şükela:  tümü | bugün
61 entry daha
  • neredeyse tüm entrylerde kız annesine dokundurulan şımarıklık. işin komiği kız annesi diye kızdığımız kadın, bir sonraki düğünde erkek annesi olarak mağdur durumuna düşerken, oğlunu evlendirirken iyice dolmuş anneninse kızına sıra geldiğinde gün benim günüm havalarına girmesi.

    evet özellikle hemcinslerim tüketme konusunda kafayı yediği tartışılmaz. bu sadece evliliklerde sınırlı kalmıyor. düğün, mevlit, sünnet, doğumgünü vs gibi toplum içine çıkılan her türlü olayda durum böyle.

    başörtüsü takmayan annemin çekmecelerinde 100'den fazla yeni yemeni/başörtüsü, 25-30 tane de plastik gül kokulu tesbih buldum. bunlar ne diye sorduğumda mevlitlerde dağıtıldığını söyledi. oysa oraya giden herkesin hem başına örtecek örtüsü, hem de çantasında götürüp kullanabileceği birkaç tesbihi var. annemin yaptığı mevlitte buna vereceği parayı ihtiyaç sahibi bir öğrenciye vermesi için kavga kıyamet ikna ettim, belki böyle bir moda başlar ümidiyle.

    sünnet törenleri ise ona keza. yemekli düğünü ayrı, mevlidi ayrı, kına gecesi ayrı yıkım. annenin, kardeşlerin, halaların, teyzelerin bu törenlerin her birinde giyeceği kıyafette işin cabası.

    çocukların doğumgünü partileri ise başka bir hikaye. daha küçük gruplar olsa da her yıl tekrarlandığından epey bir meblağ oluşturuyor. yılları üstüste toplasan bir düğün parası da onlara harcanıyor.

    bu noktada benim anlamadığım hemen her konuda kendi kararlarını kendi alan genç insanların konu düğün dernek gibi işlere gelince annelerinin sözünden çıkmayan kuzuya dönmeleri. ne zaman evlilik hazırlığı yapan biri ile böyle bir sohbet geçse, şımarıklık gerekçesini annesini üzmemek olarak açıklıyor. "bana kalsa iki şahitle evlenirim, ama annem babam üzülür" bahanesinin arkasına sığınıyor. oysa bu insanların anne babaya karşı diğer tutumlarında aynı hassasiyeti göremiyorsun.

    -güçlü olun annelerinize karşı, her konuda onların kalıpları ile yaşamak istemediğinizi söylerken, evlilik söz konusu olunca bu kabullenme niye?
    -sizin evlenme olgunluğuna geldiğinize aklı kesen annenizi, eşya seçebilme, evlilik şekline karar verebilme yetisini taşıdığınıza niye inandıramıyorsunuz?
    -evlilik öncesi uçuşan özgür ruhları bu süreçte yüz görümlüğü isteme noktasına taşıyan ne?
    -yüzüne damla boya sürmemiş kızlar niye makyaj seti alır?
    -kot pantolonla sevdiğiniz adamı ropdöşambırla görmek istediğinizden emin misiniz?
    -eve doldurduğunuz gereksiz eşyaların sizi kaç tatil/sinema/eğlence vs. den mahrum edeceği hesabını yaptınız mı?
    -her kredi ekstresi geldiğinde sevişmek yerine kavga edeceğinizin farkında mısınız?

    not: bu entry geleneklere sıkı sıkıya bağlı bir çevrede yaşamış/yaşayacak, evlendikten sonra kocasının ve ailesinin sözünden çıkamayacak, otur dendiğinde oturacak, kalk dendiğinde kalkacak genç kızlar dışındakiler için yazılmıştır. bu genç kızlar için; "gün sizin gününüz kızlar, elinizden geleni ardınıza koymayın. hakkınızdır da. zaten erkekten ya da ailesinden bir şey isteme geleneğinin kökünde bu yatmaktadır."

    başına gelse görürüz diyenler için peşin edit: eşimle birlikte karar verip düğün yapmadan 5 dakikalık nikahla evlendik. içimde falan kalmadı, ruhumda onarılmaz yaralar açmadı bu durum. genç bir kızım var, bir gün erkek arkadaşı ile gelip "anne biz oda nikahı ile evleneceğiz" dese alınlarından öperim.
211 entry daha