış. general electric yine görüşürüz hacı diyip bölgeyi terketmiş.

    tüm bunlar olurken 85'lerden bu yana zengin ve orta halli kesim de şehirden elini çekmeye başlamış, bu kesimin beyaz, işçi kısmının zenci olması hasebiyle kalan son beyazlar da zenci öfkesine maruz kalmış. detroit suç istatistikleri bir amerikan sitesinde vardı çok manalıydı. yine detroit sokaklarının ghetto'da büyümemiş insanlar için birer intihar bölgesi olduğunu biliyoruz (müslüman iseniz bazen yıttığınıza dair söylentiler de var). bu güvensiz ortam bozulmayı daha da körükleyerek 1990-2009 arası tam bir şehirden kaçış havası yaratmış.

    2009 neden bir dönüm noktası bilmiyorum ancak o yıl detroit'in tam anlamıyla boşaldığı yıl. öyle ki şehir planlarında 100 ev varsa boşaldı cürüdü diye ortadan kaldırılan evlerle 100 evlik mahallenin 10 evlik ıssız alanlara dönüştüğünü görüyoruz. köşk denilecek evler şu anda ağaçlar arasındaki yıkıntılar halinde. şu anda evini terkedenler ise normal müstakil evleri (tek kat 1500 feetkare) 1000-5000, hep hayalini kurduğumuz filmlerde boy gösteren tarzda evler ve köşkler ise (iki katlı iki garajlı 1500-4500 feetkare) 5000-15000 arasında alıcı buluyor.

    şahsen ghetto ortamında hayatta kalabilecek olsam, orada bir köşk alıp bahçesinde çiftçilik yaparım fantaziye bak. bu şehrin dünya'nın süpergücünde bu halde bulunması da ayrıca düşündürücü.

    edit: hakkında yapılan en sağlam analiz http://www.freep.com/…ory-1950-debt-pension-revenue

    ek: bahsettiğim değişimi gösteren bir video ( kwyjibo sağolsun): http://www.liveleak.com/view?i=937_1404673887
59 entry daha
hesabın var mı? giriş yap