şükela:  tümü | bugün
113 entry daha
  • extended timeline ve 1.7 patch ile şöyle bir göz gezdirdiğim siyaset sofrası.

    1924 yılında başlayayım dedim. mustafa kemal liderlik koltuğunda. üretim kastım on yıl boyunca, denge siyasetiyle birlikte.

    kah sovyetlere abi bir isteğiniz var mı dedim, kah güneyimdeki işgalci ingiltere ve fransa'ya tırlarla yardım götürdüm, ingiltere'ye lokum gönderdim falan.

    perslerin de tutumu gittikçe sertleşiyordu, arada bulgar ve yugoslav ajanları yakalıyorduk. çok sorun etmedim, ekonomi bozulmasın diye adamların çirkefliklerine bir sandık dolusu türk lokumuyla cevap verdim. üretim ve ticaret iyiye gidiyordu tabi bu arada haliyle.

    atatürk on yıl başkanlık yaptı ardından birisini seçtim. aynı barışçıl politikayla devam ediyordum. anayasal demokrasi ile oldukça stabildi ekonomimiz. persler çılgın atmaya başladı, bunlarda ne var ne yok diye ajan faaliyetlerine başladım. derken, sovyetler, perslere girdi dört-beş şehir kuşattılar ama persler ordularını savaşa sokmadı. savaşa soksalar biliyorlar ki yenilecekler ve ben de karambolde saldıracağım.
    neyse, bunlar iki şehrini ruslara feda etti ama savaş sonlanmadı, beklemeye geçtiler.

    bu süreçte ordu kastım, doğuya yığdım ama sayı olarak kafa kafayayız yine de. fazlası ekonomimi kötü etkilerdi. tam karar verdim, savaş sebebi de hazırlamıştı sağolsun ajanlar. aynı gün bir haber, bulgaristan, yunanistan ve yugoslavya bana savaş açmış. neyine güveniyorlarsa sanki. bunların amına koydum bir güzel ama ilerlemedim içlerine, misak-ı milli'yi koruduk ve savaş tazminatı ödettim.

    bu arada, almanya, mısır ve macaristan ittifakım. kolay kolay savaş açılacak durumda değilim de. ekonomiye devam ettim, atatürk'ten sonra gelen başkan dördüncü kez seçilmişti. her seçildiğinde de kişisel puanı artıyordu, oh dedim ne güzel adam süper komutan olacak.

    derken bir haber... bu amına koduğumun oğlu dikdatörlüğünü ilan etti. üretim acayip düştü. adamı o kadar yıl seçtirmeseydim keşke derken adam ismet paşa oldu amk.

    ismet abi'nin yaşına baktım 63. iyi dedim ölür bu, kurtuluruz. yönetim biçimini de değiştiremedim dikdatörlük olunca. neyse bu piç öldü, oh dedim seçim falan olur. bunun doğurduğu tahta geçti krallık oldu ülke. 30 yaşında varismiş beyefendi. şimdi deniz kuvvetleriyle tatbikata çıkıyor, komutanlara 10 km yüzün yoksa asarım hepinizi diyor.

    hayır, sen neden dikdatörlük ilan ediyorsun? takıl çankaya'da biz seni zaten seçiyoruz. emrinde binlerce işçi. şimdi ne oldu, oğlunun yaptığı hareketlere bak.
    köye gezi yapıyor, davul ile karşılayan çiftçiye, 'hadi bir oyna da görelim' demeler, 'biz krallığız bizden mucit çıkmaz' demeler, boğaz'da viski yudumlayıp 'ooah dünya varmış' lafları falan.

    hayır, gelen turistlerin başına rehber koyduk, ülkeyi bizim belirlediğimiz güzergahta geziyorlar aynı kuzey kore'deki gibi. rezalet ortaya çıkmasın yeter ki.
    üretim mi? turistlere yol üstünde göstermelik dükkanlar açtık, yoksa elektrik bile üretemiyoruz. önemli ziyaretçiler gelince şehrin ışıklarını açıyoruz.
    yoksa gece uydu fotoğraflarında falan hep karanlık şehirler. bir gün anlayacaklar güçsüz olduğumuzu.*
1143 entry daha